Olgun Beyoğlu

Kuşaklararası çatışma (intergenerational conflict); kuşaklar X, Y, Z ve diğerleri





   Alışılagelmiş tutum ya da davranışlar dışında kalan ve bizlere farklı gelen kişileri her zaman yadırgarız. Bir diğer deyişle kendimiz gibi olmayanı anlamak bizim için her zaman zordur.

   Toplumları var eden insan topluluklarına kuşak adı verilir.

   Kuşak, nesil ve jenerasyon sözcükleri okunuş ve yazım açısından farklı ancak anlam itibarıyla aynı olan eş anlamlı sözcüklerdir. Bu anlamdaş sözcükler çoğu zaman birbirinin yerine kullanılabilir. Genellikle eş anlamlı sözcüklerden biri yabancı kökenli olmaktadır.

Kuşaklararası çatışmaların en önemli nedeni

   Kuşaklararası çatışmaların en önemli nedeni her yaşın kendi özelliklerine göre, hayata ve olaylara bakması ve yorumlamasıdır. Kuşaklararası çatışma bir anlamda değer yargılarının çatışmasıdır. Değer yargıları ise bireylerin yaş ve ruhsal durumlarına göre değişiklik göstermektedir.

   Endüstrileşme ve kentleşme süreci bir yandan aile yapılarının değişmesine neden olurken, diğer yandan aile fertleri arasında kuşaklar arası çatışmaya zemin hazırlamaktadır.

   Kuşaklararası çatışma, değişik kültürlerin de etkisiyle genç kuşaklar ile yaşlı kuşaklar arasında anlaşmazlıklara neden olan, özellikle günümüzde yaygın olarak görülen bir olgudur. Bu olgu aynı zamanda kültürel değişimin de bir işareti olarak karşımıza çıkmaktadır.

   Endüstrileşme süreciyle birlikte bu konu pek çok ülkede önem kazanmıştır. 1960’lı yıllarda öğrenci hareketlerinin yoğunlaşmasıyla birlikte gençlik sorunları gündeme gelmiş ve kuşaklararası çatışma olgusunun bilincine varılmıştır.

Kuşaklar birbirlerinden nasıl yakınıyorlar?

   Yetişkinler, yüzyıllardan beridir gençleri sorumsuz, saygısız, büyüklerin öğüdüne kulak asmayan ve kendi doğrultusunda giden kişiler olarak tanımlamışlardır.

   Bu bağlamda gençlerin de kendilerinden önceki kuşaklar ile ilgili görüşleri yüzyıllardan beri hiç değişmemiştir. Yetişkinler, gençlerin gözünde hep geri kafalı ve tutucu kişilerdir. Gençleri anlamaya çalışmazlar. Daha da ileri giderek eski kuşakları çıkarcı ve ikiyüzlü olarak suçlarlar.

   Yetişkin kuşakla genç kuşak arasındaki bu uyuşmazlıklar, her dönemde görülen ve yüzyıllardır süregelen bir olgudur. Bu çatışma, yeni değerlere açık olan gençlerle, daha tutucu ve yerleşik değerlere bağlı yetişkinler arasında neredeyse kaçınılmaz ve geleneksel bir hale dönüşmüştür.

   M.Ö. 5’inci yüz yılda yaşayan Sokrates, öğrencilerini vefalı ve tatmin olmamalarından dolayı suçlardı. Gelecek neslin bir devleti nasıl yöneteceğini düşünmek dahi istemediğini belirten kayıtlar mevcuttur.

   14. yüzyılda yaşayan İbn-i Haldun da eserlerinden öğrencileri ve gelecek kuşağın bireysel ve bencil olmalarından yakınırdı.

   Çatışma (conflict), en geniş anlamda anlaşmazlık, karşıtlık, uzlaşmazlık demektir. Çatışmalar; düşünce, duygu, çıkar, beklenti ve amaç ayrılıklarından doğar.

   İnsanlar arasında bu yönlerden uyum ve denge sağlamak oldukça güçtür. Bu nedenle insan topluluğunun bulunduğu her yerde çatışma vardır.

   Kuşaklararası çatışma; konuşma biçimi, içeriği, beğeni, giyim kuşam gibi davranış tarzıyla ilgili durumlardan başlayıp dünya görüşü, yaşam düşünbilmi, siyasal tutumla ilgili düşüngüsel inançlar vb. değer ve tutumlarda her alanda ortaya çıkabilmektedir.

Beş kuşak bir arada

   Dünyada şu anda beş kuşak bir arada yaşıyoruz. Geçişler, etkilenmeler ve birbirine katılan değerler o kadar çok ki sürekli birbirini etkiliyor. X, Y, Z ve K olarak isimlendirilen bu kuşakların pek çoğumuz farkındayız. Diğer kuşak olan baby boomers ise bu kuşakların yaşayan en yaşlı olanı. Bu satırların yazarı olarak ben, bu kuşağa dahilim.

   İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında nüfus patlaması yaşandığı dönemde doğanlara boomers ya da baby boomers adı verilmiştir.

   Bu kuşak aynı zamanda bireysel, kural tanımaz ve sıra dışı yaşam yöntemine sahip kuşak olarak da ifade edilmektedir.

   Baby boomers; 1968 kuşağı diye bilinen dönemin bireylerini yetiştiren kuşak olarak da bilinir. Dünyadaki toplumsal sorunların etkisiyle, bu kuşağın yetiştiği dönemde özdeksel ve tinsel yoksunluklar yaşanmıştır. Aile tutumları açısından anne, baba, çocuk ilişkisinin ikinci planda kaldığı ve geleneksel-yetkeli aile yapısının benimsendiği görülmektedir.

   Kuşaklarla ilgili olarak Türkiye’de de bazı çalışmalar yapılmış olmakla birlikte, bilgi kaynağı daha çok yurt dışında yapılan çalışmalar ve ortaya konan kuramlar olduğu için kuşakların kapsadığı doğum tarihi aralıkları farklılıklar göstermektedir.

Kuşaklar X, Y, Z ve diğerleri

Depresyon dönemi, doğum: 1912-1921 arası,

II. Dünya Savaşı, doğum: 1922-1927 arası,

Savaş sonrası kohort, doğum: 1928-1945 arası,

   Kohort sözcüğü, İngilizcedeki cohort sözcüğünden gelmektedir. Aynı yaştaki insanların içerisinde bulunduğu bir küme insan, ‘kohort’un sözlük karşılığıdır.

Boomers I ya da baby boomers, doğum: 1946-1954 arası,

Boomers II ya da Jones kuşağı, doğum: 1955-1965 arası,

X kuşağı, doğum: 1966-1976 arası,

Y kuşağı, yankı patlayıcıları ya da milenyum, doğum: 1977-1994 arası,

Z kuşağı, doğum: 1995-2012 arası ve

K kuşağı…

   Geçmiş yıllara bakıldığında her kuşağın ortalama 70-80 yıl boyunca yükselme, uyanış, aydınlanma, çöküş ya da diğer bir deyişle bunalım dönemlerinden geçtiği görülmüştür.

   Genel olarak kuşakların ayrımı yirminci yüzyıldan başlayarak 20-25 yıl aralıklarla yapılmış olup, yaşanan zamanın özelliklerine göre de bu kuşaklara farklı isimler verilmiştir. Şöyle ki;

1) X kuşağı (1966-1976 yılları arasında doğanlar)

   Savaşlardan sonra daha rahat bir ortamda doğan bu kuşak, önceki kuşaklara göre daha özgüvenli, uygulayım bilimiyle barışık ve duyarlı kuşak olarak ifade edilebilir.

   Bu dönemde soğuk savaşlar ve kutuplaşmalar olsa da sıcak savaşlar bitmiştir. Enerji ve petrolün öne çıkması, televizyonun hayatımıza girmesi, sağ sol görüşlü kutuplaşmalar ve buna bağlı olarak çatışmaların yaşanması vb. gibi bir dizi olay bu kuşağın yaşadığı olaylar arasında yer alır.

   Bu sorunlarla birlikte özellikle; eğitim, sağlık ve endüstrileşme alanlarında büyük ilerlemeler kaydedilmiş, toplumların yaşam düzeylerinde büyük gelişmelere tanıklık edilmiştir.

   Çok kanallık, renkli televizyonlar ve bilgisayarların günlük yaşamda daha fazla yer alması vb. önemli uygulayım bilimi gelişmelerine tanık olmuş bir kuşaktır.

   X kuşağı aynı zamanda sorumluluk duyguları yüksek, rekabetçi, toplumcu, vefalı, yetingen ve idealist bir kuşak olarak da ifade edilmektedir. Dönem, uygulayım bilimi devrime denk geldiğinden, doğal olarak uygulayım bilimi kullanmaya başlamışlardır.

2) Y kuşağı (1977-1994 yılları arasında doğanlar)

   Bu kuşağa milenyum kuşağı da denir. Y kuşağı, uygulayım biliminin gelişimine tanık olmuş ve dolayısıyla uygulayım bilimine yatkındır. Ancak sosyalleşme sorunları yaşayabilmektedir.

   Dünya siyasetinde ve uygulayım biliminde akıl almaz gelişmelerin yaşandığı yıllarda yetişen bu kuşak, aynı zamanda terör, İran-Irak savaşı, Körfez savaşı, Afganistan, Bosna-Hersek savaşları gibi bazı savaşlara da tanıklık etmiştir.

   Bilgisayarla birlikte internetin gelişimi bu kuşak sürecinde gerçekleşmiştir. Bu yüzden dünyayla bağlantı ve ilişkilerin arttığı, eğitim kalitesinin ve sosyal ilişkilerin ilerlediği bir dönem olmuştur.

   Y kuşağı çalışanlarının örgütsel bağlılık algıları üzerine yapılan bir araştırmada; dünyayla koşut olarak bu kuşakta yeniliklerin denendiği, başarı ve para elde etme gibi kavramların ön plana çıktığı görülmektedir.

   Aile arasındaki bağların da çok güçlü olduğu bir kuşak olan Y kuşağı, kazandıklarından fazlasını tüketme eğilimine sahip olup, anne babalara yük olabilmektedir.

   Ayrıca bir kümeye dâhil olma ve küme bireyleriyle etkileşime girme, küme sorunlarını çözme becerileri gelişmiş olduğundan özgüvenleri yüksektir.

   Herhangi bir haksızlık karşısında muhatabı kim olursa olsun karşılık verebilme ve bunu düzeltme eğilimindedirler.

   Uygulayım bilimine X kuşağına göre daha yatkın olan ve aynı zamanda internet kuşağı da diyebileceğimiz Z kuşağına rehberlik edip onları yönlendirecek kuşak olduğundan rolleri itibarıyla Y uşağının çok önemli bir kuşak olduğu söyleyebiliriz.

3) Z kuşağı (1995-2012 yıllarda doğanlar)

   Bu kuşağın en büyük özelliği, küçük yaştan başlayarak internetle tanışmış olmalarıdır. Bu nedenle bu kuşağa internet kuşağı da denilebilir. Bu kuşağın dünyadaki kuşaklarla koşut özelliklere sahip olacağı düşünülmektedir.

   Akıllı telefonlar, tabletler, akıllı televizyonlar ve bilgisayarları kullanarak yetişen bu kuşak için aynı zamanda; internet ve sosyal medyanın da bu denli öne çıktığı ve tüm dünyayla bütünleştiği düşünüldüğünde, dünyadaki diğer akranlarıyla aynı özelliklere sahip olmaları da kaçınılmaz görülmektedir.

   Bu kuşağın gelecekte başka ne tür özellikleri olacağı henüz belirsiz olmakla birlikte, Z kuşağı hareket yeteneği gelişmiş, etkileşime açık ve insanlık tarihinin el, göz, kulak vb. gibi motor beceri bağlaşımı en yüksek kuşağı olarak tanımlanmaktadır.

4) K kuşağı

   Yukarıda ifade ettiğim kuşaklar dışında, son zamanlarda dikkati çeken farklı bir kuşaktan söz edilmektedir. Bu kuşak K kuşağı olarak isimlendirilmiştir.

   İngiliz öğretim üyesi Noreena Hertz,1995-2002 yılları arasında doğan ve 13-22 yaş arası gençlerle yaptığı araştırma sonucunda, onlarla ilgili daha önce tanımlanan kuşaklardan farklı bir sınıflama yaparak onları, üreticiler, oluşturucular ve yaratıcılar kuşağı olarak tanımladı ve bunlara K kuşağı adını verdi.

   Dijital çağda doğan ve önceki kuşaklara göre farklı dünya görüşleri olan K kuşağı bireyleri; dünyanın değişik bölgelerinde, farklı çevresel, kültürel ve eğitim ortamlarında büyümüş olsalar bile, hayata değgin bazı ortak özelliklere sahip oldukları saptanmıştır.

   Hertz’e göre bu kuşak, sadece satın almakla yetinmeyip, bir fikri ya da ürünü tasarlama ve oluşturma sürecinin bir parçası olarak ürünlere, hizmetlere ve medyaya kendi damgasını vurmak istemektedir.

Özetle ifade etmek istediğim

   Başından beri ifade etmek istediğim özel sözcük; erdemdir. Hepimiz aynı yollardan geçtik ya da geçmekteyiz. Geçtiğimiz dönemler yalnızca birbirinden farklı olabilir. Hepsi bu.

   Bu durum; baby boomers, X, Y, Z ve hatta K kuşağı yani yaşayan tüm kuşaklar için geçerlidir. Kültür ve yaşayış tutumumuz yüzyıllardır değişmediği için tutum farkı olsa bile sistemli olarak Z kuşağı da aynı konudan dert yanacaktır. Bu nedenle kuşaklara öğretmencilik oyunu oynamak yerine, durumu içgörüyle anlamak kaçınılmazdır. Kuşaklar olarak, bu şekilde davranırsak; geleceği daha parlak ve daha kazançlı bir tutumla yolumuza devam edebiliriz.

Son söz: Si les jeunes savaient/Si les vieillards pouvaient. Türkçesi; Gençler bilebilse/Yaşlılar yapabilse.

Kuşaklararası çatışma (intergenerational conflict); kuşaklar X, Y, Z ve diğerleri
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.