7 Aralık 1941 tarihi, dünya tarihi açısından önemli bir gündü… Zira 80 yıl önce bu tarihte, Japon hava kuvvetleri yüzlerce uçaktan oluşan büyük bir filo ile, Amerika’nın Hawaii-Honolulu’da bulunan deniz üssüne baskın bir taarruzda bulunarak Amerikan deniz ve hava kuvvetlerine büyük bir darbe indirmiş ve bu darbe, Amerika’nın II. Dünya Savaşı’na girerek savaşın kaderini değiştirmesine yol açmıştı.
Baskın taarruz ve stratejisi
7 Aralık 1941 tarihi, Pazar gününe, yani bir tatil gününe rastlıyordu. Japonlar bu günü özellikle seçmişti. Bunun yanında taarruz saatini de, tatil günlerinde genelde insanların uyudukları bir saat olan sabah 8 öncesi olarak belirleyerek ikinci sürprizlerini yapmışlardı. Taarruz planı akıllıcaydı zira nöbetçiler dışında tüm birlik personelinin rehavet içinde olduğu bir gün ve saatte, görevli olan personelin toplanıp görev yerlerine gelebilmeleri çok zordu. Nitekim Honolulu tepelerinde konuşlandırılmış bulunan Amerikan mobil radarında görevli olan askerler de radar ekranında gördükleri kalabalık nesnelerin Japon uçakları olduğunu çok geç anlamışlar ama yine de nöbetçi subayına telefonla haber vermişlerdi. Fakat, herhalde, gece nöbetinin sonuna doğru uyku bastırmış olan subay, “saçmalamayın!” diyerek zavallı askerleri azarlamıştı. Saat 8’e birkaç dakika kala başlayan taarruz, doğru düzgün bir mukavemetle karşılaşılmadan, limanda bulunan ve sekiz tanesi ağır zırhlı olan 20 Amerikan savaş gemisinin isabet alarak harekât kabiliyetlerinin yok etti. Bunların arasında bulunan USS Arizona çok önemli bir zırhlı idi ve batışıyla birlikte 1000 kişilik personelini de beraberinde götürdü. Bunu 400 personelini beraberinde götüren USS Oklohoma izledi. Arkasından, California, West Virgina, Pensylvania, Utah, Maryland, Tenesee ve Nevada adlı savaş gemileri de hareket edemez hale geldiler. Bombalanan askeri limana yakın olan hava üssünde yan yana konuşlandırılmış olan ve destek uçakları yanında, çoğunluğu o zamanın mükemmel av bombardıman uçağı olan “Spitfire”lardan oluşan 300’ den fazla uçağın da kullanılamaz hale getirilmesi ise Japonlar için çok kolay oldu. Baskında 2 bin 400 Amerikan askeri ile 68 sivil öldü ve bin’den fazla insan da yaralandı.
Japon kurmaylarının, başta Amerika olmak üzere tüm dünyayı şaşırttığı bir başka nokta ise, Japonların, hiç beklenmedik bir şekilde, ülkelerine millerce uzak olan Honolulu’da konuşlanmış bir üssü hedef seçmesi olmuştur. Zira Honolulu, Japonya’dan uzak, Amerika’ya yakındı! Bu nedenle Amerikan istihbaratı, Japonların Honolulu’ya saldıracaklarına, müttefiklerin Amerika’ya yakın olan üslerine saldırabilecekleri bilgisini Başkan’a veriyorlardı. Doğu Hint Adaları, Singapur veya Hindiçini bu tür üslerin bulunduğu yerlerin örnekleriydi. Bu nedenle Amerikan silahlı kuvvetleri Honolulu’da özel bir önlem almadığı gibi, en önemli deniz üssünü ve onları koruyacak olan çok sayıda av bombardıman uçağını da bu adada konuşlandırmıştı. Bu kadar önemli ve korunmasız bir hedefi Japonlar kaçırır mıydı?!
Amerika’nın II. Dünya Savaşı’na girmesi
Evet bu başarıyla plânlanmış bir baskın taarruzdu ve “baskın basanındır” deyişine uygun olarak gerçekleşmişti. Ama Amerika 1940’larda da emperyalizm peşinde koşan bir devletti. Pasifik ve özellikle nüfusu ve büyüklüğü ile Çin onun için çok önemliydi. Çin üzerinde ne Rusya’nın, ne de Japonya’nın egemenlik kurmasını istiyordu. Bu nedenle Japonya ile olan ilişkileri hep gergindi ve her an bir sıcak çatışmanın çıkması bekleniyordu. Sahip olduğu adalar Japonya’ya yetmiyordu. Çin’in geniş toprakları Japonlar için biçilmiş kaftandı. Ayrıca, Japonlar, Çin’in ithalât pazarını da ekonomik sorunlarına çare olarak görüyorlardı. Bu nedenle gergin olan Japonya-Çin ilişkileri, sonunda, Japonların1937 yılında Çin’e savaş ilân etmesi ile sıcak çatışmaya dönüştü. 300.000 Çinlinin ölümüne yol açan Nanking katliamı bu savaşta yaşanan en büyük vahşetti. Amerika Japonya’nın Çin’le savaşmasına askeri açıdan karşılık vermek yerine ekonomik yaptırımlarla cevap vermeyi tercih etti. Görüldüğü gibi, Başkan Roosevelt, her ne kadar Pearl Harbor baskınını “kalleş bir baskın” olarak nitelendirmişse de, bu baskının gerçekleşmesinde, günümüzde de “size barış ve hürriyet getiriyoruz!” diyerek Afganistan’dan Suriye’ye kadar dünyanın her yerini işgal etmeye çalışan Amerika’nın olumsuz etkisi büyüktü. Bu anlamda Amerika-Japonya savaşı kaçınılmazdı, Pearl Harbor olayı sadece savaşın tarihini öne aldı.
Pearl Harbor’un intikamının alınması: Hiroşima ve Nagazaki
Pearl Harbor baskını Amerika’da müthiş bir infial yarattı. Hem Kongre, hem de halk, Pearl Harbor’dan sonra, Japonya ile süregelen bu adı konmamış savaşın askeri çatışmaya dökülmesini ve özellikle Pearl Harbor’un intikamının alınmasını istiyordu. Roosevelt’in söyledikleri gayet açıktı: “Kongrenin ve halkın iradesiyle yalnızca kendimizi sonuna kadar savunmayacağımızdan ve aynı zamanda bize yapılan bu ihaneti de karşılıksız bırakmayacağımızdan emin olun!”. Amerika’nın savaşa girmesi yakındı. Ağır yaralar alan deniz kuvvetlerinin 20 den fazla gemisi, Arizona ve Utah hariç, bir yıl içinde tekrar savaşa hazır hale gelmişti. 300 den fazla uçağı hareketsiz kalan hava kuvvetlerinde ise ciddi bir sorun yaşanmamıştı. Ama ölen 2.400 asker ve 68 sivil ile 1.000 den fazla yaralı unutulmamıştı. Roosevelt 8 Aralık 1941’de Japonya’ya savaş emrini onayladı ve Amerika II. Dünya Savaşı’nın başlamasından 2 yıl sonra savaşa girdi. Sonrası bilinen gerçekler: 6 Ağustos 1945’te Hiroşima ve 3 gün sonra Nagazaki’ye atılan atom bombalarla Pearl Harbor’un intikamının alınması ve yüz binlerce sönen hayat… Savaşlar, zaten arkalarından sadece ölüler, gözyaşı, sakatlar ve hep ağlayan kadın ve çocuklar bırakır.





Yorumlar kapalı.