İşçi ve devlet tarafının uzlaştığı asgari ücret, yüzde 40,84’ artarak, brüt 7 bin, net 6 bin 90 TL olarak Asgari Ücret Komisyonu tarafından onaylandı. İşveren tarafı bu rakamları kabul etmeyerek masayı terk etti ve asgari ücrete itiraz edeceğini açıkladı. İtiraz kabul edilmezse, mahkemeye de başvuracağını belirtti.
Ayrıca, işveren tarafı alınan kararın seçim öncesi popülist bir karar olduğunu ve zor durumda olan birçok işverenin bu ücreti ödeyemeyeceğini ve personel çıkarma yoluna gidebileceğini duyurdu.
Brüt de 2030 TL, nette ise1766 TL artış gerçekleşti. Önceki asgari ücret, brüt 4 bin 970 TL, net 4 bin 324 TL olarak uygulanıyordu. İşçi sendikaları bu artışın dahi yetersiz kaldığını belirttiler. Ben de asgari ücretteki bu artışı olumlu buluyorum.
Yeni asgari ücret, tarihte ilk kez, şu an devlette uygulanan en düşük maaş olan 6 bin 76 TL’nin üzerine çıktı. Asgari ücret bakanlar kurulu tarafından onaylandığı takdirde çalışanlar ocak ayı maaşlarını yeni asgari ücret üzerinden alabileceklerdir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından saptanan asgari ücretin, en geç yedi gün içinde Bakanlar Kurulunca Resmi Gazete’de ilan edilerek, 10 günlük itiraz süresinin başlatılması gerekiyor. 10 gün içinde asgari ücrete itiraz yapılmaması halinde, kesinleşmekte ve Bakanlar Kurulu asgari ücreti Resmi Gazete’de yayımlamaktadır.
10 gün içinde herhangi bir itiraz olması durumunda, Bakanlar Kurulu’nun saptanan asgari ücretin yeniden görüşülmesini Komisyon’dan talep edebileceği belirtiliyor. Hükümet tarafı ise, asgari ücretle ilgili işveren sendikasının itirazının değerlendirileceğini, konu yargıya giderse, uygulamak için yargı kararını bekleyeceklerini belirtti.
Asgari ücret konusunda madalyonun diğer yüzüne de bakmak gerekiyor. Zira küçük esnaf, küçük işletme ve KOBİ’lerin yeni asgari ücreti ödeyemeyecekleri ve bunu ödemek için işçi çıkarma zorunda olacakları seslendiriliyor.
Kaş yaparken göz çıkarmamak lazım. Elbette, böylesine zam ve pahalılık içinde satın alma güçleri düşen asgari ücretlilerin bu zammı alması değerlidir. Ama zor durumda olan işverenleri de göz ardı etmemek gerekiyor.
İşçi çıkarmaların başlaması, ülkedeki işsizliği daha da patlatır. Sanırım bu durumu da hiç kimse istemez. Bu nedenle, işverenlere uygulanan sosyal güvenlik katkı paylarının yanlarında çalışan personele göre artırılarak devam etmesi gerekiyor.
Asgari ücret konusunun bir başka boyutu daha vardır. O da şudur. Türkiye’ de geçtiğimiz günlerde asgari ücret yaklaşık yüzde 50 oranında artırılarak 4,250 TL olmuştu. Nerdeyse bizdeki asgari ücret olan 4.328 TL düzeyine gelmişti.
Bu bağlamda, ülkemizde çalışan TC uyruklu işçiler, bizdeki asgari ücret yeterli düzeyde artmazsa, ülkeden ayrılmaya başlayacaklardır. Öte yandan, bizim gençlerimiz ve işçilerimizde Euro’nun değer kazanmasıyla birlikte, Güney Kıbrıs’ta çalışmaya başladılar. Birçok kişi de orada çalışmak için başvuru yapmaya devam ediyor.
Ayrıca, ülkemizde çalışan diğer 3. ülke vatandaşı işçiler de, TL nin değer kaybetmesinden dolayı, aldıkları ücretler döviz karşısında değer kaybettiği için, ailelerine yeteri kadar para gönderemeyecek duruma gelecekler ve ülkemizden ayrılmaya başlayacaklardır.
Bütün bunlar, ülkemizde çalışan yabancı işçiler ve Güney’de çalışmaya başlayan insanlarımızın iş hayatımızdan çekilmesiyle, ülkemizdeki iş gücümüzden eksilme olmasını sağlayacaktır.
Bu bağlamda, sektörlerimizin ihtiyaç duyduğu işgücünde yaşanan kayıplar, ülke ekonomimizi olumsuz etkileyecek birçok sektör iş yapamaz, üretim gerçekleştiremez duruma gelecektir. Bütün bunların yaşanmaması için, asgari ücretin yeterli düzeyde artırılması şarttır.
Bu nedenle, Hükümet, yukarıda da belirttiğim üzere, bütün tarafların hassasiyetlerini de dikkate alarak, sorunun çözümünü süratle tamamlamalıdır. Hiç kimse, bu konuyu sürüncemede bırakma veya zamana oynama düşüncesinde olmamalıdır.





Yorumlar kapalı.