Hasan Hastürer

Başçeri’ye sordum… Hiç bir sorum yanıtsız kalmadı





Geçen hafta KIBRIS TV’de CTP Milletvekili Asım Akansoy’u konuk ettiğim programda TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri’ye görüşme, kahve içme isteğimi ilettiğimi söylemiştim.

Olumlu yanıt gelince de tarihi Büyük Han’da görüşme noktasında buluştuk.

   Dün 11.00’de Büyükelçi Başçeri, Büyük Han’da konuğum oldu. Hellimli, kıymalı ve nor böreği tadıp, kahvemizi içtik. Çevreden geçenlerin seslenmesi, sohbetimizi bölmek yerine sohbetimizin yan verimliliği oldu.

***

Ev sahibi olarak biraz erken gittim.

Beklerken, “Büyükelçi kime denir?” sorusunu sordum kendi kendime… Genelden özele doğru hızla aktı,  sessizce düşüncelerim.

***

Büyükelçi kime denir?

   Sorunun yanıtı sadece diplomatik protokol kitaplarında aranırsa eksik kalır. Büyükelçi, bir devletin başka bir devletteki en üst düzey temsilcisidir demek doğrudur ama yeterli değildir. Hele konu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti ilişkileri olunca, mesele klasik diplomatik tanımın çok ötesine geçer.

   Çünkü Türkiye ile KKTC arasındaki ilişki, sıradan iki devlet ilişkisi değildir.

   Ortak tarih vardır.

   Ortak acılar vardır.

   Ortak kültür vardır.

   En önemlisi de kader ortaklığı vardır.

   Bu nedenle Lefkoşa’daki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nin görev alanı, dünyanın başka ülkelerindeki Türk büyükelçiliklerinden farklıdır. Bu farklılığı görmeden yapılan değerlendirmeler eksik olur.

Türkiye’nin KKTC’ye yaptığı mali katkılar, altyapı yatırımları, ekonomik protokoller, teknik destekler, eğitimden sağlığa uzanan yardımların koordinasyonunda elçiliğin önemli rolü vardır. Sadece diplomatik temsil göreviyle sınırlı olmayan bir yapıdan söz ediyoruz.

Bunu kabul etmek gerekir.

                                                                        ***

Ancak tam da bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği, Kıbrıs Türk halkının günlük yaşamında çok görünür bir noktada durur. Görünürlük arttığı zaman eleştiriler de artar.

Bazen, haklı eleştiriler olur.

Bazen, haksız.

Bazen de Türkiye’ye doğrudan söylenemeyen sözlerin hedef tahtasına elçilik ve de elçi konulur. Bu da bizim coğrafyanın gerçeğidir.

   Teşbihte hata olmaz derler ya… Yağmur yağdığı zaman çatının en görünen yerine damla düşer.

   Türkiye’nin KKTC’deki görünür yüzlerinden biri de kurumsal olarak büyükelçilik, birey olarak büyükelçidir. Dolayısıyla eleştiri de alkış da zaman zaman ölçünün dışına taşar.

   Burada önemli olan, eleştirinin bağ koparmaya değil, bağ güçlendirmeye hizmet etmesidir.

Çünkü Türkiye ile Kıbrıs Türk halkı arasındaki, sağlıklı, saygı, sevgi ve kardeşliğe dayalı bağın yara alması kimseye kazanç sağlamaz. Tam tersine, en çok da Kıbrıs Türk halkına zarar verir. Son cümle bazı arkadaşların hoşuna gitmese de bir gerçektir. Türkiye ile sorunlu Kıbrıs Türk liderliğini, bırakın öteki dünya ülkelerini, Rum -Yunan tarafı da istemez. Acı ama gerçek tek başına Kıbrıs Türk Halkı’nın ve de KKTC’nin iradesinin işe yaramayacağı inancı yaygındır.

   Tam da burada yazayım. Türkiye’nin KKTC’de bulunan ve kısa süreliğine gelen temsilcilerinin yaklaşımında en önemli etkenlerin başında “Bizim” dediğimiz seçilmişlerimizin tavrı ve kapasitesi gelir.

***

Gazetecilik açısından konuya bakıldığı zaman ise başka bir gerçek daha vardır.

   Gazeteci, bilgiye ulaşmak zorundadır. Kulaktan dolma bilgilerle, kahvehane dedikodularıyla, sosyal medya öfkesiyle gazetecilik yapılmaz.

   Özellikle Türkiye ile KKTC ilişkileri gibi hassas bir konuda sağlıklı iletişim kanallarının açık tutulması gerekir.

   Bu nedenle gazetecinin TC Lefkoşa Büyükelçisiyle görüşmesi, konuşması, soru sorması, bilgi alması gereklidir. Hatta görevdir.

   Bu çerçevede, randevu isteğim olumlu karşılandığı zaman Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçileriyle 1972’de Asaf İnhan’dan başlayarak ve Ali Murat Başçeri’ye kadar hep görüştüm. Hem görüşlerini dinledim, hem de görüşlerimi söyledim.

   Özellikle söylediklerim arasında duyulursa, zorda kalacağım bir tek cümlem yoktur.

   Bu yaklaşım ne teslimiyettir ne de koşulsuz onaydır.

   Tam tersine, doğru eleştiri yapabilmenin ön şartlarından biri, muhatapla konuşabilmektir.

   Kapıları kapatarak sağlıklı değerlendirme yapılamaz.

   Köprüleri yakarak iletişim kurulamaz.

   Hele bizim gibi küçük toplumlarda, duyguların aklın önüne çok kolay geçtiği yerlerde sağduyulu iletişim daha da önemlidir.

***

Türkiye’nin KKTC’deki büyükelçisi bazen ekonominin, bazen siyasetin, bazen eğitimin, bazen de toplumsal tartışmaların merkezine yerleşebilir.

Bu normaldir.

   Normal olmayan, bütün yükü tek kişinin omzuna koyup her sorunun kaynağını orada aramaktır. Sanki de TC Lefkoşa Büyükelçisi, TC Devletinin üzerinde, istediğini yapan biridir

Devlet yönetimi de, toplum yönetimi de duygularla değil akıl, denge ve gerçekçilikle yapılır.

Kıbrıs Türk halkının Türkiye’yle ilişkisini günlük siyasi tartışmalara kurban etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Türkiye ile aynı dili konuşuyoruz. Bizim açımızdan, Türkiye kökenli yanlış varsa, bu uygun bir dille anlatılır.

***

Dönelim yeniden düne…

   Büyükelçi Ali Murat Başçeri, Surlar içi, çarşı ve Büyük Han’a aşina. “Zaman zaman, fırsat yaratıp, surlar içinde dolaşırım. Çok da hoşuma gider, dinlenirim. Her defasında keşke daha sık yapabilsem, derim” dedi.

Hemen yazayım.

Sorduğum hiç bir soru yanıtsız kalmadı.

   Fiberoptikte Türk Telekom’un tercih edilmesini de anlattı. Mevcut durumun, güvenlikle ilgili yarattığı sıkıntıları detaylı anlattı. Gözden uzak yerlerde kurulan internet temin altyapılarının, öncelikle ne amaçla değerlendiğini seslendirdi.

   Anladım ki, sistemin kontrolüne olanak yaratacak alt yapıyı en çok sanal bahisçiler istemiyor.

***

   Başçeri, Kıbrıslı Türk yatırımcıların, girişim kapasitesini de fazlasıyla takdir edip, güveniyor. Türkiye’nin ev sahipliğindeki fuarlarda Kıbrıs Türk girişimcilerin stantlarının görünür yerde olmasına özen gösterdiklerini ifade edip, “En son Arslan Boya, uluslararası bir fuara katıldı. Değişik ülkelerde iki yüzü aşkın, ciddi talep aldılar. Alt yapılarını talepleri karşılamak için geliştiriyorlar” dedi.

***

Türkiye’ye giriş yasağı olanları da sordum mu?

Elbette sordum.

Sorumu sorduğum zaman Büyükelçi Başçeri’den bir tepki gördüm mü?

Hiç.

Peki ne dedi?

   “Konu geniş zamana yayılarak bugünlere geldi. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, konuyla ilgili, Ankara’yla temas halindedir. Bu aşamada benim daha fazla bir şey söylemem doğru olmaz.”

                                                                             ***

Bir buçuk saatlik görüşmenin öncesinde ve sonrasında Türkiye’nin değişik yörelerinden tatil amaçlı gelenler ve Kıbrıslı Türklerle hatıra fotoğrafları çekildi.

Benim açımdan çok verimli bir görüşmeydi. 19 Mayıs 2026’da da aldığım davetle Japonya Büyükelçisi Satoshi Iwasaki ile Güney Lefkoşa’daki Japonya Büyükelçiliğinde görüşeceğim.

Başçeri’ye sordum… Hiç bir sorum yanıtsız kalmadı
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.