Kıbrıs Türk kültür, edebiyat, sanat, gazetecilik ve bürokrasi yaşantısında önemli bir şahsiyettir Osman Güvenir. Mücahitlik, Dr. Fazıl Küçük’ün özel kalemliği, Rauf Denktaş’ın halkla ilişkiler sorumluluk dairesindeki görevleri onun ruh ve yaratıcılık dünyasını zenginleştirmiş, bir tohumun, goncanın patlaması ve güle dönüşmesi gibi arda edebi yapıtlar üretmesine aracılık etmiştir. 1960’larda başlayan sanat faaliyetleri, şiir kitapları çalışmaları mücahitlik ve devlet görevleri esnasında uykuyu yatmış, Bağımsız KKTC ideali gerçekleşince edebiyat ve sanat üretimi yeniden harekete geçmiştir. “Özümdeki Damlalar, Griyle Mavi adlı şiir kitapları, Üç Pencere, Gidişle Dönüşün Romanı başlıklı romanları, İlk ve Son Resim, Kaybolan Hayat ve Gavur asan” başlıklı öykü kitapları bu hareketli, üretken evrenin ürünleridir.
Osman Güvenir idealist, titiz ve mükemmeliyetçi bir karaktere sahip olduğundan yazdığı edebi eserlerin de kusursuz olmasını ister. Bu yanıyla edebi akımlardan klasisizme bağlanır. Türkçeyi, dili güzel kullanma da mükemmellik idealinin bir yansımasıdır. Buna karşılık eserlerinin içerik ve işlenişinde son derece realisttir. İnsan-mekan arasındaki ilişkilerini yoğurması, toplumun aksayan yanlarının objektif eleştirisi, ironisi, determinizm yani sebep-sonuç ilişkilerinin başarılı kurulması, insan psikolojisinin tahlili ve ayrıntılı betimlemeler bize Halit Ziya Uşaklıgil, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar veya Balzac, Stendhal, Tolstoy-vari realist bir yazarla karşı karşıya olduğumuzu gösterir. Osman Güvenir’in özellikle Kıbrıs Türk insanını ve coğrafyasını anlatan, tahlil eden veya betimleyen tema ve üslubunun ardından, yazdığı tiyatro eserlerinde nasıl bir dil ve form kullanacağını hep merak etmiştim. Çünkü tiyatro-piyes yazmak, betimleme ve analizden çok konuşma ve harekete, diyalog ve monologlara dayanıyordu. Şüphe duymasam da yazarlığından içimde şu soru dolanıyordu: Acaba Osman Güvenir, realizmin getirdiği tarzdan sıyrılabilecek mi idi oyun yazarlığında? O beni yine yanıltmadı ve sanki yıllardır oyun yazar gibi teknik, dil-üslup ve orijinallik açılarından gayet doğal, suni olmayan piyesler kaleme aldı. İşte Osman Güvenir son tiyatro oyunlarını (beş piyes), “Osman Güvenir, Tiyatro Eserleri I.Cilt “ adı altında kitaplaştırdı. 2020 yılı baskısı, 237 sayfalık tiyatro eserleri kitabı, oyun yazarlığında da başarılı bir kalemle karşı karşıya olduğumuzu bize gösterdi. Tiyatro kitabının içinde: “Ölmek Var Dönmek Yok, Emine’nin Hikayesi, Hesaplaşma, Yolcu ve Sarının Çığlığı Vincent van Gogh” adlı oyunlar yer alıyor. Kıbrıs Türk ulusal varoluş mücadelesi daima ilgimi çektiğinden “Ölmek Var, Dönmek Yok” ile “Hesaplaşma” isimli piyeslerden çok etkilendim. Varoluş mücadelesi içinde farklı fikirler, insanlar arası tartışmalar, EOKA ve TMT üzerine diyaloglar, Kıbrıs Türkü’nün özgürlük için geçirdiği evreler meraklı sayfaları çevirmemi sağladı. Hatta günümüzdeki bazı tip ve konulara da kafamda ışık tuttu. Ressam da olan Osman Güvenir’in Vincent van Gogh’un trajedisini anlatmaması düşünülemezdi. “Sarının Çığlığı” oyunu bu açıdan anlamlı. Bu güzel tiyatro ürünlerinin okunması, akademik araştırmalara konu olması ve sahnelenmesi gereklidir.
Değerli dostum, büyüğüm ve kalite yazar Osman Güvenir’i bir kez daha tebrik eder, yeni yeni yapıtları beklediğimizi söylemek isterim. Tiyatro oyunları kitabının arka kapağına benden bir değerlendirme yazısı isteme lutfunda bulana Güvenir’e, bu yazıyı onur duyarak seve seve yazmıştım. Cümlelerimi o yazımın son kısmından bir alıntıyla bitiriyorum: “Türkiye’de klasik tiyatronun, evrensel ile ulusalı birleştiren kuvvetli yazarı Turan Oflazoğlu ismi ne ise, Kıbrıs Türk tiyatrosunda da o isim benim için Osman Güvenir’dir.”





Yorumlar kapalı.