Öncelikle yazımın sonunda yetkili ve ilgili mercilere vereceğim mesajı başında vermeyi tercih ediyorum. Bu mesaj Atatürk’ün şu sözüyle özetlenebilir: “Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz.” Kıbrıs Türkü olarak genelde Atatürkçülük denince mangalda kül bırakmayız. Ancak, KKTC’de enerji yönetimi gibi konulara gelince ne alaka dedirtebilecek işler yaparız.
Bazı kişiler zaman zaman nezaket sınırlarını aşarak küçümseyici bir üslupla dağdaki çobanı referans gösterirler. Ancak, dağdaki çobanın bizi yönetenlerden daha iyi plan ve program yaptığının farkında bile değiller. O küçümsedikleri çoban hayvan yetiştiriciliği ve besiciliği için yem tedariki, otlak, su, barınma, ısınma, hijyen vb. her türlü önlemi önceden ve zamanında almakta ve bu şekilde ne yem stoku ne de otlak veya mera sıkıntısı yaşamaktadır.
Enerji ve KIB-TEK örneğinde olduğu gibi; bizleri yönetenler dağdaki çoban kadar gerekli basiret ve dirayet gösterememişlerdir. Tartışmasız bir şekilde KIB-TEK ve enerjide mazeretlerin arkasına sığınan net bir başarısızlık söz konusudur. Aşağıdaki olgular maalesef bu başarısızlığı net olarak ortaya koymaya yeterlidir:
-Enerji konusunda gerekli plan program ve yatırımlar zamanında yapılmadığı için günümüzde elektrik kesintileri yaşanmakta ve maalesef bizi yönetenler Güney Kıbrıs’a muhtaç duruma getirmiş bulunmaktadırlar. Güney’deki patlama sırasında bizden elektrik alma zorunda kalan Güney Kıbrıs’tan elektrik almaya karşı değilim. Vurguladığım ve üzüntü duyduğum konu; bizi yanlış yönetenlerin elektrikte Kıbrıs Türkünü Rum’a muhtaç etmeleridir. Eserleriyle övünebilirler.
-Aynı plan ve programsızlık akaryakıt temininde de yaşanmaktadır. İlaç temininde olduğu gibi akaryakıt envanter kontrolü ve yönetimi yapamayanlar el yordamı ile buldukları çözüm için övünmektedirler. Şeffaflıktan uzak bir şekilde akaryakıtın kalitesi ve menşei konusunda hesap vermekten kaçınanlar kendi uhdesine aldıkları akaryakıt alımını ihale mafyası iddiası ile haklı göstermeye çalışmaktadır. Hâlbuki AB müktesebatına uyum sürecinde en önemli çalışmalardan biri ülkemizde de hayata geçen Kamu İhale Komisyonu idi. Bu komisyon bağımsız ve özerk yapısı ile şeffaf ve hesap verebilir çalışacak şekilde düzenlenmiş ve öncelikle ihale mafyalarına fırsat vermemeyi amaçlamıştır. Eğer bugün yapısında sorun varsa onu yasal, idari ve kurumsal olarak düzeltmek hükümet edenlerin elindedir. Onun yerine, Kamu İhale Komisyonunu baypas edip yolsuzluk ve usulsüzlüğe kapı açacak yetki tekeli ve hesaptan kaçınma gibi yaklaşım bizi çağın gerisine sürükler.
-Gerek sağ gerekse sol hükümetler gerek bugünkü koalisyon gerekse dörtlü koalisyon dönemimde enerji konusunda ciddi ve dirayetli bir vizyon ortaya konmamıştır. Ne kendi programlarını ne de TC-KKTC protokollerinde taahhüt ettiklerini yerine getirmeye gayret gösterdiler. Öncelikle AB enerji politikasına uyum için bir öngörü ve yol haritası ortaya konmamıştır. AB enerji politikasının üçayağı olan arz güvenliği, etkin rekabet koşulları ve çevre dostu enerji hedeflerine AB’yi diline pelesenk eden sol iktidarlar dahi kayıtsız kalmıştır. Enterkonnekte sistemi ve yenilebilir enerjiyi tam kapasite ile kullanmak için elzem olan kablo çalışmaları, doğal gaz, güneş ve Rüzgâr enerjisi gibi alternatif enerji kaynakları için plan program ve yatırım öngörülerinden hükümetlerimiz dün olduğu gibi bugünde bihaber olmuşlardır. Üstüne üstlük, çağdışı ülkelerde görünebilecek şekilde KKTC’deki iki santral insanımızı zehirlemeye devam etmekte ve buna siyaset kurumu seyirci kalmaktadır.
-KIB-TEK’in yapılandırılması açısından da tüm iktidarlar samimiyetsiz davranmışlardır. Sol iktidar özerkleştirmeden bahsederken kabineden icazet almayan kurum başkanını maalesef görevden almıştır. Öte yandan sağ iktidarlar protokoller yoluyla taahhüt ettikleri üretim, iletim, dağıtım ve tahsilat fonksiyonlarının ayrıştırılması ve işletme hakkı devri konusunda kulaklarını tıkamış devamlı topu taca atmaktadırlar.
-Enerji politikası kapsamında nerede ise tüm hükümetlerin programında yer alan “Enerji Dairesi” ve “Enerji Düzenleme ve Denetle Kurulu” halen daha kurulmamıştır.
Başarısızlığın sorumluluğu KIB-TEK’te değil siyasi iradede
Siyasi iktidar oy kaybına uğramamak için zaman zaman KIB-TEK’in profesyonel yönetimini ve hatta sendikayı suçlu göstermekte ve onları günah keçisi yapmaktadır. KIB-TEK, AKSA gibi emirname ile elektrik üretim, dağıtım ve tahsilat için yetkilendirilmiş bir işletmedir. Ancak, Enerji ile ilgili her türlü yetki ve sorumluluk siyasi iradededir. Bu durumu mevzuata atıf yaparak daha net ortaya koyabiliriz.
‘Aydınlatma Ve Öteki Amaçlar İçin Elektrik Sağlanmasını Düzenleyen Yasa’nın 4. ve 5. Maddeleri elektrik temin etme veya üretme yetkisi veren emirnameye ilişkindir. Bu emirname aşağıdaki gibidir:
“Emirname Verme Yetkisi: 4. Bakanlar Kurulu, bir Emirname çıkararak herhangi bir şirket veya kişiye, Emirnamede tarif edilen ve besleme alanı olarak ilân edilen alan içinde herhangi bir kamusal ve özel amaç için elektrik temin etmesi veya üretmesini yetkili kılabilir ve bir Emirname de çıkararak herhangi bir Belediyenin kendi bölgesi veya Emirnamede belirtilecek şekilde genişletilmiş Belediye bölgesine ayni amaçla elektrik temin etmesini yetkili kılabilir”.
“Emirnamenin Kapsam Ve Amacı: 5. Emirname, gerek akaryakıt gerek su ile veya başka herhangi bir yoldan elektrik gücü üretmek için ve enerji iletimi, dönüşümü, dağıtımı ve satışı için gerekli olan tüm işleri veya herhangi bir kısmını ve onlara, yardımcı tüm işleri kapsamına alabilir ve bu şekilde belirlenen işlerle onlara bağlı görevlerden bundan böyle bu Yasada “işletme” olarak söz edilir. Emirname işletmelere, arazi ve geçit hakkı iktisap etme, göl ve nehirlerde baraj inşa etme, kanal inşa etme, nehirleri başka tarafa çevirme, yol açma hakkı ile Emirname amaçlarını gerçekleştirmek için gerekli olabilecek öteki tüm hakları verir. “
“Elektrik İnkişafı” Yasası elektrik idaresi hususunda hükümler getirmiştir.Kıbrıs Elektrik İdaresi adı altında bu Yasa ile bir kurum oluşturulur; İdarenin tüzel kişiliği, devamlıhalefiyeti ve resmî mührü olup mal alma, mal sahibi olma ve malı elden çıkarma, sözleşme yapma, söz konusu ad altında dava etme ve dava edilme ve bu Yasa amaçları için gerekli olan her şeyi yapma yetkisine sahiptir (Madde 3). İdare, Bakanlar Kurulunca atanan en çok yedi üyeden oluşur; Bakanlar Kurulu, üyelerden birini Başkan, başka birini de asbaşkan tayin eder (Madde 5(1)).Bu Yasa kurallarına bağlı kalınması koşuluyla, İdare şunları yapmakla görevlidir: (a)
Elektrik üretmek ve İdareye ait tesis ve işletmeleri çalıştırmak ve bakımlarını yapmak; (b) Makul fiyatlarda elektrik akımı sağlamak; (c) Normal olarak elektrik işletmeleri ile ilişkili olan herhangi bir iş yapmak; (d) Elektrik kullanımını ve özellikle tarımsal, endüstriyel ve imalât amaçları için kullanımını geliştirmek ve teşvik etmek; (e) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin doğal kaynaklarını elektrik üretimi için kalkındırılmasını sağlamak ve teşvik etmek; (f)
Bu Yasa kuralları uyarınca tüzük yapmak ve (g) Elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve kullanımına ilişkin tüm konularda Bakana tavsiyede bulunmak (Madde 12(1)). Kıbrıs Elektrik İdaresini kukla duruma getiren en önemli madde ise 9A. (1)’dir. Bu maddeye göre Bakan, İdare ile istişareden sonra, İdareye, vazifelerinin ifası ile ilgili olarak Cumhuriyetin genel menfaatinin gerektirdiği genel mahiyette talimatlar verebilir ve İdare, bu gibi talimatları yerine getirir.
Yukarıdan da anlaşılacağı gibi; enerji ve elektrikte esas yetki ve sorumluluk her zaman için bizi yöneten siyasi iradede (hükümetlerde) olmuştur. Dolayısıyla, bizi bugün itibariyle Güneye muhtaç eden, elektrik üretiyorum diye bizi zehirlemeye devam eden mevcut enerji siteminden ve sistemsizliğinden dolayı gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin Kıbrıs Türk halkından özür dilemesi gerekmektedir. Gerisi Laf-I Güzaf.





Yorumlar kapalı.