Hasan Hastürer

Kendi kendini kandırma hastalığı…





Kıbrıs’ın kuzeyinde en önemli sorunlarımızda biri insanların kendi kendilerini kandırma alışkanlığıdır.

İnsanların kendi kendilerini kandırması ciddi bir hastalıktır.

Neden?

Çünkü normal koşullarda insanın kendi kendini kandıramaması gerekir.

İnsanın kendi kendini kandıramaması gerekir, çünkü dıştan bakanların yargısı ne olursa olsun insan kendini bilmek durumundadır.

Kendini bilmeyen insan, özünden haberi olmayandır.

***

Kimse abartılı alınganlık göstermesin…

Adanın kuzeyinde yaşayanları tek tek ve toplu halde ciddi psikolojik sağlık sorunları vardır.

Hatta bu sorunlar kişilik sorunlarını da tetikliyor.

Bazı görgüsüzler, elde ettiği parayla aklının doğru orantılı olduğunu zanneder.

“Akıllı olmasam bu kadar para elde edemezdim’’ der kendi kendine.

O parayı nasıl kazandığı, o parayı elde ederken etik değerleri ne kadar çiğnediği, hiç umurunda değildir.

Paranın her türlü ayıbı örttüğü inançları da ayrı bir gerçekliktir, bu tipler için.

***

Küçük bir toplumda yaşıyoruz.

Kimin hangi yolculukla, nereden nereye geldiğini bilenler çok.

Sonradan çok para sahibi olanların görgüsüzlüğü, sosyal hareketlilik içinde, sosyal bir kirlilik olarak algılanıyor.

Geçtiğimiz günlerde bir teknik eleman anlatıyordu.

Bir iş adamı evindeki arıza için eleman talep etmiş.

‘Tamam, gönderiyoruz’ denmiş.

Elemanın telefonunu alıp, sıralamada öne geçmek isteyince, ‘Sıra size gelince, gün içinde orda olurum’ yanıtı ile yüzleşmiş.

O noktada ne dese beğenirsiniz?

‘SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİR MİSİN?’

Halbuki, nereden geldiğini, bilip bilmediğini sorsa, daha doğru bir soru olurdu.

***

1974’te Rum’un geride bıraktığı ganimet ve sonrasında oluşan statüko aradan yarım asra yakın zaman geçmesine rağmen kirliliğin, kokuşmuşluğun devamına neden oluyor.

Ganimet şeklen bitmiş görünse de ganimetle şekillenen statüko, ganimet anlayışının kurumlaşarak devamını sağlıyor.

Devam ederken de alta yapı her geçen daha kötü oldu.

İnsan eliyle doğaya yapılan saldırılar, doğanın isyanına neden oluyor sanki de…

***

Statüko kayıt dışı ekonomiyi de büyütüyor..

Kayıt dışı ekonomiden köşeyi dönenler hayatın her alanını kendi çıkarlarının devamına göre şekillendirmek için ne gerekirse yaparlar.

En başta demokrasiye tecavüzü vazgeçilmez görev bilirler.

***

Bu hadsizlik sorunların ele alınması önünde de engel.

Katkı koymak, ortak akılla hareket etmek her geçen gün zorlaşıyor.

Bu durum sürdürülür mü?

Elbette değil.

***

1950’li yıllara kadar Kıbrıs Türk toplumunda okuma yazma bilenler parmakla gösterilirdi.

Köydeki öğretmenlerin görevlerinden biri, köylünün mektuplarını okumak, mektup yazmaktı.

Zamanla okur yazarlık, ayrıcalık olmaktan çıktı.

Yüksek tahsilli denilen üniversite mezunlarının sayısı da 1970’li yıllara yaklaşırken arttı.

Doktorlarımız oldu.

Mimar – mühendislerimiz oldu.

Kimse bir gün Kuzey Kıbrıs’ta onlarca üniversite olacağını hayal bile etmiyordu.

O günler de geldi.

Yurt içinde, yurt dışında çok nitelikli insanlarımız var.

Hayatın her alanında bilimsel katkı yapacak üniversitelerimizin olduğunu kimse inkar edemez.

Ancak, kendi kendini kandırma hastalığı devleti önemli görev noktalarındaki varlığı, gerçek anlamda katılımcılığın önüne moloz yığını gibi duruyor.

Bir tarafta kolay para kazananların yarattığı sorun, öte yanda bir yerlere geldiği için kendini ‘HER ŞEYİ BİLİR’ sananlar.

Kendi kendini sorgulayıp haddini bilenler az olduğu için çok ciddi sorunları bile sağlıklı olarak ele alamıyoruz.

Sağlıklı tanı konulamıyor.

Sağlıklı tanı konulmadan, doğru tedavi elbette olası değil.

Kendi kendini kandırma hastalığı…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.