Prof.Dr.Oğuz Karakartal

Mağusa Namık Kemal Müzesi yenilenemiyor!





Turizm ve Çevre Bakanlığı ile onun birimlerinden olan Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Müdürlüğü, uzun zamandır kapalı duran ve yenilenmeyi bekleyen Gazimağusa Namık Kemal Müzesi’nin en kısa sürede yeniden açılması için pandemi öncesi harekete geçti. Kıbrıs’la özdeşleşen ve pek çok eserini Magosa’da sürgünken yazan Namık Kemal’in bir kaç gün kaldığı zindan ve üst tarafında yaşadığı oda (1873-1876), yurt içi ve yurt dışından pek çok turist ve araştırmacının merak ettiği önemli ziyaret yerlerinden biri.

Namık Kemal’in Kıbrıs günleri, doğal olarak Kıbrıs Türkleri tarafından da her zaman merak edilmiş. Namık Kemal’den söz etmeyen Kıbrıslı şair yok gibi. Her şeyden önce şunu söylemek gerekir ki Namık Kemal ve Magosa sürgünü etrafında abartılı bir “zindan edebiyatı” oluşmuştur. Halbuki Namık Kemal bu zindanda bir kaç gün kalmış, kendisine gelen yardım paralarıyla üst katı yaptırmış, diğer sürgün arkadaşları Rodos’taki Ebüzziya Tevfik ve Ahmet Midhat Efendi’ye nisbetle daha rahat bir sürgün hayatı yaşamıştır. Bu, Namık Kemal’in her şeyinin dört dörtlük olduğunu söylemek anlamına da gelmiyor tabii ki. İstanbullu bir şair, yazar, gazeteci ve devlet adamı olarak 1870’lerin Magosası’nda özellikle temiz su ihtiyacı, hijyen ve hastalıklardan korunma sorunları karşısında mücadele etmiş. Kıbrıs ot sinekleriyle mücadelesini bir savaşa benzetip vücudunda açtıkları kaşıntı-yaralardan şikayet eden şair, Magosa’nın denizine ise hayran. “Git git boyunu geçmiyor, sığ” diyerek deniz banyo zevkini anlatır mektuplarının bir yerinde.

Namık Kemal’i Kıbrıs Türklerinin algılamasında iki türlü bakış tarzı-imaj oluşmuş o zamanlar. 1873-1876 yılları arasında Kıbrıs adası Osmanlı-Türk yönetimine bağlı olduğu için yaşlı kuşak muhafazakâr Kıbrıslılar, Namık Kemal’den uzak durmuş, onu padişah efendimize, halifeye isyan etmiş bir âsi gibi görmüşlerken, genç kuşak adını, namını işittikleri Namık Kemal ile tanışmak, sohbet etmek fırsatını kovalamış, onu övmüşler. Onlardan ikisini, Kaytazzade Mehmet Nazım ile Hasan Nef’i’yi Namık Kemal, şair-yazar olarak yetiştirmiş, ellerinden tutmuştur. Modern Kıbrıs Türk edebiyatının şekillenmesinde Namık Kemal’in el değmişliği vardır. Namık Kemal adadan ayrıldıktan sonra bir daha geri gelemedi. Ancak vefatının ardından, özellikle 1908’den sonra artan Rum taşkınlıkları sırasında Kıbrıs Türkleri onun piyeslerini sahnelediler ve “vatan-millet-hürriyet” kavramlarının coşturulmasında kendilerine moral destek olarak şairi gördüler.

1908 Meşrutiyetinden sonra, hem Türk Kurtuluş Savaşı sırasında hem de  Cumhuriyetin ilk yıllarında basılan kimi kartpostal ve fotokartın önemli temalarından biri Namık Kemal’dir. 1888’de vefat eden Namık Kemal’in “vatan ve hürriyet kahramanı-sembolü olarak yeniden ülke gündemine gelişi, moral-manevi propaganda da bir değer olarak kullanılışı 1908 meşrutiyetinin ardındandır. Meşrutiyet hareketini gerçekleştiren Jöntürkler, Namık Kemal’in ideallerini ve parlamento fikrini yerine getirdiklerine inanıyorlardı. Yeni dönem, yeni yönetim tarzı Namık Kemal’in yolundan gidenlerin bir zaferi idi. Vatan ve hürriyet kahramanı olarak ünlenen Namık Kemal’in kuşaklar üzerinde bıraktığı derin tesiri ve Türk milletinin kalbinde oturduğu taht, yer özeldir.

İşte Türkiye ve Kıbrıs Türk kültür ve edebiyat tarihinde, bu kadar özel bir konuma sahip olan Namık Kemal’in Mağusa’daki atıl müzesinin yenilenmesi ve hizmete açılması düşüncesi pandemi öncesi  KKTC Turizm ve Çevre Bakanlığı ile Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Müdürlüğü’nün yapılacak işler listesinde ilk sıralarda idi.Namık Kemal’in Kıbrıs yaşantısı, eski görsel belgeleri, müze düzenlenmesi ve malzeme temini gibi konularda da lutfedip şahsımdan destek istenmiş, pandemiyle birlikte iş askıya alınmıştı. Şimdilerde Namık Kemal Müzesi için ne yapılıyor, bilmiyorum. Kapalı duruyor sanırım. Namık Kemal’in adına yakışır, yenilenmiş içeriğiyle müzenin kısa sürede açılmasını ve kültür turizmimize kazandırılmasını dilerim. Bu kazanım 1950’lerde Namık kemal Müzesi’nin kurulup açılmasını sağlayan, Türkiye’den gelip Magosa’da öğretmenlik yapan Yusuf Ziya Beyzadeoğlu’nun da ruhunu şad edecektir.

 

**

Heidi Trautman’a teşekkür belgesi takdim edildi

Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı’na bağlı Kültür Dairesi Müdürü Şirin Zaimağaoğlu, ülkede yaşayan ve yaptığı sanatsal çalışmalarla Kıbrıs Türk kültür ve sanatına katkı koyan Heidi Trautmann’a teşekkür belgesi takdim etti.

Kültür Dairesi’nden verilen bilgiye göre, Zaimağaoğlu Girne Halk Kütüphanesi’nin “müdavimlerinden” Heidi Trautmann’a teşekkür belgesini Girne Halk Kütüphanesi’nde düzenlenen sohbet toplantısında takdim etti.

Kıbrıs’ta yaşayan yabancı sanatçıların oluşturduğu “Perşembe Sanatçıları” temsilcilerinin ve ülkenin duayen sanatçılarından Gönen Atakol, İnci Kansu ve İsmet Tatar gibi sanatçıların katılımında gerçekleştirilen sohbet toplantısında, Heidi Trautmann, “Kıbrıs’a gelişi ve buradaki sanatsal çalışmaları” hakkında konuşma yaptı.

Kültür Dairesi Müdürü Şirin Zaimağaoğlu da konuşmasında, Heidi Trautmann’ın sanatçı kişiliğiyle, yazdığı kitapları ve köşe yazılarıyla Kıbrıs Türk sanatı ve sanatçısının başta Almanya ve İngiltere olmak üzere uluslararası alanda tanınmasına katkıda bulunduğunu belirtti.

Zaimağaoğlu, Trautmann’ın İngilizce ve Türkçe olarak yayımladığı “Kuzey Kıbrıs’ta Sanat ve Yaratıcılık” isimli iki ciltlik kitabının da Kıbrıs Türk sanatının kayıt altına alınması anlamında büyük bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Ülkede düzenlenen sanatsal etkinliklerde elinde fotoğraf makinesiyle Heidi Trautmann’ı görmemenin mümkün olmadığını ifade eden ve 26 Nisan tarihinin Trautmann’ın doğum günü olduğunu bildiren Zaimağoğlu, Trautmann’a sanat dolu nice yıllar diledi; yaşamak için Kuzey Kıbrıs’ı seçmiş olmasının Kıbrıs Türk sanatçıları için bir şans olduğunu vurguladı.

Trautmann da, teşekkür belgesini aldıktan sonra Kültür Dairesi Müdürü Şirin Zaimağaoğlu’na, kendisine ve çalışmalarına kıymet veren bu davranışı için teşekkür etti.

**

 

19’uncu Kıbrıs İpek Koza Festivali ile ilgili düzenlenen basın toplantısı düzenlendi

İpek kozası tanıtılacak

Girne Belediyesi’nin, Beylerbeyi Muhtarlığı ve Yeşil Barış Hareketi iş birliğinde, 19’uncusunu düzenleyeceği Kıbrıs İpek Koza Festivali, bu yıl 4-5 Mayıs tarihlerinde yapılacak.

KKTC Telsim’in iletişim sponsorluğunda yapılacak etkinlikle ilgili dün Bellapais Manastırı’nda basın toplantısı düzenlendi.

Tüm halk davetli

Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, etkinliğe emek koyan herkesi kutlayarak, tüm vatandaşları festivale davet etti.

Festivalin çeşitli eğlenceler yanında, ülkeye ait bir değer olan ipek koza üretimi, sanayisi ve ticaretinin konuşulmasına katkı sağlayacağını kaydeden Şenkul, Beylerbeyi gibi turistik bir bölgede yer alan festivalin, ipek kozanın dünyaya ve Avrupa’ya tanıtılıp pazarlanmasına da katkı sağlayacağını söyledi.

Beylerbeyi’nin, geçmişten bugüne ipek koza işçiliğine ev sahipliği yaptığını anımsatan Şenkul, köyün hak ettiği noktaya gelmesi, en güzel şekilde tanıtılması için, köyde girişten itibaren ana caddede bölge dokusuna uygun düzenlemeler yapılması ve işletmelere yer verilmesi gerektiğini kaydetti.

Şenkul, festivallerin, vatandaşların motivasyonlarının yükselmesine, belediyelerin yatırım bütçelerini arttırmalarına ve girişimcilerin geleneksel üretimleri sürdürmesine önemli katkı sağladığına dikkat çekti.

Beylerbeyi Muhtarı Niyazi Engin de, festivalin ülkeye özgü bir değer olan ipek koza işçiliğinin yaşatılması, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla başlatıldığını anımsattı. Engin, etkinlikle birlikte, ülkede ipek koza işçiliğine ilginin artması, farklı bölgelerden farklı kurumların bu kültürü yaşatmak için harekete geçmesinin sevindirici olduğunu da belirtti.

Festival süresince, ziyaretçilerin, ipek böceklerinin yumurtadan çıkışıyla, ipek kozasının sanat eserlerine dönüşmesi arasında geçen süreci yakından görme fırsatı elde edeceğini kaydeden Engin, festivalin birçok renkli etkinliğe de ev sahipliği yapacağını söyledi.

Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri Doğan Sahir ise, festivalin 19 yıl önce, Kıbrıs kültürünün en önemli değerlerinden olan ipek koza işçiliği, ipekböceği yetiştiriciliği ve dut ağaçlarının, yaşatılması amacıyla düzenlendiğini anımsattı. Sahir, bu kültürün geleceğe taşınarak, dünyaya tanıtılabilmesi için öncelikli unsurun, vatandaşlar, yerel yönetimler, kurum kuruluşlar ve devlet tarafından sahiplenilmesi olduğunu vurguladı.

Yola çıkarken asıl amaçlarının, festivale uluslararası bir boyut kazandırmak olduğunu ancak bunun için hâlâ yapılması gerekenler olduğunu söyleyen Sahir, özellikle Kıbrıs kültürüne özgü ipek koza sanat eserlerinin tescillenmesi konusunda belediyeler ve devletin desteğine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Beylerbeyi Köyü’ndeki İpek Koza yetiştiricilerinden Hayri Küçük de atalarından kalan bu geleneği geleceğe taşımak amacıyla 15-16 yıldır yetiştiricilik yaptığını belirterek, ipekböcekçiliğinin çok kadim bir iş olduğunu kaydetti.

Kıbrıs Kültürüne ait ipek koza işçiliğinin hak ettiği değeri görmediğini vurgulayan Küçük, küçük yaşlardan başlayarak çocukların ata emaneti bu kültürü tanıyarak öğrenmesinin önemine vurgu yaptı.

19’uncu Kıbrıs İpek Koza Festivali 4 Mayıs Cumartesi günü saat 14.00’de açılış konuşmalarıyla başlayacak.

Festivalde ipek böceği yetiştiriciliği ve koza el sanatlarıyla ilgili sunum ve söyleşiler, atölye çalışmamaları, dut fidanı dikimi, çocuklara yönelik sanatsal aktiviteler, şiir ve müzik dinletileri, ülke sanatçılarının karma resim sergileri yer alacak. Manastır önündeki alana kurulacak stantlarda, ipekböceği, çeşitli el sanatları ve yiyecek içecek satışı da yapılacak.

Festival boyunca, her gün ziyaretçiler arasında yapılacak çekilişle dut fidanı dağıtılacak.

Etkinlik 5 Mayıs Pazar akşamı saat 19.00’da Beyaz Trio konseriyle sona erecek.

 

 

Mağusa Namık Kemal Müzesi yenilenemiyor!

Yorumlar kapalı.