Ahmet Tolgay

Döviz birikimleri üzerinde uçuk hayaller kurulmasın





Evet bugünkü yazımın başlığı da bu: “Döviz birikimleriyle ilgili hiç kimse uçuk hayaller kurmasın…” Çünkü her tarafı alt üst edecek bir bombanın pimini çekmek akıl işi değildir… Bankacılık sistemi ekonominin en hassas ve naif noktasıdır…
Güney Kıbrıs’taki ekonomik kriz döneminde banka mevduatları tıraşlanmıştı, ama bu işlem sağlam ve tartışılmaz güvencesini masaya süren Avrupa Birliği gibi çağdaş ve etkin bir otoritenin denetiminde, yönlendirmesinde ve de finansmanında yapılmıştı… Tıraşlamanın bedeli de, telafisi de mali prensipler çerçevesinde belirli bir zaman dilimi içinde gerçekleştirilmişti…
Ha, Güney Kıbrıs da kendi yanılgısı yüzünden batmıştı yani… Batık Yunan ekonomisine halkın tasarrufları transfer edildiği için!..
***
Siyasi kariyerinde Maliye Bakanlığı da bulunan ekonomist kökenli Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, vergi onur ödülleri töreninde Maliye Bakanı ile müsteşarına döviz birikimi olanlardan vergi almanın insaflı olamayacağı uyarısını neden yapma ihtiyacını duydu?..
Hayrola yani, şimdi de Maliye Bakanlığı’nın öyle bir tasarısı mı var?..
TL’ye olan güvensizlikten ve alım – satım ve de ticaretin dövizle yapılmasından dolayı KKTC bankalarındaki mevduatın yarısından fazlası döviz hesaplarında iken, şimdi böylesine tehlikeli bir tasarıdan amaç nedir?..
Devalüasyondan dolayı canlarına bir kez daha okunan TL birikimcilerinden sonra döviz birikimcilerinin de canına mı okunmak isteniyor?..
Vergisi ödenmiş kazançlardan biriktirilen ve faiz vergileri de en ağır şekilde alınmakta olan döviz mevduat hesaplarını ürkütmek şimdi bu kriz ortamına akıl kârı mıdır?..
Döviz birikimleri de mi ülkeden kaçsın, göç etsin?..
Ya da döviz birikimleri bankalardan çekilip özel kasalara ve yastık altlarına mı konulsun?..
Kıbrıs liralarının bir gece içinde değerinin çok altında bir rakam olan 36 TL’ye dönüştürülmesini Kıbrıs Türk halkı hiç unutmamışken, şimdi yeni bir para travması mı yaratılmak isteniyor?..
Şu andaki toplumsal sosyo – politik dinamiklerin Kıbrıs liralarının TL’ye dönüştürüldüğü günlerdekinden  çok farklı olduğunun bilincinde olmak gerekmez mi?..
***
En başta vergi kaçakçılıklarının ve adaletsizliklerinin üstüne gitmek olmak üzere, bu ülkede, batağa gömülmüş olan ekonomiyi kurtarmak için daha akıllıca ve adil planlara ihtiyaç vardır… Örneğin bankalara ödenmeyen milyarlık kredi borçlarının akıbeti üzerinde neden durulmaz?.. Bu milyonların geri döndürülmesini sağlamak ve banka birikimlerini güvenceli verimli yatırımlara yönlendirmek için neden mali projeler hazırlanmaz?…
Resmi kayıt ve belgelere karşın bankalardan aldıkları kredileri inkâr eden yüzsüzlerin varlığına bankacılık sektörü sık sık vurgu yaptığı halde, bu sorunu çözme iradesini şimdiye dek hiçbir hükümet gösteremedi… Hasan Tosunoğlu, Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığına atanır atanmaz ayağının tozuyla yaptığı açıklamada, bu bankanın dağıttığı kredilerin yüzde 70’nin geriye dönmediğini duyurmuş, geri dönmeyen o kredilerin de artık umutsuz vaka olduğu izlenimini vermişti… Aldıkları kredilerin üzerine yatan yüzsüzlerin kimlikleri ısrarlı medya ve toplum baskısına karşın açıklanmazken, o ifşaat da bir daha yinelenmedi…
Bu ülkenin Kalkınma Bankası dürüst olmayan insanları nemalandırma kaynağı mıdır?.. Ki o kaynak diğer bankalardaki vatandaş mevduatlarından aktarılan yüzde ikilik transferlerle oluşmaktadır…
Maliye Bakanlığı vergisi ödenmiş kazançları törpüleme kolaycılığına kaçacağına asıl bu gibi kronik mali sorunlarla ilgilenmeli… Tüm bu konularda topluma doyurucu açıklama yapmak, Cumhurbaşkanı’nın o konuşmasında muhatap aldığı Maliye Bakanı’nın görevidir…

 

Döviz birikimleri üzerinde uçuk hayaller kurulmasın
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.