Güney Kıbrıs’taki İsrailli nüfus artışına ve astronomik İsrail yatırımlarına koşut şekilde, İsrail şirketlerinin çoğalan arazi ve mülk alımları, Rum halkı arasında da tedirginliğe neden olmaya başladı…
Bu tedirginlikler çeşitli vesile ile Rum medyasına yansımakla kalmıyor… Sloganlar halinde grafiti duvar yazılarının ve pankartların konusu da oluyor…
Bu yazıların ve pankartların ekstrim olanları anında Rum Yönetimi tarafından karartılıyor…
***
Ama karartılamayan ve gittikçe belirginleşen yalın gerçek şu ki, Güney Kıbrıs’ta gördüğü resmi destek ve teveccühten oldukça cesaret alan İsrail, Kıbrıs’tan Ege’deki Yunan adalarına da sıçrama aşamasına gelmiştir…
İsrail, Ege Denizindeki bazı Yunan adasını satın almak ya da kiralamak için Yunan Hükümeti ile temaslardadır…
Bu yayılmacı diplomasinin gizlisi saklısı da kalmamıştır artık…
***
İsraillilerin Kıbrıs’taki yayılma isterisi, gözü kararmış olduğu kesinleşen Nikos Hristodulidis Rejimi’nden gördüğü destekle, şimdi de Limasol kazasındaki terk edilmiş ve yıllardır unutulmuş metruk bir köyü satın alma boyutuna ulaştı.
Olayın Rum basınına yansıması bu yeni İsrail atağının kamuoyunca duyulmasını sağladı…
İlginçtir ki, Rum medyası temas ve pazarlıkları uzun süredir var olan bu İsrail hamlesini her şey olup bittikten ve imzalar da atıldıktan sonra duyurdu… Rum Yönetimi bu konuda son ana dek ketum kalmayı yeğledi ve bunu da başardı…
Limasol bölgesindeki yıllardır unutulmuş olan bu dağ köyünün adı Trozena… İtalyancayı çağrıştıran bir sözcük… Büyük olasılıkla adı Kıbrıs kütüğüne Venedikliler tarafından yazıldı…
Türkleri de yıllarca barındırdığına göre Türkçeleştirilmiş bir adı yok muydu bu köyün?.. Merhum İçişleri Müsteşarımız Ahmet Sami Topcan efsanemizin ihmaline mi uğramıştı diğer yüzlerce köy adı Türkçeleştirilirken?…
Her neyse… Bir yere yazınız: Bu “Trozena” adını önümüzdeki dönemlerde çok duyacağız.. Yükümlendiği potansiyel bunu gösteriyor…
***
Yakın tarih diyor ki: 1963 yılındaki Rum saldırıları üzerine bu köyü terk etmek zorunda kalan Türkler, yakınlardaki Malya’ya (Bağlarbaşı) sığınmak zorunda kalmışlardı…
1974 olayları sırasında da yine güvenlik adına Malya’yı apar topar terk eden oradaki tüm Türkler, Rauf Denktaş – Glafkos Klerides imzalı nüfus mübadelesi anlaşması çerçevesinde bu kez kuzeye göç etmişlerdi…
Bu Türklerin çoğu şimdi Girne bölgesinde yaşar ve aralarında ünlü isimler de var…
***
Osmanlı döneminden itibaren “Trozena” adlı o köye yerleşerek mal mülk sahibi olan, köyün bir üretim alanı olarak büyümesine ve gelişmesine alın teri ve emekle katkı koyan, Rum saldırıları üzerine de orayı terk etmek zorunda kalan Türklerden şu an oldu hiçbir ses gelmedi…
Doğal güzellikleri ve sulak arazisi ile yıllardır unutulmuş ve gizli kalmış yemyeşil bir Akdeniz cenneti olan bu köyden hayatta kalan Türk hiç mi yoktur?..
Hayatta iseler neden ses vermiyorlar?..
İsraillilere satılan ve kısa sürede eko turizmde otantik bir marka haline getirileceği kesin olan bu köydeki Türk taşınmazları ve hakları Rum Yönetimi tarafından İsrail yayılmacılığına peşkeş mi çekildi?..
Güney’de kalan Türk mallarını cayır cayır iç etme eğilimi Rum zihniyetinde fazlası ile var… Üzerine uçak alanı ve askeri üs inşa edilen, yol ve park yapılan, yıkılıp potansiyel boş araziye çevrilen dönümlerce Türk arazisinin varlığı şimdi bir kez daha akla gelmez mi?..
Yoksa oradaki Türk taşınmazları, gizlice, çoktan mı Rumlara satıldı?..
Şu anda bu sorular yanıtını bekleyen gündem başlıkları olarak duyarlı kişilerimizi meşgul etmektedir…
Trozena dosyasını açık tutalım ve hep dikkatle yakından izleyelim..
Ahmet Tolgay
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.