Akay Cemal

New York’tan ve Lefkoşa’dan yükselen gür ses: İKİ DEVLET





Dünyanın gözü kulağı New York’ta gerçekleşmekte olan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda. Dünya liderleri kürsüye çıkıyor ve karşı karşıya bulunulan nice sorunlar hakkında görüşlerini dile getiriyorlar. Bu kez de yine en renklisi, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasıydı.

Konuşmasının Gazze ile ilgili bölümünde Erdoğan, Gazze’de vahim hadiseler yaşanmakta olduğuna işaret etti, günlük hayatı anlatan bir fotoğraf gösterdi, “Ellerinde leğenli kadınlar… Lütfen hepimiz ellerimizi vicdanlarımıza koyup cevap verelim. 2025’te şöyle bir gaddarlığın makul bir sebebi olabilir mi?” diye sordu.

Erdoğan birkaç fotoğraf daha gösterdi ve sözü Kıbrıs konusuna getirdiğinde son noktayı da koydu. “Federasyon olmaz. Çözüm iki devlet” diyerek, daha önceleri olduğu gibi, bu kez de gür sesiyle tekrarladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ortaya koymuş olduğu egemen eşitlik temelinde yan yana iki komşu devlet vizyonuna destek vermiş oldu. Erdoğan, “Ada üzerinde iki ayrı devlet, iki ayrı halk vardır” diyerek gerçeği yeniden vurguladı.

New York’ta BM kürsüsünden gür bir ses yükselirken, Lefkoşa’da da yükseldi. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, yeni yol haritasını halkla paylaştı, “Şimdi atak zamanı. Vizyon: Atak diplomasi” dedi. Tatar, her zaman halkın arasında olmaktan rahatsızlık duyanlar olduğunu yineledi, “Halkın içinden çıkmış bir Cumhurbaşkanıyım” dedi.

Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman ise, Paradise Park’ta düzenlenen etkinlikteki konuşmasında, ‘Biz varız’ deme zamanı olduğunu ifade ederek, “Yapılmayanı yapmak için geleceğiz” dedi.

Gelinen noktada bu seçimin önemini çok iyi anlamak gerek. İç siyasete girmeden, esas olan Kıbrıs konusunda tükenmiş ve Türkiye’nin de bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen gün BM’de vurguladığı gibi, federasyon defterini kapatıp iki devletli çözüme yönelmek zamanıdır. İki devletli çözümün halk nazarında benimsendiğini görenler de en azından bu dönemde federasyondan söz etmenin kendi aleyhlerinde olacağını düşünerek, frene basmışlardır.

Beri yandan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, atak diplomasi hakkında bilgi verirken, şunları söyledi:

“Atak diploması, halkımızın günlük hayatına da yansıyacaktır. Ulaşımda, enerjide, sağlıkta, ticarette, turizmde ve iletişimde güçlü yatırımlar yapılacaktır. Eğitimde, teknolojide, kültür ve sanatta yeni alanlarla gençlerimizin önü açılacaktır. Halkımızın refahı yükselecek, özgüveni artacaktır.”

Tatar’ın dikkat çektiği bir önemli husus da şu: “Rum yönetimi, bir barış ve huzur coğrafyası olması gereken adamızı silahlandırmakta, İsrail’den füzeler almakta ve bölge dışı ülkelerin burada askeri üsler kurmasına, savaş uçakları konuşlandırmasına da zemin hazırlamaktadır.”

Bölgede yanmakta olan ateşe su dökmek varken, benzin dökme çabasında olanların niyetlerinden her zaman kuşku duymak gerek. Yaşadığımız coğrafyada ateşin bu güzelim adaya da sıçramaması için elbette hepimize düşen önemli görevler vardır. Bu adada Türk askeri sayesinde tam tamına 51 yıldır barış, huzur ve güven olduğunu yalnız bölge ülkeleri değil, tüm ülkeler de bilmektedir.

Barış, huzur ve güven yalnız Kıbrıslı Türkler için değil, aynı zamanda Rumlar içindir de! Ersin Tatar bu noktada şunları kaydetti:

“Anavatan Türkiye’nin sarsılmaz desteğiyle, halkımızın iradesiyle, gençlerimizin enerjisiyle, kadınlarımızın emeğiyle, yaşlılarımızın duasıyla hiç kimseyi dışarıda bırakmadan, kimseye kökenini, doğduğu yeri sormadan, bu vatan için yüreği çarpan bütün vatandaşlarımızla birlikte yürüdük ve yürüyeceğiz. Birlikte başardık ve hep birlikte daha fazlasını başaracağız.”

Geçen beş yıl içinde çok mesafe kat edildi. Erdoğan, New York’tan, Ersin Tatar’ın da Lefkoşa’dan çok önemli iki hususu vurguladı. Federasyon defteri kapanmıştır, artık iki devlet zamanıdır. Zaten fiiliyatta da öyle değil mi? Güney’de bir devlet varsa, kuzeyde de bir devlet vardır. İki ayrı halk, iki ayrı demokrasi vardır. Tatar’ın ortaya koyduğu, Türkiye tarafından da benimsenen ve desteklenen bu tez BM kayıtlarına da geçmiş bulunmaktadır.

Bu gerçekler ışığında New York’ta ve Lefkoşa’da aynı frekansta çıkan sesler de dikkate alındığında, Türkiye ile uyum içinde çalışabilecek kişinin kim olduğunu söylemeye gerek var mı?

 

 

New York’tan ve Lefkoşa’dan yükselen gür ses: İKİ DEVLET
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.