HAVAMIZDAN GEÇİLMEZDİ, HAVAMIZ DA BOZULDU: Ülkemizi tanıtırken ve turizmimizi parlatıp pazarlarken, herhalde biraz da Orhan Veli’nin “Beni bu güzel havalar mahvetti” dizesinden ilham alarak güzel havamızı öne çıkarız ya… Sanırım artık bu güzel hava propagandasından ve övünmesinden vazgeçmemizin de zamanı geldi…
Havamızdan geçilmezdi, ama havamız da bozuldu ve daha da bozulacak gibi…
Sokaklarımızda maskeyle dolaşan sağlığına duyarlı bilinçli insanların sayısı giderek artmaktadır… Dilerim bu sürecin sonu oksijen tüplü maskelere dek varmaz… Göğüs ve akciğer hastalıklarında da patlama var resmen…
Olağanüstü ve orantısız biçimde artan araçların salgıladığı ve bizi görünmez bir ölümcül bulut gibi sarmalına alan egzoz gazlarından, ikide bir ülkemizi vuran Afrika ve Ortadoğu kaynaklı toz dalgalarından, çöp yığınlarının kötü kokularından, kurumuş ot tarlalarının biteviye ürettiği trilyonluk sinek sürülerinden korunabilmek için maskelenme dönemindeyiz artık ne yazık…
*
DİKKATE DEĞER KATMAN: Osman Şan’ın bu gönderisi de yazdıklarımın katmanı olsun efendim:
“Bölgedeki yoğun bombardımanlardan oluşan ve havadan hafif olan toz zerreleri de var. Bunlar atmosferde asılı kaldığı için yağmurlar çamur gibi yağıyor, açık ve temiz gibi görünen havalarda bile…
Yıkadığımız araba 3-5 saat içinde yeniden toz bağlıyor… Dışla teması olmayan evlerdeki mobilyalar bile olduğu yerde toza bulanıyor farkındaysanız. Hatta bu tozların bazıları da toksikmiş, ‘canlıların ciğerlerine zarar veriyormuş’ diye yayınlar yapılıyor… Bu yılki bol yağışlar da ‘küresel ısınma’ yalanıyla örtülen mevsimlere müdahale operasyonlarında kullanılan hava araçlarının savaş nedeniyle yerde çivili kalmasına ve yer istasyonlarının bombalardan zarar görmesine bağlanıyor…”
*
NALINCI KESERİ: Rum Lider Nikos Hristodulidis’in KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a keskin ama net bir şekilde, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB ve BM üye devleti olduğunu hatırlattı ve siyasetini de bu şekilde kararlılıkla sürdüreceğinin altını çizdi… Vay be! AB ve BM üyesi olmayı, demek ki şu andaki çarpık siyasetinin dokunulmazlığı, zırhı ve garantisi olarak kabul ediyor bu adam…
Soykırımcı ve istilacı saldırgan Siyonist İsrail ile askeri ve siyasi dayanışmaya ve işbirliğine girmek, sömürgeci zihniyetli Fransa’ya adada askeri üs tahsis etmeye soyunmak, Güney Kıbrıs’ın her karış toprağını cephaneliğe dönüştürmek gibi tehlikeli ve sakıncalı faaliyetler bu dokunulmazlığın ona sağladığı açılımlar olsa gerek…
Bay Nikos bazı durumları çok yanlış yorumlayan ve algılayan bir nalıncı keseridir…
AB ve BM tafralarıyla dikkatsizce ve pervasızca kullanılan bu nalıncı keseri bir yerlerini fena halde yontacaktır bunların…
Ama durun bakalım, nasıl ve ne zaman!
*
GİTTİĞİ YERE KADAR: Yeniden borçlanma sayesinde memur ve emekli maaşları ay sonunda bir kez daha ödendi devletsel borç miktarı da artarak…
Maliye Bakanımız Özdemir Berova, muhalefet eleştirilerini yanıtlarken, devlet borçlanmalarının gittiği yere kadar gideceğini belirtmiştir…
Her ne kadar da borç yiğidin kamçısı olsa da…
Kendilerinin de bildikleri ve söyledikleri gibi bu denetimsiz ülkedeki kayıt dışı ekonomi almış başını pervasızca gitmektedir…
Bu biperva gidişin yüzde 80’e dayandığı en yetkili ağızlar tarafından da seslendirilmektedir…
Tahsilatından makbuz vermeyenler de, kredi kartını geri çevirenler de gırla… Gırlanın da çok ötesinde…
Devlet gelirlerini büyültmek ve güvence altına almak ve de vergilendirme adaleti adına konuşalım: Borçlanmada gidileceği yere dek gidilecekse, bu kayıt dışı ekonominin üzerine de gidileceği yere kadar gidilmesi çok daha yerinde olmaz mı?
Kendi iradesiyle kendini vergilendirebilen bir halk millettir…
Millet olduğumuzu artık kanıtlayalım…
*
ASTIĞI ASTIK KESTİĞİ KESTİK BARBAR MAGANDA: Hristodulidis Rejimi’nin sıkı müteffiği Siyonist İsrail, “astığı astık, kestiği kestik” maganda siyasetini pervasızca sürdürüyor… Yerle bir ettiği yıkıntı diyarı Gazze’de yok oluşa sürüklediği insanlara uzanan her yardım elini koparmaktan da çekinmiyor…
Nitekim dünyanın duyarlı insanları yürekleri derinden incinerek bu konudaki haberleri izliyor…
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’nun Bahar misyonu, Girit adası batısında Yunanistan kara sularına yaklaşık 54 mil kala İsrail’e ait savaş gemileri ve dronlar tarafından abluka altına alındı.
Küresel Sumud Filosu, Akdeniz’de uluslararası sulardaki 11 gemisiyle irtibatın koptuğunu açıklarken, baskına uğrayan gemilerdeki bazı aktivistler İsrail’in yasa dışı müdahalesinin başladığını bildirdi.
Ablkuka altına alınarak bir kez daha durdurulan o cesurlar filosu, can çekişen Gazze’ye silah değil, İNSANİYET taşıyor…
Şimdilik bombardımana maruz kalmayan ama tek tek avlanan Gazzedekiler, açlıktan ve ilaçsızlıktan ölüyorlar…
İnsaniyetin karşısına çıkan vicdansız yaratıklara lanet olsun…
*
AKDENİZ’İN FAHİŞESİ: Güney Kıbrıs’ta insanlar rüşvet vermeden hizmet alamayacak duruma gelmişler…
Nasıl bir AB ülkesidir bu?
Aynapa’da yapılan AB zirvesinde bu konu da görüşüldü mü bari?
Hiç sanmam!
Güney Kıbrıs’taki her rezilliğe hoşgörü var çünkü…
Diyeceksiniz ki, “KKTC’deki rüşvetçilere ne buyurulur?”
Onların da Allah cezasını versin…
Kıbrıs’ın tarihteki bir adı da “Akdeniz’in Fahişesi”dir…
Fahişe yaratılışlar, havasından mı, suyundan mı, ikliminden mi nedir; adanın her iki tarafında da bol tarafından mevcuttur…
Günün sonunda diyeceğim, buyuracağım budur işte.
Ahmet Tolgay
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.