Bazı zamanlar nasıl da hevesle beklenir değil mi?
Hele de yaz zamanları… Dilediğinizi yapacağınız
Bir güne uyanmak…
İçinizi, gitmek istediği denizlere bırakmak…
Gecenin sessizliğini duyacak kadar
Balkonda oturmak…
Hatta çoğu kez günün doğumuna kadar
Oturduğumuz sandalyede kalmak…
Bir düşen bir kalkan gözlerle sabaha varmak,
Ne de güzeldir…
Temmuzun yarısı,
Yazın da yarısı…
Masada şairlerin bilmediğim şiirleri…
Okudukça, yeni tanımaktayım sanki dünyayı…
Her şiirde başka bir yer dünya, onu bir daha buluyorum…
‘Aşktır ölümden tek güzel olan’ diyor komşudan
Gelen şarkının nakaratında…
Ve tam o anda bir isimsiz yasemin konuyor omzuma,
Rüyasında…
Ah yaz zamanları… Oh…Yaz zamanları…
Bazen yolları tutmak istiyor insan…
Uzun uzun gitmek…
Uzağa gitmek…
Yürüyünce uzaklaşacak olsa kendinden,
Belki çoğumuz doğduğu toprakların pek uzağında
Devam ederdik hayata,
Kim bilir…
Birbirimizi zor bulurduk artık ayıldıktan ve ayrıldıktan
Sonra…
Böyle olsun ister miydik?
Kavuşmadan ve karşılaşmadan devam etmeyi
Diler miydik?
Bazen,
Hele de yazsa,
Uzun uzun düşünüyor insan…
Tam da seyredecek yağmur yokken,
Sıcaktan kendi halindeyken ortalık,
Uzun uzun düşünmek ve düşlemek istiyor…
Hep yaz gecelerinin marifeti tabi,
Yoksa düşününce çözülebilecek olsa hayat,
Hepimiz oturup matematik çalışalım,
İkiyle ikiyi bir daha toplayalım,
Dörtten ikiyi tekrar çıkaralım.
Yapalım bir şeyler,
Sorularımızın cevaplarını bulalım…
Keşke’lerimize, aklımıza bir teselli olalım…
Bizim narlar eylülü bekleyemeden
Yine açıldılar.
Dalların üzerinde bir sürü açık nar…
Dediklerine göre belli bir programda
Su vermediğimiz için olmuş.
O kadar da özenle baktığımız,
Konuştuğumuz halde, olmamış…
Bana göre, nar, fazla Düşünmüş, açılmış, saçılmış, dağılmış…
Gelecek olanı geçmişle karıştırmaya kalkmış…
Olmamış… Oysa bir ara ona söylemiştim,
Yaz gecelerine kanıp da uzun uzun düşünme, demiştim.
Demek ki, dinlememiş… Düşünmüş, taşmış, saçılmış…
Zaten dinleyenimiz mi var.
Ben de kağıtlarımı, kalemlerimi hazırlamıştım
Her kırtasiyeden, her bakkaldan ayrı kağıt almıştım…
Her markadan, her renkten, her zevkten ayrı kalem…
Haftalardır ben de bu mevsimi bekliyordum çalışmak için,
Yazmak için; aşkı, serini, bir kalp yenilgisini,
Hayat mutluluğunu, akşam sırrını
Yazmak için günlerdir ben de bu zamanı bekliyordum…
Yazmaya başladım ama bir baktım arabanın
Sigortasını yazıyorum.
Elektrik faturası ödemesini hesaplıyorum.
Evin koltukları değişmek istedi, nereden bakılır not ediyorum.
Boyası kabardı yatak odasının, boyacıyı da aramak gerek, not
Et diyorum. Heey kime diyorum?,
Kime diyeceğim, bana diyorum…
Gerçek hayattır dedik, bağrımıza bastık.
Hayat arkadaşıdır şiirin dedik, kucakladık.
Ama yani bu kadar da demedik.
Ya yaza fazla anlam yükledik,
Ya gerçek hayatı fazla küçümsedik, bilemedim.
Benim tek istediğim yazmak, dedim hayata,
Dinletemedim.
Her şey bu kadar gerçek olmak zorunda mı?,
Bilemedim.
Ama bu kadar girmeseydi araya gerçek hayat,
İyiydi…
Neyse, geçip, pası düşen bahçe demirlerinin
Pasını temizleyeyim hazır herkes uykudayken.
Düşlerinizin gerçeğin ortasına dalacağı ve
Hiç gitmeyeceği bir hafta olsun…
Mutlu günlere…





Yorumlar kapalı.