Bugünkü yazımda, Brezilya seçimleri ile ilgili olarak çeşitli kaynaklardan derlediğim bilgileri ve yorumlarımı sizlerle paylaşacağım. Bu seçimlerden alınacak dersler, çıkarılacak mesajlar vardır.
Brezilya’da başkanlık seçiminin kazananı sol ittifakın adayı Lula da Silva oldu. Lula, seçimin ikinci turunda yüzde 50,83 oy alırken rakibi mevcut başkan Jair Bolsonaro ise yüzde 49,17 oy aldı.
Irkçı ve cinsiyetçi görüşleri ile bilinen asker kökenli milyarder Bolsonaro, büyük sermaye ve medya desteğine rağmen seçimi kaybetti. Seçim öncesi görevde kalmak için seçimi manipüle etmeye, sistemi değiştirmeye çalıştığı söyleniyordu.
Daha önce Brezilya’yı iki dönem yöneten solcu lider Lula, 1 Ocak’ta görevi mevcut başkan Bolsonaro’dan devralacak. Eşitsizliğin, adaletsizliğin, açlığın, yoksulluğun cenderesinde kıvranan ülkede yeniden Lula dönemi başlıyor.
Lula, seçimi kazanmasının ardından yaptığı konuşmada, Brezilya halkı iyi bir iş, her zaman enflasyonun üzerinde bir maaş, kaliteli bir halk sağlığı ve eğitime sahip olmak istiyor. Silah yerine kitap istiyor dedi.
Lula, konuşmasında, en acil çözülmesi gereken sorunun açlığı sona erdirmek olduğunu, milyonlarca erkek, kadın ve çocuğun yiyecek hiçbir şeyinin olmamasını veya ihtiyaçlarından daha az tüketmelerini kabul edemeyeceklerini söyledi.
77 yaşındaki Lula da Silva, 2003-2010 yıllarında iki dönem üst üste devlet başkanlığı yapmıştı. İşçi Partisi’ni iktidara taşıyan Lula, başkanlığı döneminde uyguladığı sosyal yardımlar sayesinde yaklaşık 30 milyon Brezilyalının yoksulluktan kurtulmasını sağlayarak halkın büyük sevgisini kazandı. Brezilya Lula döneminde en fazla gelişen ülkelerden birisi olmuştu.
Daha sonra, Lula, yolsuzluk iddiasıyla, bir buçuk yıl hapiste kaldı, 2018’de Bolsonaro’nun kazandığı seçime girmesi engellendi. Kasım 2019’da tahliye edilen Lula’nın aldığı cezalar ve yolsuzluk davaları 2021’de bu davalardan sorumlu yargıcın taraflı ve politik davrandığına hükmeden Yüksek Mahkeme tarafından düşürülmesi üzerine seçimlere katılmasının önü açıldı.
Yeniden görevi devralacak Lula, “Halk silah değil, kitap istiyor. İyi yaşamak, iş sahibi olmak ve eğitim almak istiyor” dedi. Irkçılığı yenmek istediğini söyleyen Lula, beyaz, siyah ya da yerli halkların eşit hak ve imkanlara sahip olmasını hedeflediğini kaydetti.
Lula, Amazon ormanlarında Bolsonaro döneminde artan ormansızlaşma ve tahribata da son verileceğini dile getirdi.
Lula’nın seçim zaferinin nedenlerine bakacak olursak, başarının tesadüf olmadığını görüyoruz.
Lula, ülkesinde sosyal politikalara odaklandı. Açlığa, yoksulluğa, sosyal adaletsizliğe karşı politikalar geliştirdi.
Lula’nın kampanyasına ve vaatlerine bakıldığında görülecektir ki, Pandemi ve Rusya –Ukrayna savaşının daha da derinleştirdiği ekonomik krize karşı, kamunun ağırlığına, sosyal devleti savunmaya öncelik verdiler.
Neo Liberal, kapitalist politikalar karşısında yalnız bırakılan kesimlere el uzatmak, onların sesi olmak, seçmen tarafından karşılıksız bırakılmadı.
Seçim başarısını getiren nedenlerden bir diğeri de, kimlikçi politikalara hapsolmamaları. Batı solundan faklı olarak, kimlikten ziyade sınıfa yöneldiler, sokağa yüzünü döndüler. Eşitsizliği, adaletsizliği, açlığı, yoksulluğu öne çıkardılar.
Lula seçim öncesi geniş bir ittifaka gitti. Pek çok siyasi parti, sivil toplum örgütleri yanı sıra, emek hareketi ile doğrudan bağlar kuruldu.
Görüldüğü üzere, uzun süredir devam eden toplumsal ve siyasal kutuplaştırmalardan bıkmış olan kitleleri heyecanlandıracak projeler sunarak, onları yeniden ayağa kaldırmak seçimleri kazanmayı sağlayabiliyor.
Lula’nın seçilmesinin de gösterdiği gibi, neoliberal politikaların mahkûm ettiği ekonomik, politik, sosyal krizin derinleştiği, işsizliğin kol gezdiği bir ülkede, sol partiler, kitleleri harekete geçirecek bir dinamizm yaratabiliyor.
Seçimde, ülkenin en fakir bölgeleri ve siyahların yaşadığı bölgelerde Lula kazanırken, ülkenin en zengin ve beyazların yaşadığı bölgelerinde Bolsonaro kazanmış, hatta bu bölgelerde kötü pandemi yönetimi ve ekonomik krize rağmen oyunu artırmıştır.
Lula’nın ise dolaylı vergilerin azaltılarak gelir vergisinin artırılması, ücretlerin enflasyona karşı korunması, yeniden bir sanayileşme sürecinin başlatılması, bütün vatandaşlara belirli evrensel bir gelirin sağlanması, kamusal hizmetlerin özelleştirilmesinin engellenmesi gibi politikaları, ülkenin düşük gelirli kesimlerinde daha çok yankı bulduğu görülüyor.
Lula, Brezilya’da üçüncü defa seçilen ilk başkan olurken, Lula’nın seçilmesi, tarım şirketleri tarafından tehdit edilen Amazon yerlilerinden tutun da birçok insan için çok önemli bir olaydır.
Güney Amerika’ da iktidarlar, birer birer sol partilere geçiyor. Son bir yılda Şili, Peru, Honduras, Kolombiya, Bolivya derken şimdi de Brezilya.
Meksika, Arjantin, Kosta Rika gibi sosyal demokratlar da bu cephede. Venezuela, Nikaragua, Küba gibi geleneksel sol yönetimleri de unutmayalım.
Lula’nın seçilmesi ile yoksulluk, silahlanma, amazon ormanlarının yok edilmesi, ırkçı, cinsiyetçi, baskıcı rejimlerle mücadele umudu da kazanmıştır.
Brezilya’daki seçim süreci ve sonuçlarından, fakirlikle, pahalılıkla, yolsuzluk ve hukuksuzlukla mücadele eden dünyadaki bütün sol ve sosyal demokrat partiler, emekçi ve demokrasi güçlerinin de alması gereken çok önemli dersler vardır. İyice araştırılmalı, okunmalı, öğrenilmelidir.
Ödül Muhtaroğlu
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.