Geçtiğimiz akşam, lise arkadaşlarımızla
Bir araya geldik. Sıkça görüştüğümüz
Lise arkadaşlarımız olsa da,
Bu buluşmayı biraz daha özel kılan,
Yurt dışında yaşamlarını sürdürmeyi tercih
Etmiş arkadaşlarımızın da katılımlarıydı.
Sohbet, görüşmediğimiz dönemleri kısa
Özetinden sonra, Kıbrıs’ta ve
Yurt dışında yaşamaya demirledi.
Bir an oradaki herkes dalgın düşüncelere
Daldıysa da, herhalde bu sorularla
Daha önce yüzleşmiş olduklarından olacak,
Çekildikleri dalgınlıklarından sakince ve
Uzatmadan çıktılar.
Masadaki arkadaşlarımızdan
Birisi İstanbul’da, diğeri İngiltere’de yaşamını
Sürdürmekte, bir diğeri de gitme hazırlığındaydı…
O gece herkes mutluydu.
Yaz gecesi ve mis çiçeği tüten bir havada,
Kalabalık gruplarla oturmuş sohbet eden insanlar,
Etrafta dolanan çocuklar,
Uzaktan esen anlaşılmaz ama
Kederli olduğu belli bir müzik…
İnsanın ülkesinde olmasının verdiği o derin
Huzur…
Sanki yüzyıl orada oturabilirdik.
Bütün kaygılarımız, düşüncelerimiz,
Sorgularımız gecenin karanlığına karışmış
Koyu bir duman gibi bizim göremeyeceğimiz
Bir yerdeydiler o vakit.
Bazı sorular düşündüm o an.
Düşündüklerimden birazını sordum,
Birazını hiç açmadım.
Ülke neydi? Bağ neydi? Gidişlerde aranan neydi?
Ya da gidişlerde kaçılan neydi, nelerdi?
Peki ya kalmak? Kalmak nelere karşı
Gelmekti? Neleri sahiplenmek?
Ve nelerle mücadele etmek?
Göçlerin her dönem belli sebepleri
Olmuştur. Ağırlıkta ekonomik nedenler,
Ve işsizliği söylersek yanlış olmaz sanırım.
Ancak bu kez, sebepler biraz farklıydı;
Düzensizlik, yaşamdan
Memnuniyetsizlik, kariyer kaygısı,
Yurt dışında mesleklerinde daha iyi
İlerleyebileceklerine inanış…
Gitmek ve Kalmak…
Her zaman zor iki seçim olmuştur
Hepimiz için. Sanırım önemli olan,
Bir konuda mutluluk ve başarıyı yakalarken,
Bir diğerini düşündüğümüzde içimizin
Sızlamaması…
*
Güzel günlere…





Yorumlar kapalı.