Hasan Hastürer

Halk unutur, Summak dayılar, ihmale devam eder…





‘Bu felaket yaşanırken, ihmali olan, suçlu olanları gündeme getirmeye hiç gerek yok’muş…

İhmali olanları affedip, affetmeme hakkı, canından değerli canını kaybedenlerin, evi yeri perişan olanlarındır.

Yetkili, yetkisiz herkes konuşuyor.

Bütün söylenenler içinde bir tekini not ettik.

Başbakan Tufan Erhürman’ın ‘İHMALLERLE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR YAPILACAK’ ifadesini, değerli bulduğumdan öte, takip edeceğim için not ettim.

***

Dört gencin içinde bulunduğu araba sel sularına kapılıp gitti.

Dilim daha fazlasını seslendirmeme, elim yazmama izin vermiyor.

Yirmi küsur yıl önce orada bir kaza sonrası yaşananlar, hayatımın en acı yaşanmışlıklarının ikisinden biridir.

O zaman yol, çift şerit değildi.

Bariyerler yoktu.

‘Bariyer olsaydı keşke’ dedi tüm toplum, ama, o akşam ve öncesinde, yolun eksikliğinden gidenler gelmedi.

Daha da acısı oradaki en ağır suç kadar ağır, ihmalin kim ya da kimlerin olduğunu kimse adam gibi sorgulamadı.

Cinayetle eş ağırlıktaki ihmalin sahipleri, bir katilin elini kolunu sallayarak toplum içinde dolanması gibi dolaştı…

Çok rahattılar. Çünkü, bu toprak parçasındaki insanların kolay unutacaklarından, milim kuşkuları yoktu.

***

Dikmen’de gencecik bir kadın…

Sesi titreyerek konuşuyor: ‘Yeni evliyim. Her şeyi özenle seçmiştim. Hepsi gitti.’

Annesini dinledim.. Onun üzüntüsü iki misli… Çünkü kızının üzüntüsünü, anne misliyle yaşıyordu…

Örnekleri daha da çoğaltabilirim.

Sorumlu konumda olanları dinliyorum. BİR ALLAHIN KULU, ÖZÜR DİLERİM, BENİM DE İHMALİM VAR, demedi.

Yağmur sularını, Türkiye’den gelen suyu boş verin, bunların hepsi sanki de ellerini yüzlerini ZEM ZEM SUYUYLA YIKIYOR.

***

Rastlantıya bakar mısınız?

Selin ve su baskınlarının en ağır darbe vurduğu tüm yerlerde 1974 sonrası GÖZ DOYMAZLIKLA yapılanlar, dokunmalar, doğaya hoyratça meydan okumalar var.

Daha dün bakımdan geçirilen Girne – Lefkoşa yolunda en büyük acıyı yaşadık.

Tarihimizde ilk kez, sele kurbanlar verdik.

1974 sonrası hesapla kitapla değil, cep hesaplarıyla yapılan Lefkoşa – Girne yolu, trafiğe kapatıldı, trafik 100 kusur yıllık eski, İngiliz dönemimde yapılan Lefkoşa – Girne yoluna verildi. Boşuna dememişler, ASILACAKSAN İNGİLİZ İPİYLE ASIL!!!

***

Vuni Palas Otel’e gelince…

Turizmde en büyük Kıbrıslı Türk yatırımcılardan Oscar ailesine sonsuz saygım, sevgim var.

Onlar adına bir kez daha üzüldüm.

Önce 28 Şubat 2010’daki bir haberden alıntı yapayım:

Girne’deki Vuni Palace Otel de sel suları altında kaldı. Elde edilen bilgiye göre Viva casinodaki müşteriler mahsur durumda. Otelin park yerinde bulunan arabalar ise sel sularıyla sürüklendi.
Ekipler otel müşterilerini kurtarmak için çalışma yapıyorlar.’

Ve yaklaşık 8 yıl sonra TAK’ın dünkü haberlerinden bir alıntı:

Yoğun yağışın etkili olduğu Girne’de Vuni Palace Otel’de de büyük hasar meydana geldi. Taşan dere, Vuni Palace’da birçok odanın su ve çamur içinde kalmasına yol açtı. Sel, oteldeki bazı araçları denize sürükledi. Onlarca araç kullanılamaz hale geldi. Dün gece Sivil Savunma ekipleri tarafından kurtarılan otel müşterileri başka otellere yerleştirildi.’

Ne dememi bekliyorsunuz?

Sekiz yıl önce yaralar MİŞ gibi sarıldı. Kalıcı çare üretilemediği için sekiz yıl sonra ‘felaket’ yinelendi.

Yaralar yeniden sarılacak. Peki oteldeki tamirat yapılmasına karşılık, selin oraya gelişi, alışılmış bir yolculuksa Allah göstermesin deyim, felaket yine yaşanmayacak mı?

***

Bu kadar ihmal ürünü felaket, Japonya’da olsa dünden bugüne kaç müdür, müsteşar, bakan istifa ederdi? Çoooook…

Bizimkiler SUMMAK DAYI…

Halk unutur, Summak dayılar, ihmale devam eder…

Halk unutur, Summak dayılar, ihmale devam eder…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.