Mustafa Haşim Altan

Kıbrıs’ta farklı kültürlere mensup Türk ve Rum halklarının ortak devlet çatısı altında istikrarlı gelecek sağlaması mümkün değildir-9





Federal çatı altında Rumlarla ortak hükümet kurmak hatadır

 

   Deneyimler, yaşanmışlar, geleceğimizin teminatı için dikkate almamız gereken vazgeçilmez unsurlardır. Geçmiş, geleceğin aynası ve müjdecisidir. Düne bakarak, yarını hazırlamak akıllıca bir davranıştır. Hani derler ya; “Perşembenin gelişi, Çarşambadan bellidir”. Geçmişte bizlere reva görülenler, hak etmediğimiz zulüm, baskı ve katliamlardır. Ayni yanlışa düşmenin; aynı tehlikeyi göze almanın hiç bir gereği yoktur. Rumlarla olan ilişkilerimiz, uzun yıllara dayanmaktadır. Birlikte geçirdiğimiz eski günlerde bizlere yaptıkları zulüm ve haksızlıkların; ödediğimiz bedellerin sayısını bir bir saymakla ve anlatmakla bitirilemez. Bu acıları, evladını, eşini, akrabasını yitirenlerden; evini barkını, köyünü terk edenlerden; malını mülkünü kaybeden, göçmen olup, orda burada sürünenlerden, acı çekenlerden Rumların nasıl insanlar olduklarını sorun ! Onlar sizlere en doğrusunu söyleyeceklerdir. Bu bakımdan Federal Çözümlerin sağlıklı ve sürdürülebilir çözümler olmadığını artık anlamamız gerekmektedir. Kıbrıs Türk Devleti’nin kurulmuş olması, Ada’da barışın kökleşmesinde atılmış en doğru adım olduğunu,1974’ten bu yana ne bir silah mermisi atılmış, ne de iki halk arasında her hangi bir çatışma olmuştur. Rumlarla iç içe yaşamak için, her şeyden önce Rumların, Megali İdea’dan ve Enosis emellerinden bir an önce vazgeçmeleri şarttır.Bu aşamada,Rumlarda böyle bir değişimin olamayacağı aşikar iken,onlarla, bile bile federal bir çatı altına girmek,riskli bir geleceği peşinen kabul etmek anlamına gelecektir. Bunun da sürdürülebilir bir yapı olamayacağı muhakkaktır.

Geçmişin acı gerçekleri Türk

aydınları tarafından belgelenmiştir

 

   Kıbrıslı Rumlar, Helen İttifakının da desteği ile önceleri Ada’da Toplumsal hakimiyeti sağlamak üzere, Kıbrıslı Türklere karşı topluca saldırılar ve peşi sıra asimilasyon hareketleri başlatmışlardır. Kıbrıs’ta Türk varlığını, tarihten gelen Türk-İslam izlerini ortadan kaldırabilmek için, Ortodoks Kilisesi ve destek verenlerinin güdümünde,”Terör ve Yıkım Faaliyetleri” başlatmışlar; Türklerin yoğun olduğu köylerde, Türkleri taciz etme, kovma, korkutma,  katletme gibi insan haysiyeti ile bağdaştırılmayacak eylemlerinin peşi sıra buraları Rumlaştırmak üzere Türk-İslam mabetlerinin,okullarının yıkımına ve yerlerine Hıristiyan veya Helen simgeleri ile donatılmış tesislerin yapımına hız vermişlerdir.

   Kıbrıs Türk Liderlerinden Müftü Ziyaî Efendi’nin bu konuda, Ada genelinde yaptığı incelemelerle, tespit ettikleri acı gerçekleri yazılı olarak İstanbul Hükümeti’ne bildirmiş; Rumların, Yunanistan’la işbirliği halinde Ada genelinde Türklere karşı gerçekleştirmekte oldukları insanlık dışı eylem ve terör faaliyetlerine bir an önce son vermeleri hususunda, İngiliz Müstemleke Hükümetinden ve Kıbrıs’taki Sömürge yetkililerinden talepte bulunmasını istemiştir. Müftü Ziyaî Efendi, kendinden önce Türk Halkına önderlik eden Türk Siyasetçilerinin, İngiliz Sömürge yetkililerine yaptıkları tüm müracaatlarının ve verdikleri Muhtıralarının karşılıksız bırakıldığını; İngilizlerin, Rum tahrikleri karşısında sessiz kaldıklarını ve yeterince önlem almadıklarını ve her defasında Rumlardan yana davrandıklarını, yazılı ve sözlü olarak defaatle dile getirmiştir. Ziyaî Efendi gibi, daha sonra Türk Halkına liderlik etmiş bulunan büyüklerimizin, gerek İngiliz Müstemleke yönetimine, gerekse İstanbul Hükümeti’ne, Kıbrıs Türk Halkının uğradığı haksızlıklar yazılı olarak aktarılmıştır. Devlet arşivlerinde söz konusu belgeleri tespit etmek her zaman için mümkündür.

 

Kıbrıs Türk Basını Türk halkının sesi ve kulağı olmayı başarmıştır

 

   Kıbrıs davasında, bugün olduğu gibi, dün de Kıbrıs Türk yerel basın kaynaklarımız, halkımızın haklı davasını dünya kamuoyunun bilgisine sunmasında; moral ve motivasyonun her zaman için güçlü ve yüksek olmasında çok büyük katkısı olduğu göz ardı edilemez. Rumların basın yolu ile sürdürdüğü yalan yanlış yazılı veya sözlü propagandaları karşısında, halkımızı gerektiği gibi bilinçlendiren; sağa sola gönderdikleri Enosis Muhtıralarına yanıt teşkil edecek Türk tezlerini anında yayınlamak suretiyle söz konusu muhtıraları etkisiz hale getirmiş olmaları çok ciddi ve önemli başarılar olarak tarihimize geçmiştir. Yerel Türk basın kaynaklarının önemli hizmetlerinden biri de Rumların, olur olmaz kişi ve kuruluşlarla olan gizli temaslarını, ayrıca dağıttıkları beyanname ve muhtıraları, zamanında Türk kamuoyunun bilgisine getirmiş olmalarıdır.

   1878 tarihinden itibaren, Lozan Antlaşması ile Ada’nın fiilen ve hukuken İngiltere’ye teslim edildiği 1923’lü yıllara gelinceye kadar, Kıbrıs Türkleri, kendilerine yapılan haksız muameleler karşısında, her düzeyde ve platformda tepkilerini göstererek, itirazlarda bulunmuş; yazılı ve sözlü şikayetlerini, muhtıralarla ilgili mercilere duyurmayı veya iletmeyi, resmi iletişim imkanlarıyla ve ayrıca basın yoluyla gerçekleştirmeyi başarabilmiştir. O günlerde kaleme aldığı Muhtıralarının tümünün içeriğinde dile getirdiği hususlar, bugün de Kıbrıs Gündeminin ana konularıyla örtüşmektedir.

Kıbrıs’ta farklı kültürlere mensup Türk ve Rum halklarının ortak devlet çatısı altında istikrarlı gelecek sağlaması mümkün değildir-9

Yorumlar kapalı.