Gökhan Güler

Ekonomik dayanıklılık ve stratejik akıl





Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’ın KKTC temasları, rutin bir protokol ziyaretinin sınırlarını çoktan aşmıştır. Girne ve Lefkoşa’da verilen mesajlar, KKTC Hükümeti ile çizilen ortak yol haritası ve masaya konan somut veriler yan yana getirildiğinde; Ankara ve Lefkoşa’nın “ortak kader” anlayışını artık sadece siyasi söylemle değil, “ekonomik dayanıklılık” ve “stratejik akıl” ile çözümlediği görülmektedir.
Bu ziyaretin özeti şudur: KKTC, Rum tarafının çok boyutlu kuşatmasına karşı, Anavatan Türkiye ile “tamamlayıcı” ve üreten bir ekonomik modelle cevap vermektedir. Bu, sadece bir ekonomik kalkınma hamlesi değil; aynı zamanda Mavi Vatan’daki egemenliğimizin ‘ekonomik güçlendirilmesidir.

Tek kanatla uçulmaz…

Sayın Yılmaz’ın “Bir kuş tek kanatla uçamaz” metaforu, yeni dönemin ekonomi manifestosudur. Kamu yatırımları bir kanatsa, özel sektör diğer kanattır. Nitekim 21 milyar TL büyüklüğe sahip İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması, sadece altyapıya dökülen bir kaynak değil; girişimciliği ve reel sektörü ateşleyen bir kaldıraçtır.
İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşmalarının reel sektörü güçlendiren, kamu maliyesini sağlamlaştıran, altyapı yatırımlarını hızlandıran ve halkın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen stratejik yol haritaları olduğunu kaydeden Başbakan Ünal Üstel, “Bundan önceki iktisadi ve mali iş birliği anlaşmalarında tarihi kaynak rekorlarına ulaştık. İnanıyorum ki kısa bir süre sonra imzalayacağımız yeni anlaşmayla da yeni bir rekora birlikte imza atacağız.” dedi.
Rakamlar, KKTC’nin potansiyelini açıkça ortaya koymaktadır: Türkiye ile ticaret hacmi 2,8 milyar dolara ulaşmış, doğrudan yatırımlar 450 milyon dolar seviyesini yakalamıştır. Bu veriler, ambargolara rağmen KKTC’nin yatırım yapılabilir, güvenli bir liman olduğunun en somut ispatıdır.
Ziyaretin en kritik tespiti, Başbakan Ünal Üstel’den geldi. Üstel’in; “Rum yönetimi hukuku silah haline getirip inşaat sektörümüze kurşun sıkmaktadır” sözleri, karşı karşıya olduğumuz tehdidin adını net koymaktadır. Güney Kıbrıs, siyasi izolasyonla başaramadığını, mülkiyet davalarıyla KKTC ekonomisinin lokomotifi olan inşaat sektörü üzerinden denemektedir. Ancak Hükümet bu tehdidi göğüslemeye kararlıdır. Başbakan Üstel’in açıkladığı tedbir paketi hayati önem taşıyor:
1. İnşaat Sektörüne Özel Kalkan: Hukuk savaşına karşı sektörü koruyacak yasal ve finansal tedbirler alınacak. Yarım kalan projeler tamamlanacak.
2. Yabancı Yatırım Modeli: Taşınmaz Mal Yasası’nda yapılacak düzenlemelerle hem stoklar eritilecek hem de Hazine’ye ek gelir sağlanacak.
Başbakan Üstel, sadece savunmada kalmayıp piyasayı canlandıracak devrim niteliğinde bir projeyi de masaya koydu: Sadece KKTC’de geçerli olacak Yerel Kredi Kartı Sistemi. Bu sistem, kampanyalarla desteklenerek iç piyasadaki nakit akışını hızlandıracak ve yerel esnafın yüzünü güldüreceği ifade edildi. Ayrıca, Mersin Limanı’ndaki transit geçişlerde bekleme sürelerinin azaltılması ve navlun maliyetlerinin düşürülmesi hamlesi, market raflarındaki fiyatları doğrudan aşağı çekecek pratik bir çözümdür.

822 kilometrelik yol ağı

Ekonomik kalkınmanın ön şartı, güçlü bir altyapıdır. Sayın Yılmaz’ın paylaştığı veriler, Ada’nın çehresinin değiştiğini kanıtlıyor. İktisadi ve Mali İşbirliği Programı kapsamında bugüne kadar toplam 822 kilometre yol ağı tamamlanmıştır. Bunun 213 kilometresi bölünmüş yol, 433 kilometresi tek yoldur. İhalesi yapılan 19,5 kilometrelik Değirmenlik-Girne dağ yolu projesi de tamamlandığında, ticaretin ve turizmin lojistiği çok daha hızlanacaktır.

5 milyon dolarlık yerli akıl

Ziyaretin “vizyon” durağı ise Akıllı Ulaşım Sistemi tanıtımıydı. Türkiye’nin 5 milyon dolarlık kaynağıyla hayata geçirilen, 130 sabit ve 20 mobil noktada devreye alınan bu sistem, basit bir trafik denetimi değildir. Bu, KKTC’nin “teknolojik egemenlik” ilanıdır. Başbakan Üstel’in “Makineler bozuk iddiaları asılsızdır, bu bir iç güvenlik meselesidir” vurgusu ile Sayın Yılmaz’ın “İnsan eli değmeden, doğuştan yapay zekâlı denetim” tanımı örtüşmektedir. Yıllardır yabancı şirketlerin tekelinde olan veriler, artık Radarsan imzalı yerli ve milli yazılımlarla devletin kontrolündedir. Savunma sanayiindeki disiplin, sivil alana taşınmıştır.
Ekonominin en büyük düşmanı belirsizliktir. Şubat ayında imzalanacak yeni protokol ile birlikte; düşük faizli uzun vadeli kredilerden, tarımsal desteklere kadar reel sektörü ayakta tutacak kaynak akışı devam edeceği ifade edilmiştir.
Sayın Yılmaz, ayrıca KKTC’de tarım ve hayvancılığı desteklediklerini, Güzelyurt’taki soğuk hava deposunun bunun somut örneklerinden biri olduğunu, özellikle narenciye sektörüne hizmet edecek son derece modern bir tesis yaptıklarını ifade etti.

Sonuç: Doğu Akdeniz’de Parlayan Yıldız

Sayın Yılmaz’ın vizyonu ile Sayın Üstel’in sahadaki gerçekçi çözümleri birleştiğinde ortaya çıkan tablo şudur: KKTC; eğitimden sağlığa, bilişim vadilerinden tarıma kadar Doğu Akdeniz’de “parlayan bir yıldız” olma yolundadır. Kıbrıs Türk Halkı’nın geleceği, “Bizans rüyaları” görenlerin insafına değil; Anavatan Türkiye ile kurulan bu stratejik, rakamlarla somutlaşmış ve sahada karşılığı olan “kader ortaklığına” emanettir. Lefkoşa’da atılan imzalar, KKTC’nin egemen eşitliğinin sadece masada değil, ekonomik sahada da tescillendiğinin en güçlü kanıtıdır.

Ekonomik dayanıklılık ve stratejik akıl
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.