Haziran ayı enflasyon oranları, KKTC İstatistik Kurumu tarafından açıklandı. Buna göre, aylık enflasyon yüzde 9,54, 6 aylık enflasyon toplamı yüzde 56.76 ve geçen yıl Haziran’dan, bu yıl Haziran’a kadarki yıllık enflasyon oranı da yüzde 110.42 olarak gerçekleşti.
Geçtiğimiz aylarda yaptığım değerlendirmede, Haziran ayında yıllık enflasyonda 3 haneli rakamları göreceğimiz öngörüsünde bulunmuştum. Keşke haklı çıkmasaydım. Bu bağlamda, yıllık enflasyon, Haziran ayında yüzde 110 rakamına ulaştı.
Geçen yıl, Haziran 2021’de yüzde 8.83 olan “bir önceki yılın Aralık ayına göre değişim” oranı Haziran 2022’de yüzde 56.76; Haziran 2021’de 19.93 olan “bir önceki yılın aynı ayına göre değişim” oranı da Haziran 2002’de yüzde 110.42 oldu. Geçen yıla göre, yıllık enflasyonda nerdeyse yüzde 90’dan fazla büyüklükte bir fark oluştu.
Elektrik, akaryakıt ve gaz ürünlerinin bizim endeksteki ağırlığı yüksek olduğu ve ekonominin girdi ürünleri olduğu için, bu ürünlere yapılan devamlı ve okkalı zamlar, tüm mal ve hizmetlere zincirleme olarak yansıyor ve pahalılık yaratıyor. Bu da, rekor enflasyon oranlarına yol açıyor.
Türkiye’de ise, Haziran ayı enflasyon oranı yüzde 4.95, yıllık enflasyon oranı yüzde 78.62, bir önceki yılın Aralık ayına göre de, enflasyon yüzde 42.35 olarak gerçekleşti. Yani, şu anda bizdeki yıllık enflasyon oranı, Türkiye’den yaklaşık yüzde 32 (32 puan) daha yüksek düzeydedir.
Haziran sonu itibarıyla, gıda ve alkolsüz içecekler ana grubunu oluşturan ürünlerin ortalama yıllık hayat pahalılığı oranı (enflasyon) yüzde 126.92’ye ulaşmıştır. Elektriğe, akaryakıta ve gaza yapılan yeni zamlarda, hem halkı ve işletmeleri perişan etmiş, hem de enflasyon oranlarını fırlatmıştır.
Ülkedeki pahalılığın önlenmesi ve enflasyonun rekor düzeylere ulaşmaması için, devletin ithalatta kur sabitlemesi yapması, yerli üretimi desteklemek şartı ile, özellikle temel gıda, ilaç ve temizlik ürünlerinde ithalatta uygulanan katma değer vergisi, fon ve stopajın minimuma indirilmesi gerekiyordu. Maalesef, bu adımlar atılmadı.
Öte yandan, KIB-TEK’teki akaryakıt eksikliği ve geminin geç gelmesi nedeniyle elektrik kesintileri devam etmekte ve yaz günlerinde halkımızı ve işletmeleri perişan etmektedir. Ayrıca, KIB-TEK’e alınacak akaryakıtların ihalesiz yapılması kararını da, muhalefet yargıya taşıyacaktır. Bunun sorumlusu ise, süreci iyi yönetemeyen, öngörülü davranamayan, hükümet ve kurum yönetimidir.
4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırı, 30 Haziran itibarıyla, 9 bin 46 TL’ye ulaşmıştır. Mevcut net asgari ücret ise, açlık sınırının, 2,956 TL altında kalmıştır. Bu bağlamda, asgari ücret tespit komisyonu toplanmalı ve yeni asgari ücreti oluşan 6 aylık hayat pahalılığı çerçevesinde belirlemelidir. Asgari ücret, açlık sınırının altında kalmamalıdır.
Öte yandan, aynı zamanda, sosyal güvenlik işveren prim desteği katkıları da güncellenerek devam ettirilmelidir. Zira, asgari ücret artarken, özellikle küçük esnaf ve küçük işletmelere, prim desteği önemli katkı yapacak ve ülkede işsizliğin çoğalmasını engelleyebilecektir.
Özellikle, gıda, elektrik, akaryakıt ve gaz zamları, piyasadaki mal ve hizmet fiyatlarını devamlı arttırmakta, dar gelirlilerin alım gücü günden güne erimektedir. Sosyal yardım ve engelli maaşı alanların hali ise, daha da perişandır.
Son tahlilde, Temmuz ayı sonunda, yılın ilk 6 ayında oluşan hayat pahalılığı oranı, mutlaka kamu çalışanlarına, emeklilere, sosyal sigorta emeklilerine ve asgari ücretlilere eksiksiz ödenmelidir. Birçok belediye ise, hayat pahalılığı artışını yapmakta zorluklar yaşayacaktır.
Ülkemizde, tüketimin azalmaması, ekonominin daha da daralmaması, işsizliğin ve fakirleşmenin artmaması, küçük işletmelerin daha da kötü duruma düşmemesi ve devlet gelirlerinin de azalmaması için, bu maaş artışlarının eksiksiz yapılması olmazsa olmazdır.
Ödül Muhtaroğlu
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.