AÇIK VE NET SAVAŞ KIŞKIRTICILIĞI: İran Savaşı bahanesiyle Güney Kıbrıs’a yapılan askeri yığınakların kalıcılaştırılması, hatta Fransa’nın bir askeri üsle ödüllendirilmesi planları ivme kazanırken, Güney Kıbrıs’a İsrail Merkava MK3 tankları alımı için temaslar yürütülürken, Ege’deki bazı adaların da İsrail’e kiralanması entrikası gizli şekilde geliştirilirken, BM Genel Sekreterliği makamında sayılı günleri kalan Antonio Guterres’in Temmuz ayında bir görüşme masası daha kuracağına ilişkin belirtiler var… Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin ile bu konuda çalışmalar yapmaktaymış…
Olası bir Kıbrıs savaşının kaygılarını taşıyanların yorumuna göre müzakere masasının kurulması savaş riskini ortadan kaldıracak bir gelişme olurmuş!.. Boş yorumlar ve geçersiz umutlardır bunlar… Çünkü İran’ın müzakere masasında oyalanırken o masadaki muhatapları ABD ve İsrail tarafından amansızca vurulduğu güncel küresel gerçektir…
Durumlar vahimdir dolayısıyla… Olası bir Kıbrıs savaşı buralarda sınırlı kalmaz ve Ege’ye de yayılır… Yunanistan Lozan Antlaşmasını çiğneyerek Ege’deki adalarını birer askeri üsse dönüştürmekle kalmadı… “Ada kiralama” oyunuyla şimdi İsrail’i de işin içine sokmaya çalışıyor… Gözü doymaz yayılmacı İsrail o adalarda turizm yapacak değildir herhalde… Yunanistan’ın göz ardı edilmemesi gereken bir tasarısı daha var.., İsrail’le yapacağı dayanışmayla Ege’de karasularını 12 mile çıkarmak gibi bir tasarı… Ki bu, başlı başına savaşın kapılarını açmaktır…
Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarması durumunda, Ege Denizi’ndeki uluslararası suların neredeyse tamamı yok olur ve Ege bir Yunan denizine döner… Türk gemilerinin hareket serbestisinin kısıtlanacağı nedeni ile ulusal egemenliğinin yok olacağını ısrarla duyuran Türkiye bu konudaki kesin tavrını çoktan almıştır… Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarmasını bir savaş nedeni (casus belli) sayan Türkiye bu konudaki kararlılığını Türkiye Millet Meclisi’nde (TBMM) onaylatarak dünyaya da duyurmuştur… Bu karar her halükârda geçerliliğini korumaktadır… Yunanistan’ın 12 mil tezini fiiliyata dökmesi Türkiye’ye “savaş ilanı” yetkisini ve hakkını vermektedir o TBMM kararına göre…
***
SAMİMİYETSİZLİĞİN DİK ALÂSI: Kıbrıs’ta bulunmaktan hep mutlu olan ama kuzey ada yarısını ziyaret etmekten hep kaçınan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen, son ziyaretinde adadan ayrılmadan önce Rum basınına verdiği bir demecinde, Kıbrıs sorunu çözümünün ‘bölgesel istikrarın anahtarı’ olduğunu söyledi ve çözümün mutlaka sağlanması gerektiğini vurguladı…
Kıbrıs sorununun çözümü cadı kazanına dönüştürülen bölge için bu kadar önemli demek ki…
Ne var ki, bu hatunun çözüm konusundaki samimiyeti ciddi kuşku kaldırır… Kıbrıs’ın kuzeyine varil aralıklarından iki büklüm bakacağına neden kuzeye geçip siyasal çözümle ilgili görüşlerini Türk tarafına yüz yüze söylemez?…,
AB’nin destek verdiği projelerin yerinde görülmesi ve denetlenmesi için bile bu tarafa uğramayan AB yetkilileri!..
Ursula Hanım, söylemlerinde hep iki toplumlu federasyondan söz ettiğine göre, Kıbrıs sorunundaki taraflardan birini, yani Türk tarafını da inkâr etmemiş oluyor…
İnkâr edemediği Kıbrıs Türk tarafını varil aralıklarından izleyip yine de yok saymak, hayalindeki çözüm modelini baltalamak değil midir peki?..
***
AL HABERİ HOLYWOOD’DAN: Holywood’un ünlü bilim kurgularından “RoboCop” (Robot Polis) görsel öykülerinin geçmişi 2014 yılına dayanır… RoboCop’ların öyküsünün başlangıcı da gerçekten çok ilginçtir ve yılların ötesinden günümüze göndermelerde ve hatta kehanetlerde bulunmaktadır…
Kurgu öyküye bakalım:
İran’a başarılı bir “özgürlük operasyonu”nun yapıldığı ve artık İran kentlerinin sokaklarında güvenliği ABD askerlerinin değil, son derece teknolojik ABD robotlarının sağladığı, günümüze yapılan o eski göndermelerin odağında olan fantezidir… Bu geliştirilmiş robotlar tek taramada “özgürlük operasyonu”nun muhaliflerini belirlemekte ve “hedef budur” sinyali ile derhal onu yok etmektedirler…
İran sokaklarındaki bu başarılı robotik güvenlikten ilham alan ABD’li yüksek teknoloji uzmanları “bizim metropollerimizdeki suçlar ve suçlularla etkin mücadele edecek robot polisleri de neden üretmeyelim?” hevesiyle ve 2 milyar 6 milyon dolar harcayarak o meşhur sinemasal robot polisi icat ediyorlar…
Şehir eşkiyaları tarafından vurulmuş, ağır yaralı ve ölmek üzere olan genç bir polisin kurtarılabilen organizmasının yüklendiği yarı insan ve yarı mekanik bir yaratıktır bu RoboCop…
Bu sinemasal fantezi ABD’nin “özgürlük götürmek” gerekçesiyle İran’ı işgal etme niyetinin, Hollywood senaryolarına yansıyacak kadar ilham verici olduğunu ve ne kadar eskilere dayandığını ifşa etmekle kalmıyor… ABD rüyasının çürümüşlüklerini de teşhir ediyor…
Çünkü efendim tonla dolar harcayarak yarattıkları suça ve suçlulara hoşgörüsüz RoboCop, ABD yönetim mekanizması içindeki kötü niyetli rüşvetçileri belirleyip teker teker imha etmeye başlıyor…
Ne öykü ama, değil mi?..
Ahmet Tolgay
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.