Orta Doğu’da barış darbe üstüne darbe alırken, Türkiye’nin, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları dahil, bölgede istikrarın sağlanabilmesi için sarf ettiği olağanüstü çabalar takdirle karşılanıyor. İsrail’in Kanal 14 televizyonu bile Türkiye’den ‘bölgenin en istikrarlı ülkesi’ diye söz etmesi garip değil mi?
İsrail, bulunduğumuz coğrafyayı karıştırmaktan zevk alan bir ülke olarak isim yapmıştır. O kadar ki, halkı İran ile süren 40 gün savaşı nedeniyle sığınaklarda yatmaktan usanmış, ‘yeter artık’ diyerek yöneticilerine isyan eder hale gelmişti. Daha geçen gün bu tür manzaraları çeşitli ülkelerin televizyon ekranlarında izlemiştik.
Türkiye kanalları bir yana, daha çok yabancı kanallar, İsrail yönetiminin hukuk dışı, Filistin’e yapılanlarla insanlığı hor gören davranışlarını dünya kamuoyuna göstermektedir. Son olarak İsrail’e yeni parti silah temini konusunda bile Kongrede birçok üyenin “Bu bizim savaşımız değildir” diyerek karşı çıkması büyük anlam taşımaktadır. “Bu noktada biz, İsrail’in peşinden gitmek zorunda değiliz” anlamında mesaj veren Kongre’nin birçok üyesi, ABD’nin İsrail’in emellerine alet olduğunu belirterek bundan kurtulmak gerektiğini savunmuşlardır.
İsrail’in, Gazze, Batı Şeria, Doğu Kudüs, İran ve son olarak Lübnan’a göz dikmesi binlerce insanın hayatını kaybetmesi, binlercesinin de yaralanmasına neden olmasını dünyanın gözlerinden kaçırmak mümkün değildir. Bu yüzden birçok ülke, İsrail’le arasına mesafe koymuş bulunuyor.
İsrail’in bir süreden beri Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile sarmaş dolaş olması boşuna değildir. Türkiye’yi Kıbrıs’ta sınamak istemekte, ancak tereddüt etmektedir. Çünkü Türkiye, bu doyumsuz ülkeye Suriye’de alan açma fırsatı vermemiştir. Bütün mesele budur.
“Türkiye’nin düşmanı benim dostumdur” ilkesiyle hareket etmeyi benimseyen İsrail, Güney Kıbrıs’ı silah bakımından da desteklemektedir. Bu üçlü stratejiye, ‘tencere tekerlendi kapağını buldu’ da denilebilir.
Sözün özü, İsrail’in Kıbrıs üzerinde yapmakta olduğu hesaplar Türkiye tarafından çok iyi bilinmektedir. Son olarak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ı kabulünde TC – KKTC ilişkileri ele alınmış ve Erdoğan, İran’daki savaş bahanesiyle bazı Avrupa ülkelerinden Ada’ya gönderilen askeri unsurların kalıcı olmaması gerektiğini ifade etmiştir.
Erdoğan, Türkiye’nin KKTC’nin savunulması için her adımı atmaya hazır olduğunu bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Türkiye olarak, Kıbrıs Türk’ünün hak ve menfaatlerinin çiğnenmesine asla izin vermeyeceklerini belirtmiştir.
Erdoğan ve Erhürman Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde görüşmüştür.
Bu arada KKTC de dahil, 150’den fazla ülkenin devlet ve hükümet yetkilileri Antalya Diplomasi Forumu’nda bir araya gelmiş bulunmaktadır. “Yarım tasarlarken belirsizlikle baş etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan himayelerinde gerçekleşirken çalıştaya Cumhurbaşkanı Erhürman’dan başka, Başbakan Ünal Üstel ve diğer hükümet yetkilileri ile bazı siyasi temsilciler de katılmaktadır.





Yorumlar kapalı.