Prof.Dr.Oğuz Karakartal

Osmanlı Türkiye’si ile Kıbrıs’ta iki sosyal mistik: Ahmet Midhat Efendi ve Dr. Hâfız Cemal Lokman Hekim





   Ahmet Midhat Efendi 1844, Hâfız Cemal ise 1874 doğumludur. Bu noktada aralarında otuz yaş vardır. Ancak içinde bulundukları siyasi, sosyal, ekonomik şartlar, yaşadıkları deneyimler pek çok açıdan benzerlik gösterir. Bundan da önemlisi Tanzimatla başlayan “Yeni Osmanlı Aydın Tipi”, özellikleri, gereksinimi ve mevcut şartlar Hâfız Cemal’in doğduğu ve doktor çıktığı 1904’lerde yani Ahmet Midhat’ın doğumundan otuz-kırk yıl sonra da geçerlidir.  Bir başka ifadeyle Ahmet Midhat Efendi’nin açtığı halka yönelik niyetleri olan, sosyal mistik, hem yenilikçi hem muhafazakar ve babacan halk adamı veya aydın tipinin Kıbrıs’taki temsilcisi-takipçisi Dr.Hâfız Cemal’dir.
   Her iki aydın ve yazar, şu ortak fikir, çalışma ve noktalarda kesişir:

 

1) Eğitmenlik-Hocalık:

   Kendi kendini yetiştirip geliştiren Ahmet Midhat Efendi Midhat Paşa’yla birlikte bulunduğu Irak’ta iken bir okuma-yazma kitabı olan Hâce-i Evvel ‘i (1287) yazmış, bu ilk eserinin ardından ömrü boyunca sayısı iki yüzü geçen eserleri ve gazeteleriyle halka okuma alışkanlığı aşılayan âdetâ bir baş öğretmen pâyesine kazanmıştır. Hatta bu ilk eserinin adı Hâce-i Evvel-ilk Hoca ileride kendisinin bir lâkabı, sıfatı haline dönüşmüştür. Pozitif bilimlerden söz eden yazıları yüzünden ve rejim karşıtı olduğu şüphesiyle bir ara Rodos’ta sürgüne gönderilen Ahmet Midhat,  orada da Rodos Türk gençlerini eğitmek amacıyla Süleymaniye Medresesi’nde bir mektep açar. Burada Hâce-i Evvel ‘deki programını uygulama fırsatı bulur ve üç yıl boyunca ada Türklerinin çocuklarını okutur. Hatta öğretmenlere yol göstermesi için de Rehnumâ-yı Muallimîn adıyla bir kılavuz hazırlar. Bu kılavuz 1887’de İstanbul’da kitaplaşır. Ahmet Midhat, 1908  II. Meşrutiyeti’nden sonra ise, Medresetü’lVâizîn ile Darülmuallimât ve Darülfünûn’da dinler tarihi, pedagoji ve tarih derslerini yürütür. “Allah benim canımı mektepte, talebelerimin arasında alsın!” dediği nakledilen yazarımızın, 28 Aralık 1912’deki vefatı bile, rahatsız halde “çocuklarım beni bekler” diyerek gittiği Darüşşafaka mektebinde öğrencileri arasında olur. Dr. Hâfız Cemal ise İstanbul’da Tıbbıyeyi bitirdikten sonra rejim karşıtı olduğu için Avrupa kaçar, oradan da memleketi Kıbrıs’a döner. Adada yaptığı ilk işlerden biri “Sanayi Mektebi” adı altında bir okul açmaktır. Ayrıca “Gece Dil Okulları” da kurar. Hocalar, eğitmenler bulur ve gençleri yetiştirip aydınlatmaya çalışır. Pek çok dersi kendisi yürütür. Ahmet Midhat da, Hâfız Cemal de âdetâ öğretmen olarak doğmuştur.
  

2) Matbaacılık ve Gazetecilik:
   Her iki isim de matbaa kurmuş, kendi eserlerini kendi matbaalarında basmış ve dergi-gazete çıkarmışlardır. Ahmet Midhat matbaa işinde ailesiyle birlikte çalışmıştır. Oğlu Dr. Kamil Yazgıç, babasının annesinin elbiselerini satarak bir litoğraf taşı ve silindir satın alıp aile fertleriyle birlikte taşbaskı yoluyla matbaacılığa girdiğini anlatır. Ahmet Midhat durumunu düzeltince matbaasını Beyoğlu’na taşımıştır. Devir, Bedir, Dağarcık ve Kırkanbar adlı dergileri çıkarmış, ünlü Kırkanbar matbaası ile baş yazarı olduğu Tercüman-ı Hakikat gazetesinin basıldığı Tercüman-ı Hakikat matbaasında kitaplarını yayımlamıştır. Dr. Hâfız Cemal ise Lefkoşa’da kurduğu kendi matbaasında Haftalık İslâm adlı gazete ile “İslâm Kütüphanesi” adı altında yayınlar basmıştır. Sevgili İslamlarım, Artık Uyanalım (1906), Mâlûmât-ı Sıhhiye (1906) gibi broşürlerini Lefkoşa Mirât-ı Zaman matbaasında basarken, diğer eserlerinin çoğunu kurduğu İslam matbaasında basmıştır. İstanbul’a yerleştikten sonra ise Âfiyet ve Lokman Hekim dergilerini çıkartarak halkı sağlık, tıp alanında bilgilendirmeye çalışır.

 

3) Ticaret ve Özel Teşebbüs:
 

   Her ikisi de ticaretin, özel girişimin temsilcisidir, onu uygular ve özendirirler. Ahmet Midhat Osmanlı Türkiye’sinde memuriyete, devlet işine tek meslek, iş seçeneği olarak bakılmasına karşı çıkan ilk aydınımızdır. Alın teriyle ve özel girişimle, ticaret-esnaflık ile para kazanılmasından yana olan Ahmet Midhat, çalışma ve ekonomi üzerine Sevdâ-yıSa’y u Amel, Teşrik-i Mesâî-Taksim-i Mesâî, Ekonomi Politik ve Hall’ülUkad gibi kitaplar kaleme alır. Onun, Türklerin ticaret, fen ve sanatta geri kaldıklarını ve bu alanları Rum ve diğer gayr-i müslimlerin ele geçirdiği düşüncesini aynen benimseyen Dr. Hâfız Cemal, Avrupa’dan adaya döndüğünde vatanını, hemşehrileri Kıbrıs Türklerini kalkındırmak için bir “Sanayi Mektebi” kurar. Burada hem eğitim hem üretim yapılır, gençlerin ürettiği mallar Lefkoşa çarşısında satışa sunulur. Ancak dönemin muhafazakâr Kıbrıs Türk toplumu onun girişiminin değerini anlamaz ve Dr. Hâfız Cemal’i cinnet getirmiş biri gibi görerek işlerini baltalar. Bununla birilkte iki yıllık süre zarfından pek çok öğrenci bu mektepten yetişir ama okul batınca aydınımız çareyi İstanbul’a dönmekte bulur. Bununla birlikte her sene adaya gelerek hastalara bakar, dönüşünde ise yayında götürdüğü pekmezleri ilaç olarak kullanır ve bir çeşit ticaretini yapar. Hatta 1924-1925 yılı çocuk dergisi Resimli Dünya ‘da “Doktor Cemal Bey’in Kuvvet Pekmezi” başlıklı yazı ve ilânıyla bu pekmez tanıtılır.
 

4) Jöntürklük ve Sürgün:
 

   Tanzimat döneminde parlamenter rejimi, meşrutiyeti savunan Yeni Osmanlıların başını Namık Kemal, Ali Suavi, Ziya Paşa, Mizancı Murat gibi isimler çekiyordu. Ahmet Midhat Efendi Jöntürk olmadığını belirtmesine rağmen, Darwinizm üzerine yazdıklarıyla bir çeşit muhalif sayılmış ve Ebüzziya Tevfik’le birlikte Rodos adasına sürgüne yollanmıştı. Dengeli, huzurlu ve çalışmaya dayalı, içinden geldiği çarşı insanını  temsil eden Ahmet Midhat, Rodos sürgününün ardından sarayla arasını hep iyi tutmuştur. İstanbul’da Tıbbiye’yi bitiren ve Jöntürklerle ilgi kuran Dr. Hâfız Cemal, Yemen’e sürgüne gönderilme ihtimaline karşılık Avrupa’ya kaçmış oradan Kıbrıs’a dönmüştür. Kıbrıs’ta da Jöntürk-âsi, dinsiz gibi suçlamalarla karşılaşmış, işleri kötü gidince 1909’da İstanbul’a dönmüştür.
  

5) Dine-İslamiyete Bakış
 

   Her iki aydın da modernist, gelenekçi ve dindardır. Bununla birlikte onların dindarlığında Şinasî’ye birlikte kültür yaşantımıza giren akılcı-bilimsel din idrakinin etkisi sezilir. Eserlerinde Osmanlı-Türk tarihini ve İslamiyetin savunuculuğunu yaparlar. Bunun temelinde Batı’nın XIX. yüzyılda, Osmanlı ve İslam dünyasının geri kalışını İslamiyet’e bağlayış ve saldırısına tepki kadar, onların  Osmanlı topraklarındaki misyonerlik çalışmalarına kendilerince karşı çıkış da yatar. Ahmet Midhat Efendi, Müdafaa, İstibşar, Beşair ve Niza-yıİlm ü Din adlı kitaplarıyla İslamiyet’i savunur. Nübüvvet-i Muhammediye ‘de peygamberimizi anlatır. İnci Enginün, “çağının diğer yazarları gibi Ahmet Midhat’ın da Hıristiyan Batı karşısında İslamiyet’i savunmak durumunda kaldığını ve gençlerin Avrupa’daki dinsizlik cereyanına kapılmalarından yazarın endişe ettiğini” belirtir.
   Dr. Hâfız Cemal ise herşeyden önce küçük yaşta Kur’an-ı Kerim ‘i fızetmiş, ezberlemiş ve hafız olmuş ardından Tıbbiye’de okumuş bir isimdir. Aslında onun din ile bilim ve fenni birleştiren hayat öyküsü, tam Tanzimat dönemi Yeni Osmanlı tipinin özellikleridir. Dr. Hâfız Cemal Kıbrıs’ta İslam adıyla bir gazete çıkarmış, dini bilgileri gazete ve okullarındaki müfredatta işlemiş, yazdıklarında İslamîli teratüre ait sözcükleri kullanmış, hamd eden dindar bir doktordur.  Adada kurduğu ve şubeleri bulunan “Cemiyet-i Hayriye-i İslamiye” ile de halka hizmet vermiştir. Bu arada kaydedilmesi gereken bir husus da, içinde yaşadıkları Osmanlı-Türk toplumunda geri kalışın ve muhafazakârlığın göstergelerinden biri, iki aydının karşılaştıkları hücumlardır. Belli bir dönem Ahmet MidhatDağarcık dergisindeki yazıları sebebiyle materyalist ve dinsiz diye suçlanırken, Hâfız Cemal de Avrupa’dan Kıbrıs’a döndüğünde görüş ve uygulamaları sebebiyle Jöntürk=dinsiz ithamına maruz kalmıştır.
   Bu konuda son olarak şunu söylemek mümkündür ki, Ahmet Midhat Efendi’nin de, Dr.Hâfız Cemal’in de din konusundaki görüşünü Ahmet Midhat’ın“biz ki hamdensümmeşükren Müslüman ve Osmanlılarız” cümlesi özetler.
  

6) Bilime ve Fenne Değer Vermek

   Ahmet Midhat Efendi ve Dr. Hâfız Cemal,  XIX’uncu yüzyılın bir bilim, fen ve medeniyet asrı olduğunun farkında aydınlardır. Ahmet Midhat eserlerinde dönemin Osmanlı Türkiye’sinde bulunmayan telefon, fonoğraf gibi yeni keşif teknik aletlerle makinelerden söz ederken, bazen de romanlarında da bilim, fen ve öğrenme için –örneğin Acâib-i Âlem – kahramanlarını yolculuğa çıkartır.    Dr. Hâfız Cemal adaya dönüp doktorluğa başladığında bir tek Türk eczanesi bulunmadığını görerek eczacı yetiştirir. Ayrıca medreselerde yenilikçi din adamı yetiştirilmesini ve onların müfredatına fen dersleri eklenmesini tavsiye eder.
 

7) Sağlıklı Kuşaklar ve Toplum: Toplum Hekimliği ve Aileye Yönelik kitaplar
 

   Tanzimat aydını olmanın bir özelliği de eklektik mizaca bağlı olarak ecza ve tıbdan  anlamaktı. Ahmet Midhat Efendi’nin sağlık, sağlıklı çocuk ve aile üzerine eserler yazmışken,  Hâfız Cemal ise doğrudan İstanbul’da Tıbbiyeyi bitirmiş bir doktordur. Bu doktorluk mesleğini o halka hizmet olarak benimsemiştir. Osmanlı-Türk toplumunda ve Kıbrıs Türkleri arasında yüzyıllardır birikmiş en önemli iki sorundan biri eğitim, biri ise sağlık sorun sağlık idi. Çağdaş eczacılık ile hekimlik Osmanlı-Türk toplumunda ve adada eksikti. Ahmet Midhat Efendi ve Dr. Hâfız Cemal toplumun sağlıklı yetişmesine, onun doktor ve ilaç ihtiyacıyla doğru bilgilendirilmesine önem vererek gelenekçi şifa usullerini terk etmişlerdir.  Bu bağlamda Ahmet Midhat Efendi’nin Kadınlarda Hıfz-ı Cemâl, Sağlık, Ömür Uzunluğu,  Çocuk Melekât-ı Uzviye ve Rûhiyesi, Peder Olmak sanatı gibi eserleri kaleme aldığını görüyoruz. Aydınımız ayrıca Hilâl-i Ahmer’in (Kızılay) çalışmalarını takdir edip desteklemiş ve Hilâl-i Ahmer (1897) adıyla da bir kitap yazmıştır. İstanbul Tıbbıye mezunu Dr.Hâfız Cemal ise Kıbrıs’tan İstanbul’a dönüşünün ardından neredeyse bütün mesaisini sağlıklı toplum yetiştirmeyi ve doktorluğa adamıştır. “Dr. Hâfız Cemal Âfiyetnamesi” adında Lefkoşa’da bir sağlık evi açmış, Kıbrıs adasını köy köy dolaşarak  hastalarını tedavi etmiştir. Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay)’nde de görev alan Hâfız Cemal’in, Osmanlı ordusunda doktor olarak hizmet geçmiştir. Yerleştiği İstanbul’da hekimliğini sürdüren ve her yıl geldiği vatanı Kıbrıs köylerini dolaşarak hastalara bakan Dr. Hâfız Cemal diğer yandan Lokman Hekim adıyla bir sağlık dergi çıkarmış, hatta Lokman Hekim’i soyadı olarak seçmiştir.  Halk sağlığıyla ilgili pek çok küçük kitap ve broşür hazırlayan Dr. Hâfız Cemal, sigara karşı mücadele için Sarı Ay adıyla bir dernek kurmuştur.
 

8) Yabancı Dili Teşvik ve Öğretme

   Fransızca’nın dünya dili olduğu XIX. yüzyıl ile XX. yüzyılın ilk yarısında Ahmet Midhat Efendi ve Dr. Hâfız Cemal eğittikleri gençlere yabancı dil öğretir ve onun önemini belletir. Ahmet Midhat bir Fransız subaya Türkçe öğretirken onun kitaplarından faydalanıp Fransızca öğrenmeye başlamış, Dr. Hâfız Cemal ise Doğu ve Batı dillerinden toplam yedi tanesini bilmektedir. Ahmet Midhat, Fransızca’dan romanlar çevirmiş, kendi yazdığı romanlarında ise idealist-örnek tipleri mutlaka Fransızca veya bir başka yabancı dili daha öğrenip konuşur olarak canlandırmıştır. Dr. Hâfız Cemal Kıbrıs Türk halkına Osmanlı Türkçesi öğretmek amacıyla “Osmanlı Gece Mektebi”,  yabancı dil öğretmek içinse “Osmanlı Lisan Mektebi” açmıştır.  Lisan mektebinde Fransızca, İngilizce ve Rumca öğretilmekte idi. Ancak her iki okul da sosyal ve siyasi şartların olumsuzluğu sebebiyle bir yıldan fazla eğitim verememiştir. Dr. Hâfız Cemal, Ahmet Midhat gibi hırslı, azimli ve her an öğrenmeye-öğretmeye açık bir aydındır. Kendisi dil mektebini açmazdan önce belli bir süre adanın tanınmış maarif müdür ve müfettişi İngiliz CanonNewham’dan İngilizcesini ilerletmek için öğrenci gibi ders almıştır. 
  

9) Müslüman Osmanlı-Türk Kimliği
 

   Tanzimat döneminin siyasî ideolojileri olan ve kültür yaşantısına da yansıyan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Medeniyetçilik, Ahmet Midhat Efendi ile Dr. Hâfız Cemal üzerinde yoğun etkisini gösterir. İki aydın da, bu üç düşünceyi akıl ve eylemlerinde içselleştirmiş-sentezlemiş gibidir. Ahmet Midhat yazdığı tarih kitabı Üss-i İnkılab ‘da Osmanlı devletinin kuruluşundan kendi zamanına kadarki tarihi işler ve bu kitapta Osmanlıcılık-Osmanlı birliği fikrini kuvvetle savunur. Hatta tarihî romanlar yazar. Dr. Hâfız Cemal de eserlerinde, “Kıbrıs Osmanlıları” ve “Kıbrıs Müslümanları” tabirini daha çok kullanır. Bununla beraber her iki aydın da “Türklük” bilincine sahiptir ve yine eserlerinde “Türk, Türkçe” isimlerini zikreder. Öyle anlaşılıyor ki Ahmet Midhat ve Dr.Hâfız Cemal, Tanzimat’la başlayan ve devletin Balkan Savaşı’na, XX. yüzıyılın başına kadarki resmî politikası Osmanlıcılık ve İslamcılık fikirlerini benimsemiş, ancak Türk kimliğinin de şuurunda olmuşlardır. Ahmet Midhat Efendi’nin, Ahmet Metin ve Şirzat romanındaki erkek kahramanı Yeni Osmanlı Tipi Ahmet Metin’in: “ Ben Türk değil miyim? Türk olan yine Türk olana ragıptır.”” veya Dr. Hâfız Cemal’in Kıbrıs Osmanlılarına Mahsûs Parlak İstikbal Programı (1909) başlıklı broşüründe: “Her Türk alışverişini her zaman Türklerle yapmalıdır” türünden cümleleri ve benzerlerini, iki yazarın birçok eserinde bulmak mümkündür.
 

Osmanlı Türkiye’si ile Kıbrıs’ta iki sosyal mistik: Ahmet Midhat Efendi ve Dr. Hâfız Cemal Lokman Hekim
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.