Kalpten teşekkür ederim, yazılarıma gösterdiğiniz olumlu ilgi için. Çoğu zaman, fikir beyan etmenin, duruş sergilemenin kolay olduğunu söyleyemem. Bu bakımdan görüşlerinizi ayrıca kıymetli buluyorum.
Eğitimciler usulünce hep paylaşımda bulunur, genç nesiller alabildiğince bundan pay alır. Belki ihtiyacı kadar belki istediği kadar. Doğal olarak ben de bu ruhla cümleler kuruyorum. Arzu ederim ki satırlarda kalmasın bu düşünceler, toplumsal dönüşümlere, iyiliklere vesile olsun.
Gün içinde irili ufaklı yapılan yardımlar, dalga oluşturup gülümseyen yüzler şeklinde topluma yansır. Atılan her bencil adım ise olumsuz yönde yaşamı zorlaştırır.
Bu kadar basit ve etkili bir gerçeği göz ardı ederek yaşamak bana göre akıl dışıdır. Oysa inanç temelimizde. kendi aklımıza danışmak çok değerli bir mertebededir. Hiç araştırmadan, bilginin peşine düşmeden, körü körüne bir düşüncenin esiri olmak, insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülüktür. İnsan kendi aklını kullanmalıdır. Bunun tek yolu ise bilgiler edinmektir. Çoğul yazdım çünkü disiplinler arası bilgi bağı kurulmadan bir yere varılamaz. Gerçek bilgi değerli olduğu için sanki biraz gölgede, kenarda, köşede gizleniyor. Bence doğru kişilerce keşfedilmeyi bekliyor.
Temel inanç sistemimiz ana felsefeyi aktarırken aynı zamanda yardım etmeyi doğru zeminde değerlendirmek gerektiğini de işaret eder. Aksi halde kaostan başka bir sonuç alınmaz.. Yardım etmenin, bir usulü olmalı, sevk edeceği sonuçlar iyi hesaplanmalıdır. Hesaplanmadan edilen yardım karşıdaki insana ve dolayısıyla içinde bulunulan topluma en çok zararı verir. Politik anlamda yapılan yardımlardan çocuk yetiştirirken bireysel gelişimini engelleyen yardımlara kadar konu genişletilebilir.
Akıl yolunun bize gösterdiği gibi hakkaniyet temelinde yapılacak yeni açılımlara ihtiyaç vardır. Bu açılımlar insanoğlunu kaotik ortamlardan uzak tutar. İçsel doygunluk, yaratıcılık ve huzur seviyesi bakımından yaşam kalitesini yüceltir.
Bir başka deyişle ana felsefeden uzak, günlük çıkarımlara yakın, düşünmeden, hesaplanmadan, kelimelerin içi boşaltılarak yapılan yardım ya da iyilik görünümündeki konulara dikkat edilmeli, özen gösterilmelidir. Ana felsefeye yakınlık ise bilgiden yine okuyup araştırmaktan geçer.
Sadece bilgi toplamaktan söz etmiyorum. Edinilen bilginin yorumlanması adeta sentezlenmesi esnasında insani yaklaşımlara ihtiyaç duyulur. Yukarıda “ana felsefe” olarak bahsettiğim kavramı, “yaşamın ruhunu tanıma, anlama” olarak açabilirim.
Özetleyecek olursak, özellikle genç nesilleri yaşama hazırlamak üzere bilgi paylaşımı yapılırken aynı zamanda yaşamın temel manası, felsefesi arasındaki bağ özenle kurulmalıdır. Bu bağı kurmadan ya da herhangi bir karar alınırken, ben istedim oldu yaklaşımı ile hareket edilirse nereye varılabileceği iyi hesaplanmalıdır.
Ayşe Aslan
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.