Ahmet Tolgay

“Geldikleri gibi giderler”





Haziranda Rum Lider Nikos Hristodulidis ile Fransa’nın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında imzalanacak askeri ittifak anlaşması tarihi bir maceranın daha tetikleyicisi olacak…
Bu maceranın sonunu elbette ki yaşayanlar göreceklerdir… Çünkü gerçekten de tarih bir tekerrürden ibarettir…
Neden mi böyledir?
Çünkü aklını peynir ekmekle yemişler tarihten hiç ders almamaktadırlar… Oysaki tarih, boş verilecek bir dershane değildir asla…   İmzalanacak o anlaşma ile Güney Kıbrıs’a Fransız çıkarması gerçekleşecek resmen… Fransız Silahlı Kuvvetleri üslenmek üzere adaya çıkacak… Ünlü Fransız sömürgeciliği Kıbrıs’a pençesini atacak…
*
Barış ve uzlaşma yollarını arayacak yerde ateşle oynamayı yeğleyen şu Hristodulidis var ya… Ya tarihi bilmiyor, ya da bilmezlikten geliyor inatla… İster tarihi bilmesin, isterse tarihi bilmezlikten gelsin… Ama Güney Kıbrıs’ı da, Güney Kıbrıs Rumluğunu da büyük bir belanın içine sürüklemektedir bu adam… Sömürgeci karakterinin gereği olarak bu Fransa çıkarı olmayan hiçbir coğrafya parçasına çöreklenmez… Çöreklendiği yerden de kolay çıkmaz… Ne ki, kolay olmasa da, burnu sürtülerek eninde sonunda çıkartılır çöreklendiği yerden… Sömürgeleştirdiği yerlerde de tek bir Fransız askerini harcamaz… Yabancı paralı askerlerden oluşturduğu lejyonlarını sürer hep ateş hattına…
Tarihte bu gerçeklerin örnekleri çoktur… Ama Kıbrıs’ın Rum’u ile  sömürgelerinden yaka paça kovulan bugünün Fransa’sı Türklüğe karşı askeri bir ittifak yaptıklarına göre, Fransızın Anadolu macerasından örnekler vereceğim sadece…
*
Sömürgelerinden topladığı askerlerle Çanakkale’ye çıkan ve orada unutamayacağı bir hezimeti yaşayan Fransa, Birinci Dünya Savaşı ateş kesi imzalanır imzalanmaz bu kez İstanbul’a gelen ilk işgalci güç olur… Yıl 1918..  Sömürgelerinden topladığı paralı askerleriyle dolu savaş gemilerini topların  namluları minarelere dönük biçimde Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbul’un önüne yığar…
Tam da o günlerde kurtuluş savaşını başlatmak üzere Anadolu’ya geçme hazırlıkları içinde olan genç bir Türk generali minik bir çatananın içinde bu devasa savaş gemilerinin arasından süzülerek geçerken maiyetine “geldikleri gibi giderler” der…
O genç general tam 2 yıl sonra o işgalci Fransa’yla Ankara’da ilk barış anlaşmasını imzalayacak olan Mustafa Kemal’dir…
Ama Başkomutan Mustafa Kemal ile barış anlaşması imzalamak zorunda kalacağı güne dek, bu Fransızın  Anadolu’da neler yaptığına özetle de olsa bir bakalım…
*
Birinci Dünya Savaşı sonrası imzalanan Mondros Mütarekesi üzerine Fransızlar, 1918 sonundan itibaren Çukurova, Antep, Maraş, Urfa ve Zonguldak’ı işgal ederler. Hatay’da, Suriye bağlantıları nedeniyle zaten vardılar…  Seçtikleri yerler Anadolu’nun en verimli bölgeleri ve maden havzalarıdır… İşgalin ilk günlerinden itibaren  Güney Cephesi’nde Kuvâ-yi Milliye’nin sert direnişi ile karşılaşırlar… Sömürgelerinden topladıkları işgalci askerler bu direniş karşısında perişan olurlar…  Ekonomik kaynakları zengin bu bölgeyi ele geçirmeye çalışırken stratejik  Toros geçitlerini de kontrol altına alma çabasındadırlar… Toroslar adeta yumruklaşarak tepelerinde patlar…
Kuvâ-yi Milliye direnişi karşısında amaçlarına ulaşmakta zorlanınca yüzyıllardır Anadolu’da barış ve huzur içinde yaşayan Ermeni halkının da kanına girerler…  Anadolu’da devlet vaat ederek onları kışkırtırlar ve silahlandırırlar… Meşhur lejyonlarından birini daha Ermenilerden oluşturarak Anadolu’nun bağrında emperyal bir yara daha açarlar… Türk – Ermeni çatışmasında  binlerce masum insanın ölümüne neden  olurlar… Oluşturdukları soykırımcı Ermeni lejyonu Ermeni halkının felaketine de neden olur… Ermeniler, Anadolu’yu terk etmek zorunda kalırlar…
Bu sırada kışkırtıp silahlandırdıkları ve finanse ettikleri Yunanlar da Mustafa Kemal’in askerleri karşısında Küçük Asya Felaketi’ni yaşamakta ve doludizgin Ege’ye doğru kovalanmaktadırlar…
*
Sakarya Zaferinden sonra, Türk kurtuluşunun ordularıyla karşı karşıya kalacağını anlayan Fransa, Ankara otoritesini tanımak zorunda kalır… 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Anlaşması ile Anadolu’da açtığı cepheyi kapatır ve petrol kaynaklarına yakın gördüğü Hatay’a çöreklenir…
Mustafa Kemal Paşa, Fransa’nın Anadolu’da havlu atmasını Gazi Meclis’e şöyle açıklar:
“Efendiler, bizim hesabımız şudur ki Fransızlar cidden antlaşma yapmak istiyorlar. Çünkü maddeten bizimle uğraşmak menfaatlerine aykırıdır ve belki buna mukabil Suriye’deki menfaatlerini azamî derecede temin etmek isterler. İşte onları bizimle antlaşmaya yanaştıran sebep budur…”
*
Artık kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk, sömürgeci ve işgalci Fransa’nın peşini bırakmaz… Atatürk’ün soluğunu ensesinde hisseden Fransa, Hatay’daki sömürgeciliğini ancak 1938’e dek sürdürebilir… Oradaki milli direniş de Fransız işgalinin sonunu getirir…
Fransızların çarnaçar çekip gitmesi ile Bağımsız Hatay Devleti kurulur… Bu devletin meclisinin 29 Haziran 1939’da aldığı kararla Hatay 63’üncü vilayet olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne katılır… 23 Temmuz 1939 tarihinde Türk askerinin şehre girmesiyle ve resmi törenle Hatay’ın Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ne iltihakı tamamlanmış olur…
İşte Güney Kıbrıs’a Fransız işgalini davet eden Nikos Hristodulidis Rejimi’nin alması gereken dersler bu tarihi gerçeklerdedir… Mitolojik rüyaların sarmalından kurtulabilirse biraz da tarih okusun…

 

“Geldikleri gibi giderler”
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.