1071’den itibaren Anadolu’ya yoğun şekilde yerleşmeye başlayan Türklerin bu coğrafyada karşılaştıkları ilk Avrupalı ulus olan Venedik ve Ceneviz İtalyanlarıyla kurdukları ticari ve askeri ilişkiler şüphesiz iki dilin birbirinden sözcük alışverişini de başlatır. Önceleri ticaret, obje-araç gereç ve askerlikle ilgili sözcük ve terim alışverişiyle başlayan bu etkileşim ilgi çekicidir. Türkçe’ye İtalyanca’dan giren sözcüklerin fazlalığı ve kolayca benimsenmesi konusunda İtalyan dilci Ezio Bartalini, iki dilin vokal sisteminin zenginliğine bağlayarak şöyle der:
“İtalyanca kelimeler Türk lugatına diğer bir çok yabancı kelimelerde olduğu gibi arka kapıdan, bir moda halinde yahut guya ilmi bir takım iddialarla girmemiştir. İtalyanca kelimeler, iki lisanın tasavvut bakımından uygunluğu dolayısıyla Türkçeye kolaylıkla kabul edilmiştir. Bugün Türkçede mevcut olan ve İtalyan aslından gelen; kopya, banka, borsa, posta, forma, pasta, moda, fabrika, salata, soda..gibi kelimeler öz Türkçe olan damla, dana, kara, dama, dalga, oda, soba, tava kelimeleri kadar tabii ve sıkıntısız olarak kullanılmaktadır.”
İtalyanlarla siyasi ve ticari ilişkiler dolayısıyla Türkçeye İtalyancadan geçmiş yüzlerce sözcüğü bulunması, hatta Venediklilerden alınan Ege-Akdeniz adalarında örneğin Kıbrıs- Venedik İtalyancasından Türkçeye geçen onlarca sözcüğü bugün dahi kullanılması, iki dil arasındaki yoğun etkileşimin somut belgeleridir. Türkçedeki pek çok denizcilik sözcük ve terimi de İtalyancadan geçmedir. Osmanlı ve Türkiye Türkçelerinde yer alan İtalyanca sözcükler ile İtalyan dilindeki Türkçe kelimeler bilim insanlarının daima ilgisini çekmiştir.
İtalyanlarla Türkler arasındaki ilişkilerin yoğun olduğu dönem genelde XV-XVII yüzyıllar arasındadır. XVI. yüzyıldan sonra Fransızlar Osmanlı tarihi içinde biraz daha etkin gözükürler. Bununla birlikte Fatih Sultan Mehmet’in yanında Ceneviz askerleri tuttuğuna, ressam Bellini’yi davet edip potre ve resimler yaptırdığını bilmemize rağmen şu an için elimizdeki en eski İtalyanca-Türkçe sözlük ve gramer kitabı, Pietro Ferraguto’nun Grammatica Turca (1611) adlı eseridir.
İtalyanların kendi adamları, diplomatları, tüccarlar, sanatkarları, askerleri için İtalyanca-Türkçe sözlükler ve gramer kitapları hazırlatma sebebi, adı XV-XVIII. yüzyıllarda Osmanlı devletinin bir dünya devleti olması ve onun dilini Türkçeyi doğal olarak öğrenme ihtiyacıdır. Ferraguto’un kitabı dışında, PietrodellaValle, Grammatica Turca (1619), Giovanni Molino, DittionariodellaLinguaItaliana e Turchesca (1641), Bernardo da Parigi, VocabolarioItaliano-Turchesco (1661), AntonioMascisVocabolarioToscano e Turchesco (1677), GiovanniAgop, LinguaTurcehsca (1685), B. Pianzola, DizionarioperApprendere Le LinguaItaliana, Greca, Turca (1789) ve Comidas de Carbognano, Grammatica Turca (1794) adlı sözlük-gramer kitaplarını hazırlamışlardır. Bunlar doğal olarak modern anlamda dilbilimci tarafından hazırlanmış eserler değildir. Bu yüzden onlarda, İtalyanlara Türkçe öğretimi konusunda akademik bir metod-yöntem bulmak da zordur. Bütün bu sözlük-gramer kitaplarında İtalyan diplomatların, tüccarların, gezgin ve din adamlarının işini kolaylaştıracak günlük bilgiler mevcuttur. Günlük konuşmalar, sayılar, çarşı pazar işleri, ticaret ve siyaset terimleri başta olmak üzere onlarla ilgili diyalog ve cümleler bu kitapların esasını oluşturur.
İtalyanlara okulda ve modern anlamda Türkçe öğretimi için XIX. yüzyılın ortalarını beklemek gerekir. Önceleri Napoli’de Çin Koleji olarak kurulan İtalyan Araştırma Enstitüsü zamanla Şarkiyat-Doğubilim Araştırmaları Enstitüsü’ne (Istituto Orientaledi Napoli) dönüşür ve müfredatına Türkçe’yi de alır. İtalyan Doğubilimcileri Luigi Bonelli ve Ettore Rossi’nin çalışmaları sayesinde İtalya’da İtalyanlara Türkçe öğretimi akademik ve profesyonel bir çehreye bürünür. Bonelli’nin IlTurcoParlato (1910), LessicoTurco-Italiano (1939) ve Manualedi Conversazione Italiano-Turco (1942) ile Ettore Rossi’nin Manuale Lingua Turca (1939) adlı eseri, İtalyanlara Türkçe öğretiminde temel kitaplar olmuştur.





Yorumlar kapalı.