Dr.Ziya Öztürkler

Bu düzen böyle geldi, böyle gider…





   Siyasi çalkantılarının artmaya başladığı bir haftaya daha başladık. İmar planı süreciyle gerilen ilişkilerin ne boyuta kadar ilerleyeceği hep birlikte göreceğiz. Şimdi yaşananlar üzerinden yorum yapmayacağım, sadece bugünü değerlendirerek doğru çözümler üretileceğine inanmıyorum; doğru da bulmuyorum.
   Sürekli değişen hükümetler, uygulanmayan politikalar, başlayıp da sonuçlanmayan icraatlar bu ülkeye çok zarar verdi. İstikrarsız hükümetlere ve bunun yansıması olarak durmadan değişen bürokratlara tanıklık ettik veya bakanlık kavgası yüzünden bozulan, kişisel çıkarlar uğruna heba olan hükümetleri gördük.
   Seçim sistemi üzerine kafa yorulmaz ve bazı değişiklikler yapılmazsa bu tartışmalarla daha çok vakit kaybedeceğiz. Çok partili bir seçim sistemi mi istiyoruz? Bakan olmak için kriter vekillik mi? Meclis daha randımanlı nasıl çalışır? İstikrarlı hükümet modelleri nasıl çıkar? Nitelikli vekil profili için neler yapılmalı? Vekilliği meslek haline mi getirdik? Parti rozeti olmayan adaylar meclise nasıl girer? Bu sorular daha da çoğaltılabilir. Bir gerçek varsa soruların mantıklı cevapları çıkmadan ve gerekli yasal düzenleme yapılmadan gidilecek her seçim ülkeyi kandırmaktan öteye gitmeyecektir.
   Bazı noktaları korkusuzca dile getirmenin zamanı çoktan geçti. Bu ülkede yaşayan herkesin daha iyi hizmet alma ve yönetilme hakkı vardır. “Bu düzen böyle geldi; böyle gider.” Anlayışıyla bu ülkenin bir yerlere gelmesinin mümkünatı yoktur. Kişileri değiştirmekten öte sistemi değiştirmek çok daha önemlidir. Bizler kişiler üzerinden değil sistem üzerinden gitmeliyiz.

 

Kişiler üzerinden değil sistem üzerinden gidebilmek…
 

   Ülkemizde var olan önemli gerçek toplumsal değil kişisel menfaat politikalarıdır. Her noktada kişisel çıkarların hüküm sürdüğü gerçeğinden yola çıkarsak bugün karşı karşıya kaldığımız manzarayı çok daha sağlıklı bir şekilde yorumlamış, farklı halk hareketlerinin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bir taraftan toplumsal beklentiler bir taraftan ise cumhurbaşkanlığı seçimi yarışının gün geçtikçe hareketlendiği bir dönemin hareket tarzlarının belirlendiği bir dönemin kıvılcımlarının ateşlendiğini görüyoruz. Buna imar planının yarattığı hükümet krizini de ekleyebiliriz.
   Bazı gerçekleri inkâr etmemek lazım, sadece bugünün değil geçmişin de birikintilerin ortaya çıkardığı birçok hata ve iş bilmezlik zincirinin yansımalarını yaşıyor ve yaşamaya devam edeceğiz.
   Bu sorunların bu sistem anlayışla çözümlenmesini beklemek çok doğru bir anlayış şekli olmayacaktır. Sürekli bozulan hükümetlerden tutun da sürekli değişen yönetici kadrolarına kadar birçok sorundan bahsetmek mümkündür.
   İstenilen icraatları yapamıyor; nitelikli hizmet alma noktasında ciddi sıkıntılar çekiyoruz. Niye mi bunları yapmak yerine bireylere hizmet edecek bir düzenin bekçileri olarak hareket etmek herkese çok daha basit ve pratik geliyor.

 

Marifet sandık kurmakta değildir…
 

   Kişisel yatırımın temelinde ve özelinde kişisel talep vardır. Kişisel talep de döngü halinde yine kişiye döner. Bu yatırım topluma değil kişinin özeline ve beklentilerine hizmet eder. Döngünün sonucunda toplumsal menfaatlar olmadığı için kaybeden sonuçta toplum, kazanan ise kişiler olur.
   Halk hareketlerinin temeli de inşallah kişilerin çıkar ve popülizm yerine düzenin daha iyiye gitmesi için kullanılır.
   Bu düzenin yaratıcısı olarak sadece bizleri yönetenlere suçlama getireceksek; zannederim başlamadan pek çok şey bitmiş olacaktır.
   Bugün ülkemizde yaşam olanakları istenilen düzeyde değilse herkesin bu çorbada bir tuzu vardır gerçeğini iyice tartışmak gerekir. Kişisel menfaat düzenin içinde karşılıklı bir beklenti ve hareket tarzının teşkil ettiğini biliyoruz.
   “Talep eden birey, işini yapan halkın seçtiği kişi” gerçeğini kabul etmek gerek. Bir başka değişle topluma hizmet edene değil; kişisel beklentilerimizi yerine getirene oy veriyoruz.
   Ne zaman ki topluma hizmet sunanların yanında olacağız; o zaman bazı şeylerin değiştiğine tanıklık etme şansımız olacaktır.
   Temel felsefe değişmedikçe yapılan hareket ve eylemlerin başarı getirmesi pek de mümkün olmayacaktır. Yaşadığımız dönemde marifet sandık kurmak değildir; marifet doğru yönetim şeklini ortaya çıkaracak yasal düzenlemeyi yaptıktan sonra seçime gitmektir.

 

Bu düzen böyle geldi, böyle gider…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.