Prof.Dr.Turgut Turhan

Galileo, kızı Celesta ve veba pandemisi günleri





Newton’un çok güzel bir sözü vardır: “Ben eğer uzağı görebildiysem, devlerin sırtında durduğum içindir” demiştir. Bu bağlamda, günümüzde ulaşılan bilimsel gelişmenin omuzlarında yükseldiği bilim adamlarından en önemlilerinden birisi de Galileo Galilei’dir. Rönesans’ın getirdiği bilimsel devrime çok önemli katkılarda bulunmuştur. 8 Ocak, 1564-1642 yılları arasında yaşayan ve “Gözlemsel astronomi” nin kurucusu sayılan bu matematikçi, fizikçi, mühendis, astronom, filozof ve en önemlisi “iflah olmaz Kopernikçiliği” ile gerçek bir “aydınlanma kahramanı” olan, hapishanelerde yatan Galileo’nu 379. ölüm yıldönümüdür. Neredeyse üzerinden 400 yıl geçmiş… İnsanlık onun bilim felsefesi ve metodolojisine yaptığı katkıları bu yıllar içinde yeterince incelemiştir. Galileo ile evlenmeyi reddeden, bırakın evlenmeyi aynı evde bile oturmayan, fakat ona üç çocuk doğuran Bayan Gamba ile kızları arasındaki ilişkiler ve dönemin belâsı olan veba salgınında neler yaşadıklarını günümüz taşıyan çalışmalar yok denecek kadar azdır. Oysa Galilleo ile büyük kızı arasındaki sıcak ilişkiler takdire şayandır.
 

Büyük kızı Suor Maria Celeste Galilei
 

Galileo, Padua’da bulunduğu yıllarda tanıştığı Venedik’li Bayan Marina Gamba ile evlenmek istemiştir.  Ancak “Venedikli Marina” olarak tanınan bu kadın, Venedik’ten ayrılmak istemediği için, Galileo ile evlenmeyi kabul etmemiş ve hep Venedik’te yaşamıştır. Galileo’nun bu kadından Ağustos 1600 tarihinde, vefat etmiş bulunan kız kardeşine atfen “Virginia” adıyla vaftiz ettirdiği bir kızı olmuştur. Gamba ile Galileo evli olmadıkları için, Virginia’nın büyüdüğünde kendine uygun bir koca bulması ihtimalini daha baştan yok etmiştir. Bu nedenle Galileo, Virginia’yı daha 13 yaşında iken, münzevi bir hayat yaşayacağı San Matteo Manastırı’na vermiştir. Bu arada Gamba 1601 yılında da Liva Antonia adıyla vaftiz edilen bir başka kız çocuk daha doğurmuştur. Galileo, bu iki kızından ilk göz ağrısı olan Virginia’ya daha düşkündü. Manastır’da büyüyen Virginia, ilerleyen yıllarda, babasına bir şükran ifadesi olarak “Maria Celeste” adını aldı. Maria, babasından ayrı da olsa, onu hiç yalnız bırakmadı. Babasına olan bu bağlılığı, Galileo’ Engizisyonda yargılandığı, sağlığının bozulduğu ve yaşlandığı yıllarda daha da artmıştır. Galileo’nu ailesi hakkında çalışmış olanlar, babasının zekâsından, çalışkanlığından ve duygusallığından payını alan kızının Celesta olduğunu yazmışlardır. Celesta ile babası arasındaki mektuplaşmalar da meşhurdur ve bu mektuplar, hem Galileo’nun yaşadıkları, hem de veba salgını hakkında bilgi elde edinmemizi sağlamıştır. Baba ile kızı arasında tam 124 mektup ve cevap yazılmıştır.
 

Veba pandemisi, Celesta ve Galileo:

Covid 19 pandemisiyle benzerlikler
 

İtalya, 17. Yüzyılın başında, 1 milyonu aşkın ölümle, nüfusunun %35’ini kaybettiği veba salgınları yaşamıştır. Celesta, Orta ve Kuzey İtalya’yı etkileyen bu salgınlarda babasını hiç yalnız bırakmamıştır.  Ekim 1630’da babasına yazdığı mektupta, büyük bir sevgiyle şunları yazmıştır: “Çok Sevgili Efendi Babam, kendinizi bu felaketten korumak için her türlü çabayı göstereceğinizden ve elinizde bulunan ilâçlardan faydalanacağınızdan eminim. Fakat yine de, tövbe ederek her şeyin dermanı olan mübarek Rabbimizin inayetini kazanmanızı hoşgörünüze sığınarak tavsiye ederim. Ruh ve beden için en etkili olan ilâç budur”.  1630’larda bir rahibenin yazdığı dualar kokan bu mektup, dönemin kültürüne tamamen uygundu. Vebanın bir yangından farkı yoktu. Sanki 14 yüzyıldaki işkence tekrarlanıyordu. Günümüzde olduğu gibi aşı falan yoktu. Ama içindeki bulaş, günümüzde yaşananlardan farksızdı. Fareler karadan ve denizden gelerek vebayı oradan oraya taşıyorlardı. İtalyan halkı, sokaklardaki fare ölülerin sayılarından, başlarına ne zaman neler geleceğini hesaplamaya bile alışmıştı. Vebanın kayba yol açtığı ilk şehir 1348’lerde Venedik oldu. Anlaşılan o zamanlarda uygulanan önlemlerle bugün alınan önlemler de aynıydı. Klâsik önlem, Venedik Dükası’nın aldığı 40 günlük “karantina ve kapanma” idi.  Milano ise, Venedik kadar şanslı değildi Milano’da görülen salgın “katmerlenmiş veba” diye anılıyordu. Kardinal Francesco Barberini, aynen bugün olduğu gibi, bir “Sağlık Kurulu”  oluşturdu ve kolluk kuvvetlerinden yararlanarak şehirler arası gidiş gelişler yasaklandı. Bizde de bu önlem uygulanıp Girne, Lefkoşa ve Mağusa arasında gidip gelmeler yasaklanmamış mıydı?  Başarılı bir yönetim gösteren II. Toskana Dükü Ferdinando ise, Sağlık Kurulunun, kapanma, gece sokağa çıkma yasağı ve özellikle ticaretin belli saatlerle sınırlamış ve şiddetli tepkisiyle karşılaşmıştı. İş insanları, işlerini sürdürebilmek için rüşvet vermeye, hatta hastalarını ve temaslılarını, bugün olduğu gibi, yetkililerden saklamaya başladılar. Yasaklara karşı ayaklanan halk ancak kolluk kuvvetleri aracılığı ile durdurulabildi. Günümüzde de halkların bir kısmı aynı tepkileri vermiyor mu? Birkaç hafta önce Belçika’da, Avusturya’da, İtalya’da, hatta Almanya’da halk bu çeşit önlemlere karşı ayaklanmamış mıydı? Bu arada rezaletin büyüğünün Floransa’da yaşandığını söylemek gerekir. Zira bu bölgede,  Sağlık Kurulu, paralı insanları görevli olarak tutmuş ve bunlar da, halkı tartaklayarak, eşyalarını yakarak, insanları evlerine tıkarak, evleri damgalayarak 22 günlük mecburi karantinalara tıkmışlardı.
1630’larda, Galileo meşhur “Dialogue”nu yazmaya çalışıyordu. Pandemi yasakları nedeniyle zaten dışarı çıkması mümkün değilken, Alplerden gelen soğuk hava bu yasağı daha da ağırlaştırdı. Celesta, kafasını bile kaldırmadan çalıştığına emin olduğu babasına mektup yazmaya devam ediyor ve “Ben kendime dikkat edeceğim, ama siz de lütfen bana verdiğiniz öğütlerden bazılarını tutunuz. Aksi takdirde güçsüz bedeniniz ve beyniniz, dünyayı anlamak için yaptığınız ve size büyük zevk veren araştırmalarınızı kaldıramayacaktır” diye yazıyordu. Bu arada Celesta elde edebildiği tüm ilâçları babasına yolluyordu. Hatta, başrahibe Ursula’dan aldığı ve manastır dışına çıkartılması yasaklanmış olan kutsal bir suyu da babasına yollamayı başardı!  Kurutulmuş incir, çeşitli yemişler, sedef otu, tuz ve balla kendi yaptığı bir macun da bunlar arasındaydı. Galileo kızının kendisine bu kadar düşkün olmasından tabii ki memnundu ve onu herkese övüyordu. Celesta ise, büyük bir alçak gönüllülükle, bu kadar övgüyü hak etmediğini dile getiriyordu Görüldüğü gibi, hemen hemen hiç görüşememelerine rağmen baba kız arasındaki duygusal yakınlık saygı duyulacak dereceydi ve Celesta,’nın1634 yılında ölümüne kadar sürdü. Galileo da 8 yıl sonra, 1642 yılında dünyadan ayrıldı.
Baba ile kızı arasında yaşanmış olan bu mükemmel duygular hakkında, övgüler dışında söylenecek bir şey yok. İlginç olan, 400 yıl önce insanlığın karşılaştığı veba pandemisi ile bugün yaşadığımız Covid 19 pandemisi arasındaki şaşırtıcı benzerlik! Demek ki, “Sağlık Kurulları”, “maskeler”, “kapanma”, “karantina” “sokağa çıkma yasağı”, Hindistan’da olduğu gibi “ölüleri gömmeyip yakma”,“ticari işletmelerin çalışma saatlerinin sınırlanması” “ toplu hallerde bulunmama”, “ev gezmeleri yasağı” o zamanlarda da varmış! İnsanoğlunun dört yüzyılda gerçekleştirdiği tek farklı önlem, hastaneleri ve yoğun bakım ve tabii ki aşıları olmuş! İnsanların, alınan önlemlere tepkileri bile aynı dersek pek abartılı olmaz herhalde…
(Bu çalışmanın kaleme alınmasında, Mucizeler yılı 2020, Neden olmasın? sh.57 ve özellikle SOREL,D.: Galileo’nun Kızı (Bilim, inanç ve sevgi üstüne bir deneme), İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2000, isimli kaynaklardan yararlanılmıştır).

Galileo, kızı Celesta ve veba pandemisi günleri
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.