Kıbrıs Türk edebiyatında en bereketli edebi tür şiirdir. Kıbrıs Türk insanı yüzyıllar boyunca kendi benini, günlük yaşantısını, siyasi ve sosyal hayatını ve ferdi duygularını şiir ile ifade etmiştir. Ayrıca konu ada edebiyatı olunca, nisbi kapalılık psikolojisinin getirdiği duygu ve dürtüler, sanatçı ruhların ve şairlerin dizelerine ilham oluverir. Kadın şair veya şaire, Kıbrıs Türk şiirinde 1930’lardan sonra gizli-müstear veya takma adla gözükmeye başlar. İlk Kıbrıs Türk kadın şairleri olarak edebiyatımıza imza atan Urkiye Mine Balman, Pembe Marmara, Engin Gönül ve Necla Salih Suphi’yi günümüze kadar başka isimler izler. İşte şiirleri topladığı “Unutulmayanlardan Kıbrıs Havaları” adlı şiir kitabıyla, benim için sürpriz ve başarılı biçimde Kıbrıs Türk kadın şairleri halkasına eklenen son isim Canev Dinçer oldu.
Canev Dinçer, Lefkoşa doğumlu bir öğretmen ve yazar. Kıbrıs Türk eğitim dünyasına hizmet etmiş, pek çok öğretmen yetiştirmiş bir isim. Kıbrıs Türk mücadele tarihi içinde başlayan hayat macerasında, 1966’da Lefkoşa Kız Lisesi (bugünkü 20 Temmuz Fen Lisesi)’nde İngilizce öğretmenliğine başlıyor. Lefkoşa Kız Lisesi’nden, İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezuniyetine bir eğitim geçmişi var. Bölümün Mȋna Urgan, Cevat Çapan gibi ünlü isimlerinin tedrisinden geçmiş.
Şiir başta olmak üzere diğer edebi türlerde eserlerin veya sanatçının ortaya çıkışında, bilinçaltı, yaşanmışlıklar ve birikimler hayatidir. Bunlar edebi eserin doğmasını hazırlayan etkenlerdir. Yılların okuma, yaşanmışlık, hayat tecrübe ve duygulanmaları yani bilinçaltımızdakiler duyarlı insanlarda vakti geldiğinde tohuma dönüşüp patlayınca edebi eser dediğimiz şey yani üretim doğar. Bu, o şair veya yazar için catharsis’i-ruhi rahatlamayı getirir. 1955’lerden başlayan Kıbrıs Türk varoluş mücadelesine şahitlik, öğretmenlik mesleği, aile hayatı, doğa tutku ve sevgisi, Canev Dinçer’in beyninde, ruhunda ve bilinçaltında birikimlerini yapmış ve bunlar 2019’da kitaplaşan “Unutulmayanlardan Kıbrıs Havaları”nda vücut bulmuştur. Ünlü şair Ahmet Haşim’in “şiirin kaynağının bilinçaltında kutsal, isimsiz bir menba-kaynak olduğu” fikri, bütün şairler için aynıdır sanırım.
Sanatçı ruhları cesaretlendirme de onların edebi üretimini artırır, kitaplaşmasını destekler. Yakın arkadaşı Prof.Dr. Umay Türkeş Günay’ın bu eserin doğmasındaki desteğini şiir kitabının başında ifade eden şaire, diğer destekçilerine de teşekkürlerini sunar.
Canev Dinçer’in şiir dünyası tematik açıdan çok zengin. Kıbrıs Türk mücadele tarihi, vatan sevgisi, özlem, 21. yüzyılda yaşama gerçeği, sevgi, acıma şiirlerde hakim bir motif, duygu. Ayırca şairenin şiirlerini, jeoliterer yani edebiyat-insan-coğrafya ilişkileri bakımından da incelemek mümkün. “Zeytin, Üç Nar, Nar Üstüne, Limon Ağacı, Muluhiya ” başlıklı şiirler bu açıdan anlamlı.
Canev Dinçer’in şiir dili son derece yalın ve akıcı. Yunus Emre, Aşık Veysel, Cahit Sıtkı Tarancı, Yahya Kemal Beyatlı gibi ünlü şairlerin şiir dili ve edasından, onun da beslendiğini düşünüyorum.
Canev Dinçer’in şiir kitabının başına koyduğu “Bu da benim özgeçmişim” başlıklı şiiri, eskiden modern şiirine uzanan çizgide, eskilerin deyişiyle “manzum terceme-i hal”, yenilerin ifadesiyle “manzum otobiyografik şiir” tarzını, geleneği bildiğini veya benimsediğini gösteriyor. Ahmet Haşim, Orhan Veli Kanık, Nazım Hikmet ve daha başka şairlerin kendi benini, otobiyografisini yazdığı şiirleri var. Canev Hanım da aynısını yapıyor:
Yirmi yedi aralık bin dokuz yüz kırk dörtte
Günlerden Çarşamba
Soğuk bir akşamüstü doğumum
Ama
Bir yıl daha kazanayım diye okuldan
Doğum kağıdım çıkarılır
Bir ocak bir dokuz yüz kırk beş
Yetmiş küsur senedir doğum tarihim budur
Bir tarih daha eklenecektir buna
İkisinin arası yaşam
Falan, filȃn.
Geçmişe, maziye özlem, 1940-1950 doğumlu Kıbrıs Türk şair kuşaklarında, şiirde karşımıza çıkan tematik bir gerçek. Belli bir mesafenin peşinden, yaşanmışlıklara bakmak “retrospektif” Canev Dinçer’in şiirlerinde de mevcut. Zaten bir şiiri “Retrospektif” adını taşıyor. “Özlem” isimli şiirinde “geçmiş, gitmiş anılarını, asla bitmesin dediği acı tatlı günlerini özleyen şaire:
Natıkamız kıt da olsa
Güzel cümleler yazmayı
Uzaklarda olanları
Benim çok göresim geldi
diye seslenir.
Eskiye özleme rağmen Canev Dinçer, çağdaş, içinde yaşadığı yüzyılın gerçeklerinin farkında, onlara yabancı olmayan bir insan. 1870’lerde şair ve yazarların eserlerinde, dönemin, XIX. yüzyılın gerçekleri “elektrik, buhar, tren vb” çağın idrakinde bulunan kimi edebiyatçıların betimlemelerde kendine yer bulurdu. XXI. yüzyılın teknoloji, uzay asrı olduğu gerçeğinin farkındaki Canev Dinçer, “Uzaktan” şiirine “görüntülü cep telefonunu” ve “bilgisayar”ı taşır:
Telefonun ekranında gördüm yeşil gözlerini
Dün gece
Uzaklardan çok uzaklardan
Gülen yüzünü gördüm.
Yorgundu
Hava soğuk ve buz
Sesin sıcacıktı,
Soğuk denizlerin ötesinden gelen.
Tam o anda
Beynimin bilgisayarı sildi üzüntülerimi
Mutluluktan kalbim çıktı yerinden.
Bu şiirde de okunacağı üzere adalarda yaşayanlar her an uzaktaki sevdiklerine gidemediklerinden denize sitem ederler. “Kaldırın denizi aradan, kaldırın Akdeniz, denizi” gibi dizelere çeşitli Kıbrıs Türk şairinde rastladığımı hatırlıyorum. Bu sitem Canev Hanım’da “Arada” şiirinde karşıma çıktı:
Bir ayağım İstanbul’da, Londra’da
Bir ayağım Kıbrıs’ta
Bir de bu denizler olmasa arada.
Yaşadığı dünyanın güncel meselelerine de kayıtsız değildir ozan. Mülteci kadınlar ve çocuklar için yazdığı şiirlerin yanısıra Kıbrıs Türklük mücadelesinin 1958-1963 ve 1974 süreçlerine ait şiirleri okumak mümkündür ki, her iki tarzdaki şiirleri “öykülü/öykümsü şiir”i veya sinematografik şiiri anımsatan örneklerdir. Ahmet Muhip Dıranas’ın “Fahriye Abla” şiirindeki sinema karelerini gösteren şiirleri var Canev Hanım’ın.
“Dar Boğazlar” adlı şiir Kıbrıs Türklerinin bayrak/ay-yıldız aşklarını göstermesi açısından mȃnidardır. Gençlik yıllarında Canev Hanım bunu gözlemler:
Ay yıldızlı dövmeler
Bir gençlik rüyasıydı.
Kol kızarır ve şişer
Onca delikten sonra
Her ne olursa olsun
Ay yıldız buna değer.
Canev Dinçer’in şiir kitabı “Unutulmayanlardan Kıbrıs Havaları” ‘nda daha pek çok ilgi çekici şiir var: “Yağmurlar, Ülkem, Sağlıcak, Hatırla, Düzen, Aylar, Perşembe Nostaljisi” ilk aklıma gelenler..Bana göre şaire şiirleriyle Kıbrıs Türk şiiri içinde bir yere yerleşmiştir. Orhan Veli Kanık, Mustafa Seyit Sütüven gibi Cumhuriyet şairlerinin hakim vasıflarından biri, yazdıkları şiirlerin birer sehl-i mümteni yani söylenişi, yazılışı kolay gibi gözüken, ama ha deyince herkesin yazamayacağı yalın şiirler olmasıydı. Ben, aynı sehl-i mümteni tarz ve edasını Canev Hanımefendi’nin şiirlerinde de hissettim, okudum.





Yorumlar kapalı.