Ahmet Tolgay

Müzakere masasından kaçıp ateşle oynamak





Ah bu akıl koymaz komşularımız! Uzlaşmayı ve çözümü öngören müzakere masasından emsalsiz bir kaypaklıkla kaçıyorlar… Silahlanma, askeri güçlenme ve askeri ittifak ortamları ise rağbet ettikleri müzakere masalarıdır…
Kabul etmeliyiz ki, bu masalardan kısa sürede sonuçlar çıkarmaları başarabildikleri konulardır… Çünkü silahlanma ve militaristleşme uğruna, kendilerini sömürmek isteyenlerin ağlarına gözü kapalı düşüyorlar… Ellerini keyifle ovuşturan doyumsuz silah tüccarlarının yağlı müşterisine dönüştüler…
Yaşananlar güncel bir belgesel misali işte ortada ve hep gözler önünde: Kıbrıs sorununu çözme niyetlerinin asla olmadığını, uzlaşmadan çok uzak durduklarını her gün ve hatta her an yeni bir risk ve kriz adımı atarak gösteriyorlar… İnadına da, inadına!
*
Şimdi de Nikos Hristodulidis’in maceracı siyasetinin hegemonyasındaki Rum yönetiminin Baf’taki Andreas Papandreu askeri hava üssü ile Larnaka’daki Evangelos Florakis askeri deniz üssünü geliştirme çalışmalarının gündem oluşturduğunu görüyoruz…
Bu yüksek maliyetli projelerin 2027’de başlayıp 2030’da tamamlanmasını planlandığı açıklandı… Açıklamaya göre, bu proje kapsamında karada pistlerin genişletilmesi, denizde ise liman derinliğinin artırılması ve modern güvenlik sistemlerinin kurulması hedefleniyor…
Askeri hava alanlarını yüksek tonajlı uçaklar, askeri deniz üslerini de daha büyük savaş gemileri için elverişli duruma getirecekler…
*
Militaristleşme bağlamında tarihi bir rekora da imza atmış oluyorlar böylece… Güney Kıbrıs’ın yüzölçümü  yaklaşık 5.500 km. karedir… Dünyanın hiçbir ada ülkesinde bu kadar dar bir alan içinde bu kadar yoğun silah yığınağı yapılmamış, bu kadar çok alan askerleştirilmemiştir… İnsanlığın tanık olduğu en büyük savaş olan İkinci Dünya Savaşı günlerinde bile…
*
Bu silahlanma paranoyasında kıssadan çıkarılan hisse ne olmalı?
Kesinlikle şu olmalı:  Kıbrıs için en büyük güvencenin sürdürülebilir bir siyasal çözüm olduğunu artık akıllarının ucundan bile geçirmiyorlar…
Müzakere masasından da, uzlaşma ve çözüm düşüncesinden de kaçtıkça kaçıyorlar…
Bu kaçış sırasında akılları neler mi basıyor?
Zamana oynayarak adayı silah deposuna dönüştürmek, eşref saat saydıkları bir durumda da saldırı planlarını, adada üslendirdikleri ve askeri ittifaklar yaptıkları ülkelerden de destek alarak “baskın basanındır” stratejisi ile yürürlüğe koymak…
Bu niyetlerini çeşitli siyasi etkinliklerinde ve düşmanlık ritüellerine dönüştürdükleri sokak gösterilerinde ilan etmekten çekinmeyen pervasız bir ruh haleti içindedirler…
*
Medeni geçinen ülkeler, artık tek bir asker kaybetmeden, tek insanlarını öldürmeden stratejik hedefler ve çıkarlar peşindedirler… Kara savaşlarında gerektiğinde robotlar kullanabilme yönünde yüksek teknolojiler geliştiriyorlar… Hava savaşlarında insansız araçlar hakimiyet kuruyor…
Bilimsel yayınlarda tüm bu çalışmaları ve bu çalışmaların tatbikata konulan ürünlerini izleyebiliyoruz… Kendi canlarını vermeden, başkalarının canını alma modunda geliştirdikleri çağdaş strateji..
İşte artık böylesi bir anlayışın egemen olduğu dünyamızda, askeri ittifaklar imzaladıkları ülkelerin kendileri için asker harcayacağını, can harcayacağını düşünüyorlarsa, saftirik bir dünyada ütopik rüyalar içindedir bu komşularımız…
Ve bu öylesine derin bir gaflet uykusu ki, başlarına bir felaket gelmeden de uyanamayacaklar…

Müzakere masasından kaçıp ateşle oynamak
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.