Neyi, ne zaman, kime, nerede ve nasıl söyleneceğini bilme yetisi.
Gerek mesleği olan askerlik alanında, gerek kamusal alandaki hizmetleri sırasında yüzyılımızın gördüğü en büyük strateji ve taktik dehası olarak kabul edilen ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, yapısı, aldığı eğitim ve çok okuması sonunda ulaştığı bu payenin bir sonucu olarak neyi, nerede, ne zaman ve nasıl söyleyeceğini çok iyi bilen bir liderdi. Örneğin daha Harp Okulunda öğrenci iken, Namık Kemal gibi, yurt dışında bulunan aydınlarımızın bile “hürriyet” kavramını cumhuriyet yerine kullandığı bu yıllarda “cumhuriyet” sözcüğünü kullanmamıştır. J.J. Rousseau’yu okumaya ve öğrenmeye başladığı bu yıllarda, II. Abdülhamit istibdadına karşı tavır almış olsa bile “cumhuriyet” sözcüğü ağzından çıkmamıştır. Tam tersine, öğrendiği “devlet teorilerini” de sadece Fransız modeliyle sınırlamamış, İslâm tarihindeki dört halife devrinde uygulanan “meşveret” kavramını kullanarak, “cumhuriyet” kavramının İslami kökenlerinin de olduğunun altını çizmiş ve “cumhuriyet” ile II. Abdülhamit istibdadından kaçışı, yani “hürriyet”i bir tutmuştur. Neyi nerede, ne zaman, kimlere, nasıl söyleyeceğini çok iyi bilen Atatürk, Llyod’un tabiriyle, “birkaç yüzyılda bir yetişen stratejik dâhilerden biriydi” ve o da, tarihleri boyunca Türklere zarar vermek için uğraşmış olan İngiltere’yi bulmuştu!
Mazhar Müfit Kansu ile yaptığı fıkra olabilecek konuşma
Mazhar Müfit Kansu, Erzurum Kongresiyle Milli Mücadele hareketine katılmış bir bürokrattır. Özellikle Erzurum ve Sivas Kongreleriyle kendini göstermiş ve Atatürk’e yardımcı olmuştur. Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olup, askerlikle bir ilgisi yoktur. 1919 yılında Bitlis Valisi iken görevden alınmasına kızıp İstanbul’a dönmeye karar vermişken, bu kararından vazgeçerek Erzurum’a gitmiş ve Mustafa Kemal’e katılmıştır. Cumhuriyet döneminde de İstiklâl Mahkemesi üyeliği, milletvekilliği ve valilik yapmıştır. Atatürk’le beraber yaşadıklarını kaleme aldığı “Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’ler Beraber” adlı 1948’de basılan kitabı, gerçekten yaşananlara ışık tutan, ilk ağızdan dönemi aydınlatan bir kitaptır.
1919 senesinin 8 Temmuz gecesi, saat sabaha karı 4.00-4.30 civarıdır. M.M. Kansu’nun, delege olmadığı için oturumlara katılamadığı Erzurum kongresi sona ermiştir. Atatürk, “hürriyetçiler” sadece II. Abdülhamit’ten istedikleri “meşrutiyeti “ gündeme getirmekle yetinirken, kendi beyninde ve gönlünde yatan “cumhuriyeti” gündeme delegelere kabul ettirdiği için çok mutludur. Artık kararını vermiştir: “Zaferden sonra hükümet biçimi cumhuriyet olacaktır!”…Aslında bu sonuca, halkın, yapılan tüm işgallere, işgal ordusu mensupların yaptığı terbiyesizliklere, padişahın aksini istemesine rağmen yapılan protestolara, mitinglere, kurdukları yerel kongrelere ve cemiyetlere bakarak çok ama çok önce ulaşmıştı zaten…
Şimdi sıra aklına gelenleri not olarak yazdırmakta idi… Kansu ile aralarında şu konuşma geçer: Mazhar not defterin yanında mı?/ Hayır Paşam../ Zahmet olacak ama yukarı çıkıp alıver…
Birkaç dakika sonra M.M. Kansu’yu elinde not defteriyle ve kalemiyle hazır görünce ona şunları söyler: “Bak… şimdi söyleyeceklerimi not edeceksin ama kimseye göstermeyeceksin. Sonsuz kadar gizli kalacak… Bir ben, bir sen, bir de Kalem Müdürü Süreyya bilecek, tamam mı” bu şartla yaz bakalım!”; “Zaferden sonra hükümet şekli cumhuriyet olacaktır.” /“ Padişah ve Hanedan hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır.”/ Fes kalkacak erkekler uygar milletler gibi şapka giyilecektir” / Latin harfleri kabul edilecektir.
Ata’nın bu sözünden sonra kalem M.M. Kansu’nun elinden düştü! Atatürk’ün yüzüne baktı… O da onun yüzüne bakıyordu… Gözlerin birbirine çok şey anlattığı bakışmalardı… Atatürk sordu: “Neden duraksadın? Kansu cevap verdi: “Darılma ama Paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var!”. Atatürk güldü ve “Bunu zaman gösterir, sen yaz!” deyince Kansu, “Paşam yeter saat 5’i geçti”… Biz “Cumhuriyet ilânını başarmış olalım da üst tarafı yeter!” Zaman Atatürk’ü haklı çıkardı… Sadece 4 yıl sonra Atatürk her söylediğini gerçekleştirmişti… Üstelik tesettürü de kaldırarak! Tabii Atatürk bu konuşmayı hiçbir zaman unutmadı ve fırsat buldukça, özellikle M.M. Kansu’nun da bulunduğu yemeklerde bunu fıkra gibi gülerek anlatmıştır. Ama, M.M. Kansu, Atatürk’ün kendisine anlamlı bir ders verdiği olay olarak şunu anlatır: Kastamonu’da şapka devrimini açıklamıştı ve otomobille geri dönüyordu. Ankara’ya geldikten sonra eski meclisin önünden geçmek istemiş. Ben de kapı önündeydim Beni görünce camı açtı, yanına çağırdı ve “Azizim Mazhar Bey, Acaba kaçıncı maddedeyiz? Notlarına bakıyor musun?
Cumhuriyetin ilânından bir gece önce ve 29 Ekim 1923 saat 20.30
Cumhuriyetin ilânından bir gece önce Atatürk Çankaya’ya gitmek üzere odasından çıktığında, kendisini görmeye gelen ve koridorda bekleyen Sami ve Halit Paşaları gördü ve akşam yemeğine Çankaya’ya davet etti. İsmet Paşa’ya, Kazım Paşa’ya ve Fethi Bey’e de kendisiyle birlikte gelmelerini söyledi. Hep beraber yemeğe oturduktan biraz sonra, “Yarın cumhuriyeti ilân edeceğiz !” dedi. “Mazhar Müfit Kansu’nun tuttuğu notlarda birinci madde olan bu sırrı bilen tek adam olma” özelliği de böylelikle tarihe karıştı. Ondan başka kimse bu sırrı o dakikalara kadar bilmiyordu ki! Sofrada olan herkes bu güzel habere çok sevindi. Sofradan kalkıldı ve hep beraber bir plan yapıldı. Atatürk arkadaşlarına bazı görevler dağıttı. Atatürk’le İsmet Paşa, misafirleri yolcu ettikten sonra 1921 Anayasasını değiştiren kanun taslağı üzerinde çalıştılar. Eskisi ile yenisini madde madde karşılaştırdılar. Bitince baştan aşağı bir daha okudular. İsmet Paşa Çankaya’da misafir edildi. Sabah bir defa daha okuyup beraber Meclis’e gittiler. 29 Ekim’de yapılan görüşmelerden sonra, saat 20.30’da oturuma katılan 158 üyenin tamamının oyuyla, “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri ve akışlarla cumhuriyet ilân edildi. Artık “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir “ilkesi Anayasal bir konuma ulaşmıştı. Ardından da Cumhurbaşkanı seçimine geçildi ve ulu önderimiz yine 158 oyla TBMM tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanımız oldu. Bu arada olan M.M. Kansu’nun sırrına olmuştu…
**
ARUCAD 4. Liseler Arası Tasarım Yarışması Ödül Töreni gerçekleşti
Kazananlar, sertifikalarını aldı
Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi (ARUCAD) 4. Liselerarası Tasarım Yarışması’nın kazananları önceki akşam ARUCAD Sanat Galerisi’nde gerçekleşen tören ile ödüllerini aldı. 77 öğrencinin katılım gösterdiği yarışmaya gönderilen çalışmaların tümü sergilenirken kazananlara sertifikaları takdim edildi.
Kuzey Kıbrıs, Türkiye ve Uluslararası alanda lise öğrencilerine yönelik gerçekleşen Tasarım Yarışması’nın dördüncüsü, bu yıl “Zaman Yolculuğu” başlığıyla düzenlenmişti. Jüri üyeleri; Kurucu Erbil Arkın, Sanat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Turan Aksoy, Tasarım Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Cem Yardımcı, Seramik Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Elçin Şener, Yeni Medya ve İletişimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Çağdaş Öğüç, Dijital Oyun Tasarımı Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yunus Luckinger birçok farklı disiplinle yaratılmış 100’ün üzerinde eseri inceleyerek değerlendirdi.
Yarışmanın birincisi Ankara Güzel Sanatlar Lisesi öğrencisi Ece Tügen, ikincisi Ankara Itri Güzel Sanatlar Lisesi öğrencisi Hayal Yüksel ve üçüncüsü Pakistan Aitchison College öğrencisi Mikael Bucha oldu. Erbil Arkın Özel Ödüllerini Rusya’dan Moscow 2054 Lisesi öğrencisi Vitaliya Nemtsova ve Kazakistan’dan 89 Secondary Lisesi öğrencisi Tauken Bekzhan kazandı. Yapılan oylama sonucunda Sosyal Medya Ödülü’nün kazananı ise Kuzey Kıbrıs’tan Türk Maarif Koleji öğrencisi Zeynep Ceren Anlar oldu. Dereceye giren öğrencilere ARUCAD’da tam burs, para ödülleri ve başarı belgeleri takdim edildi. Ayrıca ilk üç kazananın liselerinin resim atölyelerine ihtiyaçlarının giderilmesi adına katkıda bulunuldu.
Tören, yarışmaya başvuran lise öğrencileri, aileleri, ARUCAD akademisyenleri, öğrencileri ve çalışanlarının katılımı ile Üniversitenin Sanat Galerisinde, bugüne kadar yarışmayı kazanan katılımcılarının çalışmalarının yer aldığı kısa video gösterimi ile başladı.
Törenin hoş geldiniz konuşmasını yapan ARUCAD Rektörü Prof. Dr. Asım Vehbi, 4 yıl önce 12 başvuru ile başlayan yarışmanın bugün 6 farklı ülkeden 77 başvuruya gelmesi ile Kıbrıs, Türkiye ve Uluslararası alanda gerçekleşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Sertifika takdim töreninin ardından ödül gecesi, yetenekli gençlerin, velilerin ve ARUCAD Ailesinin katıldığı kokteyl ile devam etti.





Yorumlar kapalı.