İnsani ve mesleki yakınlıklar
Paşa kafasına bir kere koymuştu: Büyük taarruzu yapıp kurtuluş savaşını başlatabilmesi için muhakkak Anadolu’ya geçmesi gerekiyordu. Zira, İstanbul’da kaldığı 6 ay zarfında ilişkilerini Harbiye Nazırı olabilecek düzeye getirmemişti. Şişli’deki evde yapmış olduğu bütün çalışmalar da milli mücadeleye Anadolu’dan başlamasının doğru olacağını gösteriyordu. Nihayet bu kararın alınmasını sağladı. Şimdi sorun, mümkün olduğunca geniş yetkilerle Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun’a çıkmasıydı. Saray tarafından verilmiş olan yetkileri az buluyordu, yetkileri arttırılmalıydı. Yakın arkadaşı Ali Fuat Cebesoy aracılığı ile Başbakan Damat Ferit’in verdiği bir yemeğe katılmıştı. Yemeğe, Çanakkale cephesinden tanıdığı Genel Kurmay Başkanı Cevat Paşa da davetli idi. Cevat Paşa, Mustafa Kemal’in Samsun’a gitme kararının alınmasında çok yardımcı olmuştu. Beraber yemekten çıktıktan sonra Nişantaşı’ndan Teşvikiye’ye doğru kol kola yürürlerken, Cevat Paşa, samimi bir şekilde, “Bir şey mi yapacaksın Kemal?” diye sordu? Paşa da “Evet Paşam bir şey yapacağım!” diye cevap verdi. “Allah muvaffak etsin!” dedi ve konu kapandı. Bir başka önemli konuşma da Müfettiş olarak Samsun’a gideceği artık belli olan Atatürk’ün, Genelkurmay İkinci Başkanı Diyarbakırlı Kazım Paşa ile konuşması olmuştur. Mustafa Kemal Paşa, halâ mümkün olduğunca geniş yetki elde etmenin peşindedir. Tesadüfen Genel Kurmay’da karşılaşırlar. Kazım Paşa olaydan habersizdir. Atatürk anlatır ve verilenlere ek olarak iki, üç yetki daha istediğini Kazım Paşa’nın kulağına söyler. Kazım Paşa’nın sorusu da aynıdır: “Bir şey mi yapacaksın Kemal?” Cevap da aynıdır: “Evet Paşam!” der. Kazım Paşa Mustafa Kemal’in istediği bütün yetkileri içeren kağıdı imzalamaz ama mühürleyerek verir. Strateji hazırlamak gereğinde insani ve mesleki yakınlılardan yararlanmayı da elzem kılar!
Bir var olma veya yok olma savaşı
Kanımca en anlamlı konuşmayı ise, Büyük Taarruzdan on beş gün kadar önce, taarruz planını ayrıntılı hale getiren Atatürk’ün, Akşehir’de bulunan komutanlarla konuşmak için Garp Cephesi Komutanlığı’na gitmek üzere yaptığı kısa taktik seyahati sırasında, yaveri Salih Bozok’la yaptığı konuşmadır. Bozok olayı şöyle anlatmaktadır: “Trenden Biçer İstasyonunda indiler. Ama tam makam arabasına bindiğinde derin bir nefes aldılar. “Rahatsız mısınız Paşam?” diye sordum, “Değilim” dediler. “O halde dedim bir şey düşünüyorsunuz galiba”… Şu cevabı verdiler: “Düşündüğümü tatbik edecek zamana sahip olursam cihanın gözlerini kamaştıracak bir askeri meydana gelecektir!” Kabaca, düşüne düşüne büyük taarruzun stratejisini kafasında çizmiştir: Yunanlılar taarruzu kuzeyden beklemektedirler. Yunanlıların bu beklentilerini kuvvetlendirmenin doğru olacağını, ama taarruzun onların beklediklerinin tam tersine güneyden Afyon istikametinden yapılmasının uygun olacağını can alıcı nokta olarak hesaplamıştır.
Strateji budur işte…
Yunanlıların bu beklentilerini daha da kuvvetlendirmek için İsmet Paşa’ya emir vermiş ve 100-130 bin askerin, gündüzleri cephenin doğu sınırının ortasından kuzeye doğru yürütülmesini; akşamları da tam tersine, hiç belli etmeden, Yunan’a gözükmeden yavaş yavaş cephenin güneyine yürüyerek orada belirteceği plana göre konuşlandırılmasını istemiştir. Asker, her gün önce kuzeye doğru, Yunanlılara göstere göstere “bakın biz cephenin kuzeyine gidiyoruz” demek istercesine bilerek ve tozu dumana katarak yürümüş, biraz dinlendikten sonra da, geceleri tekrar kuzeyden cephenin güneyine dönmüş ve yürüyerek güneye inerek konuşlanmıştır. Bu hareketlilik her gün Yunan keşif uçaklarınca da takip edilmiş ve artık Türklerin kuzeyden taarruz edeceklerine dair kanı iyice güçlenmiştir.“Atatürk’ün, “Yunan’ı Anadolu’ya getirmekten başka bir şey yapmayan ve bundan güya ileride İstanbul’un işgali halinde pay kapman peşinden olan ve bu yolla Yunan’ı da kahraman yapacak olan” İngiliz ordusuna mensup Bir İngiliz istihkam subayı” gelip de cephenin sağlamlığı hakkında,”Türkler burayı 6 ayda geçemez!” diye rapor vermesi bu kanıyı daha da kesinleştirmiştir. Çok güçlü bir tahkimat kurduklarına inanan Yunanlılar da cephenin güneyinin üstüne fazla gitmemişler, daha ziyade kuzeyde Eskişehir yönünde konuşlanmışlardır. Nitekim harekatı idare eden Yunan generallerinin hepsi de o civarda yakalanmışlardı. Ama yine de asker sayısı ve silah bakımından Güney’de tertibat alan bizim ordumuzdan çok daha üstün olduğunu belirtmek gerekir. Mustafa Kemal Paşa öyle zeki bir stratejistti ki, Yunanlıların kısa zaman içinde bozguna uğrayacaklarını ve akabinde de Afyon-İzmir demiryolu hattı üzerinden trenle İzmir’e kaçacaklarını da düşünmüştü. Bunu önlemek için, Fahrettin Altay Paşa’ya süvarileriyle Yunanlıları arkadan da çevirtmiş ve tren yolunu da tahrip ettirmişti. Savaş sonrasında, ortaya çıkan sonuca, anlı şanlı Yunanlı komutanlar olmak üzere tüm dünya şaşırdı. Hatta Yunanlılar, “Küçük Asya Felaketi” olarak andıkları bu yenilgilerinin sorumlularını “Altılar Davası” adı altında yargıladılar ve 6 yüksek rütbeli subaylarını kurşuna dizdiler! Ama onları İzmir’e taşıyan rezil İngilizlerden kimse hesap sormadı.!
Özay Şendir’in sözüyle “Ne çektin be Mustafa Kemal Paşa!” Şam’dan, Halep’ten Trablusgarp’a, Çanakkale’den Samsun’a nerelere gittin, nerelerde savaştın, ne kadar çok strateji ve taktik düşündün! Ama sen de, silâh arkadaşların da rahat uyusunlar… Çünkü hiçbir güç, kalbimizdeki Atatürk sevgisi ve Kuvayı Milliye ruhunu yok edebilecek kadar kuvvetli değildir. Sen dediklerini yaptın ve bizlere sundun. Ama biz koruyamadık!. “Millet, yürüyeceği yolu pek büyük bir isabetle seçmiştir ve bu yolun sonunda parlayan saadet güneşi bütün açıklığı ile görülmektedir” dedin ama beceremedik! Seni, tüm silah arkadaşlarını ve şehitlerimizi saygıyla anar, rahmet dilerken, tüm milletimizin “Cumhuriyet Bayramı”nı kutlarım.
(Son)
**
Ecolive Hasat Festivali,
Pazar günü yapılacak
Ecolive Hasat Festivali, pazar günü Akdeniz köyünde yapılacak.
Kuzey Kıbrıs Turkcell iletişim sponsorluğunda, Lapta Alsancak Çamlıbel Belediyesi ile Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın katkılarıyla Akdeniz köyünde, Ecolive Zeytin bahçelerinde sabah saat 08.00’de başlayacak hasat etkinliği gün batımına kadar sürecek.
4ü’ncü kez organize edilen etkinlikte katılımcılar dalından zeytin toplama fırsatı bulacak, zeytin ağaçları arasına kurulacak Kıbrıs’a özgü yiyecek-içecek ve el sanatları stantlarından alışveriş yapabilecek.
Festival alanı girişinde Kıbrıs’ı konu alan sergi açılacak. Kıbrıs Türk Sanayi Odası tarafından kurulacak stantta hasada katılan çocuklara zeytin fidanı hediye edilecek, Avrupa Birliği tarafından kurulacak stantta ise çocuklara verilecek özel tohumlar toprakla buluşturulacak.
LAÜ Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nün kalitesi AHPGS akreditasyonu ile tescillendi
Beş yıllık akreditasyon
Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ), akademik gelişmelerine bir yenisini daha ekleyerek, eğitim kalitesini uluslararası bağımsız akreditasyon kuruluşları tarafından belgelendirmeye devam ediyor. Sağlık Bilimleri Fakültesi’ne bağlı Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Almanya’nın, Yüksek Öğretim Kalite Kuruluşlarından biri olan Sağlık ve Sosyal Bilimler Akreditasyon Kuruluşu (Accreditation Agency in Health and Social Sciences) tarafından beş yıl süre ile akredite edildi.
Sağlık ve Sosyal Bilimler alanında çeşitli eğitim programların akreditasyon çalışmalarını yürüterek eğitim kalitesinin yükseltilmesini amaçlayan Accreditation Agency in Health and Social Sciences (AHPGS), bölümde sunulan müfredat içeriği ve kalitesi, öğretim üyeleri, kurumsal ortam ve kalite güvencesi gibi kriterleri ele alarak, LAÜ Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü değerlendirdi.
AHPGS Akreditasyon Değerlendirme Komitesi, değerlendirme ziyaretinde, Rektörlük, Fakülte Dekanı, Bölüm başkanı, öğretim üyeleri, araştırma görevlileri ve öğrencileri ile ayrı ayrı bir araya gelerek değerlendirmeler yaptı. AHPGS komitesi yaptığı değerlendirmeler ve üniversite ziyareti sonucunda, Lefke Avrupa Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nün gerekli kriterleri sağladığını belirtti. Dosya incelemesi ve yüzyüze görüşmeler neticesinde, AHPGS Uzman Raporları adı geçen bölüme iletilerek bölümün 30 Eylül 2028 tarihine kadar beş yıl süre ile akredite edildiği bildirildi.
Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden yapılan açıklamaya göre; “Çok kültürlü, uluslararası bir eğitim ortamı bulunan ve çeşitli ülkelerden öğrencisi olan Beslenme ve Diyetetik Bölümü, bu prestijli akreditasyon ile eğitim kalitesini tescillemiştir. Bu uluslararası akreditasyonu üniversitemize kazandırma sürecinde bize sonsuz destek sağlayan Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Ali Yükselen’e, tüm üniversite yönetimine, Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyelerimize, öğrencilerimize ve diğer paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Lefke Avrupa Üniversitesi’nin verdiği kaliteli eğitimin uluslararası geçerliliğinin artmasını görmekten büyük mutluluk duyuyoruz” denildi.





Yorumlar kapalı.