Teknoloji kullanımı, insanlığın oldukça ilgi gösterdiği ve hayatında önemli yer tutan bir düzeye gelmiş bulunmaktadır. Bunda elbette, teknoloji dünyasındaki yeniliklerin, insanların hayatını kolaylaştırmasının büyük rolü bulunmaktadır. Ancak, teknolojik cihaz kullanımının insanların hayatında çok fazla yer tutması, teknoloji bağımlılığına yol açmaktadır.
Birçok insan, teknolojik cihazlarla ve özellikle sosyal medyada zaman geçirdiğinde mutlu oluyorsa, bunlara erişemediğinde ise, mutsuz ve huzursuz oluyorsa bu kişilerde teknoloji bağımlılığı olduğu uzmanlar tarafından söylenmektedir.
Teknoloji bağımlılığı, günümüzde cep telefonu, tablet, play station, internet, sosyal medya ve TV bağımlılığı şeklinde görülmektedir. Teknolojinin ve özellikle internetin doğru ve ölçülü kullanıldığı hallerde, elbette faydaları vardır. Özellikle internetin, bilgi edinme, bilgiye ulaşma ve araştırma amacıyla kullanıldığı zamanlarda muazzam yararları bulunmaktadır.
Teknoloji bağımlılığı, günümüzde özellikle çocukları ve gençleri fevkalade olumsuz etkilemektedir. Teknoloji cihazları, yeni nesil tarafından eğitsel ve öğrenme amaçlarından ziyade, oyun oynamak, zaman geçirmek ve iletişim kurmak amacıyla kullanılmaktadır.
Ülkemizde, çocukların ve gençlerin çoğunun durumu teknoloji kullanımında benzerlikler göstermektedir. Sohbetler ve paylaşımlar bu yönde olmaktadır. Bu çerçevede, çocuklar ve gençler, arkadaşları arasında ortak noktalarını, statülerini ve prestijlerini bu cihazları kullanmak suretiyle sağlamaktadır
Günümüz çocukları ve gençleri, boş vakitlerini çoğunlukla internette, oyun konsollerinde (Play Station), cep telefonu, tablet vb teknolojik aletlerde yalnız, sanal oyunlar oynayarak geçirmekte, sosyal faaliyetlere katılmamaktadırlar.
Üstelik, bu oyunları kazanmayınca da, öfkeli, kızgın hale gelmektedirler. İnternet arkadaşları dışında da başkalarıyla görüşmek istememektedirler. Teknolojik araçlarla aşırı vakit geçirilmesine aileler izin vermezse, çocuklar kızmakta, küsmekte ve saygısız davranmaktadırlar.
Ayrıca, Çocukların ve gençlerin teknolojik cihazlar önünde uzun zaman geçirmesi, fiziki sorunlara ( obezite, omurga bozuklukları) ve dikkat eksikliği, aşırı kaygı, takıntı gibi psikolojik sorunlara da yol açabilmektedir.
Burada en büyük görev ebeveynlere düşmektedir. Çocuklara teknolojik aletlerin kullanımının da süre koymalı ve buna uyulmasını sağlamalıdırlar. Okullarda, çocukları bu konuda bilinçlendirmeli, aşırı teknolojik cihaz kullanmanın olumsuz yönleri hakkında devamlı bilgilendirme yapmalıdırlar.
Anne ve babalar, kendileri de teknolojik aletleri(cep telefonu, internet, TV) evde aşırı kullanmamalı, çocuklarına kötü örnek olmamalıdır. Çocuklara gerçek hayatın daha güzel ve eğlenceli olduğu aileleri tarafından mutlaka anlatılmalıdır.
Cep telefonu, tablet, play station gibi cihazlar, çocukları oyalamak, susturmak, yemek yedirmek için kullanılmamalıdır. Anne ve babalar, çocuklara ekran karşısında oyun oynarken yemek servisi yapmamalı, yemekler birlikte yenilmelidir.
Çocuklar akşama kadar okullarda ya da etüt ve özel derslerde vakit geçiriyorlar. Boş zamanlarında da, evde sanal oyunlar oynuyorlar. Sokakta oyun oynanan çocukları görmek pek mümkün değil. Bu gidişle, sokaklarda bizim oynadığımız oyunlar, yeni nesiller tarafından bilinmeyecek ve unutulmaya yüz tutacaktır.
Aşırı teknoloji kullanımı, çocukların derslerini olumsuz etkilemekte, ayrıca, dersler dışında da kitap okumaya da fırsatları kalmamaktadır. Gazete, TV ve internette de haber okumadıkları için, ülkemizde ve dünyada yaşananlardan bilgi sahibi olmamakta, gündemi takip edememektedirler. Böylece, ülke ve dünya sorunlarına karşı duyarsızlaşmakta, bilinç ve farkındalık düzeyleri gelişmemektedir.
Anne ve babalarından, arkadaşlarından, akrabalarından uzaklaşan, yalnızlaşan, çeşitli psikolojik sorunlar içinde boğuşan bireyler yetişmesini istemiyorsak, çocuklarımıza yakın ilgi gösterelim, evde ve dışarıda birlikte verimli vakit geçirelim.
Yapılan araştırmalarda, öğrencilerin en çok kullandığı cihazın cep telefonu olduğu ortaya çıkmıştır. Ellerinden teknolojik cihazları alınan çocuk ve gençlerin bu süreçte konuşamadıkları, sohbete katılmadıkları ve dertleşemedikleri gözlemlenmiştir.
Telefonunun ve bilgisayarının şarjı bitince veya elektrikler kesilince sosyalleşebilen kuşakların yetişmemesi için, en büyük görev ailelere ve okullara düşmektedir. Çocuklar ve gençler boş vakitlerinde, arkadaşlarıyla birlikte mutlaka sosyal etkinliklere yönlendirilmeli ve mutlu olmaları sağlanmalıdır. Her birey yeteneğine göre, spor, müzik, sanat ve kültürel faaliyetler içinde sosyalleşmelidir. Aksi halde, mutsuz bireyler yetişmesi toplumu da mutsuz ve huzursuz edecektir.
Ödül Muhtaroğlu
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.