Hasan Hastürer

Baronun yanındayım… Çünkü Esendağlı ve arkadaşlarını yol kenarında bulmadık…





Meclisten geçen Ceza Usul Yasası’yla ilgili kıyamet koptu. Ya da kıyamet koparılmaya çalışılıyor…

Bu konuda en kolay yazacak, ya da geçmişte yazdıklarından hak doğarsa hakkı olanların belki ilk sırasında olanım.

11 Ekim 2023’te  “Bir daha söyleyim… Haber hakkı, insan hakkından önde değildir…” başlıklı yazımın giriş bölümünde şunları yazmıştım.

Polis, ya da mahkeme haberlerinin “iyi” okuyucusu var mıdır?

Vardır.

Sosyal medyada bu tür haberler, tıklanır mı?

Tıklama rekorları kırmacasına, tıklanma alınır.

Peki, daha mahkeme süreci tamamlanmadan, yolun en başında, yargısız infaz yapılmıyor mu?

Eksiksiz yapılıyor, ve de polis, savcılık ve mahkeme buna seyirci kalıyor.

Seyirci kalmadan öte, görüntü alınması için önceden medya haberdar ediliyor.

Yıllardır, bu konuyu, sözlü ya da yazılı olarak eleştiriyorum. Görüşümü imkan bulup en tepedekilere aktarıyorum. Ancak, “eleştirilme korkusuyla” tutuklanıp, mahkemeye çıkarılanlar, en temel insan haklarına aykırı olarak, görüntü alınması için sergileniyor.

“ Oldu olacak, mahkeme salonundan görüntü alınmasına hatta, canlı yayın yapılmasına da izin verilsin. İzin verilmesi, pratikte mümkün değilse, “göz yumulsun” mu diyelim?.”

***

Yazma nedenim Doktorlar ve Eczacılar tutuklanırken popülist medya unsurlarının, tıklanma uğruna yargısız insaf gibi yaptıkları yayınlardı.

Bir hatırlatma daha yapıp günümüze geleceğim.

10 Ekim 2023’te Kıbrıs Türk Psikologlar  Derneği basın açıklaması yapıp, sahte reçete soruşturmasıyla ilgili bazı medya unsurlarının yayınlarıyla ilgili uyarıda bulunmuştu. Psikologlar Derneği ile duyarlılık paralelliğimiz vardı.

O açıklamanın son bölümü kelimesi kelimesine şöyleydi:

“Basın mensupları, yayımladıkları haberlerin sansasyonel etkisini kullanma gayesi nedeniyle; bu kişilerin toplum önünde infaz edilmelerine ve çevresinde bulunan kişilerin (çocukları, annesi-babası, arkadaşları, meslektaşları) ve meslek örgütlerinin itibarını zedelemektedir. Özellikle, bu kişilerin yakın çevresi üzerinde yıkıcı sonuçları olan travmalar yaşamalarına sebep olmaktadır.

Bu yıkıcı sonuçların daha fazla yaşanmaması adına basın yayın organlarını mesleklerinin gerektirdiği etik ilkelere uygun davranmaya, Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’ni de habercilik onurunu koruyacak aktif denetime davet ederiz.”

                                                                             ***

Bu yasanın çalışması iddia edildiği gibi sipariş üzerine veya güncel yolsuzluk davaları ile ilgili değil; 2023 yılında “doktorlar ve eczacılar soruşturması” olarak bilinen seri tutuklamaların ve ülkenin en itibarlı meslek sahiplerinin mahkeme bahçesinde çekilmiş elleri kelepçeli görüntülerinin kamuoyu vicdanında yarattığı rahatsızlık duygusunun motivasyonu ile 2023 yılında hazırlanmıştır.

   Kıbrıs Türk Barolar Birliği ve Başkanı Hasan Esendağlı da bunu söylüyor.

Olaya bütünlükle bakmak istemeyenler, şu anda AK Parti – UBP işbirlikçisi, basın özgürlüğü düşmanı ilan edilen Barolar Birliği Başkanının, yargıya dıştan gelen, onaylanmayan tavırda neredeyse yargının tüm unsurlarını mahkeme önüne toplayıp eylem koyanın; Ali Kişmir, Mine Atlı, Abdullah Korkmazhan gibi muhalifler tutuklanıp dava edildiğinde, avukat olarak sahaya inenin, Ceza ve Bilişim Suçları Yasalarında basın örgütlerine açık destek verenin aynı Baro Başkanı olduğunu unutarak yargısız infaz etmeye çalışıyor.

Saldırmadan, vurmadan önce bu olumlu sicile bir an için bakmamak, hatırlamamak adil midir?

***

Barolar Birliğini ve Başkanı Hasan Esendağlı’yı hedef alanları sakin sakin düşünmeye davet ediyorum.

Eğer bir duruş gerekiyorsa,  Baronun yanındayım… Çünkü, Esendağlı ve arkadaşlarını yol kenarında bulmadık…

Görünen o ki bu konuyu birkaç gün daha, hatırlatma ağırlıklı yazacağım…

Baronun yanındayım… Çünkü Esendağlı ve arkadaşlarını yol kenarında bulmadık…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.