Evet efendim, neden iki devletli çözüm?… Çünkü yıllar boyu süren ve Kıbrıs sorununun görüşülmedik hiçbir ayrıntısını dışlamayan müzakerelerdeki Rum tavrı onların gerçek siyasetini en somut şekilde kanıtlamıştır… Türklerin siyasal eşitliğini kabul etmemek Rum – Yunan milli siyasetidir, asla değişmez… Kendilerini adanın sahibi, Türkleri ise Türkiye’den gelen nüfusla takviye edilen, adanın 400 küsur yıllık konuk ve asi azınlığı olarak görürler…
***
Milli ve ruhani eğitim sistemleri işte bu algı üzerine oturtulmuştur… Crans Montana zirvesini yıkan Rum Lider Nikos Anastasiadis “Ben Türklerin siyasal eşitliğini halkıma kabul ettiremem” dediğinde, onun bu itirafı, Rum halkının nasıl bencil ve katı bir bilinçlenme içinde olduğunu da yansıtmaktaydı…
Türkiye’nin garantörlüğü de onlar için kabul edilemeyecek bir durumdur… Oysa ki Kıbrıs Türk halkının can ve mal güvenliği her konunun üstünde gelir… Siyasal eşitliğin bile üstünde…
***
Rum komşuların ne istediği ortadadır. Türkleri bir azınlık olarak gördüklerini ve ona göre bir anlaşma istediklerini hepimiz biliyoruz. 1960 Anlaşmasında olduğu gibi, federasyon üzerinde Türklerle bir anlaşmaya varsalar bile bu anlaşmayı ilk fırsatta bozacak kapıyı hep açık tutmak isterler… Türk tarafı başından beri buna engel olmaya çalışmakta, Rum – Yunan tarafı ise bu duyarlılığımıza karşı direnmektedir… Kanla yıkanan o 1960 deneyine yeniden girişip, o dönemdekinden farklı bir sonuç almak mümkün mü?..
***
“Zaten ne Rum tarafının ve seçim kampanyasının yürütüldüğü bugünlerde Mustafa Akıncı’nın ağzına almadığı ‘dönüşümlü başkanlık’ meselesi vardır ki, bu durum siyasi eşitliğimizin gerek anayasal, gerekse pratikteki en önemli tezahürüdür. Son müzakerecimiz Mustafa Akıncı’nın bunu kırmızı çizgimiz olarak gördüğünü net ve açık bir şekilde vurgulaması toplumumuzun geleceği açısından yaşamsaldır. Ancak kendileri, görüşme masasında en son kullanması gereken harita kartını bile, bu kartı isteyen Rum tarafına verdikten sonra bundan da bahsetmez olmuşlardır maalesef” tümceleri, kıdemli bir diplomat dostumun bana dedikleridir…
***
Cumhurbaşkanı adaylarımızdan Tufan Erhürman da, seçilmesi halinde müzakereye oturmak için Rumların siyasal eşitliğimizi tanımalarını bekleyeceğini söylüyor… Ona diyeceğim o ki, bu konuda ebediyen beklersin Sayın Erhürman…
***
Rum tarafının Kıbrıs Türk halkına nasıl bir gözle bakmakta olduğu güncel bir gelişmeyle yeniden gözler önüne serilmedi mi?.. TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tasarlanmakta olan Doğu Akdeniz konferansı için “orada Kıbrıs Türkleri de temsil edilmelidir” deyince Rum Yönetimi’nin Dışişleri bakanı Nikos Hristodulidis anında fırlayarak tepkisini verdi: “Kıbrıs Türklerinin böylesi bir konferansta temsil edilmesi düşünülemez bile…”
Hadi gelin de bu kafayla uzlaşınız bakalım…
Yıllar boyu yaşanan bunca acı deneyimden sonra Kıbrıs sorununda yegâne çözümün ille de “federal sistem” olduğunu savunmak, tutuculuğun ta kendisidir…
Burada yeniden tekrarlayacağım odur ki, 11 Ekim’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi federalistler ile anti federalistler arasında cereyan edecek tarihi bir yarıştır… Hadi bakalım!..
yonetici
Diğer Yazıları
Yönetici





Yorumlar kapalı.