Ülkemizde Ekonomi Bakanları veya Bakanlığı devamlı olarak adeta gözden ırak gönülden ırak bir halde bırakılmıştır. Bunun en bariz nedeni elbette KKTC’ye özgü koşullardan dolayı ekonomiye yön verecek gerekli araç, gereç, kaynak ve misyonla bu Bakanlığın donatılmamasıdır.
KKTC’nin devamlı açık bütçesinden sorumlu olup diğer bakanlıkların harcamalarına onay veren Maliye Bakanlığı ekonomi konusunda da baş devamlı aktör olarak görülmüştür. Bu algıyı güçlendiren diğer bir olgu Ekonomi Bakanlığında olması gereken bazı daire ve hatta KIB-TEK’in bazı dönemlerde Maliye Bakanlığına bırakılmasıdır. Ayrıca, modern devlet yapılanması içerisinde Ekonomi Bakanlığı bünyesinde olan Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) gibi kurumlar da devamlı olarak başka bakanlıkların idaresine verilmektedir.
Sanayi Bölgelerindeki arsalar üzerinden rant dağıtımı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kaynakları ile dağıtılan KOBİ hibe ve kredilerine taşeronluk yapmak da Ekonomi Bakanlığına itibar kazandırmaya yeterli olmamıştır. Üstüne üstlük, Ekonomi Bakanlının temel sorumluluğunda olan etkin ve şeffaf rekabet ortamı, tüketicinin korunması ve piyasa denetimi konusunda özellikle Sayın Erhan Arıklı zamanında bahaneler arkasına saklanan başarısızlıklar bu bakanlığın daha da fazla gözden düşmesine neden olmuştur.
Mevcut Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu’nun samimiyetinden, çalışkan kişiliği ve azminden kesinlikle kuşkum yoktur. Özellikle diğer Bakanlara kıyasla genç yaşına rağmen karizmatik duruşunu da fevkaladede takdir ederim.
Amcaoğlu’nun göreve gelir gelmez ülkesi için yararlı işler yapmak adına yoğun çalışma içinde olduğu gözlemlenmektedir. Bu çerçevede, geçtiğimiz hafta dört aylık icraatlarına ilişkin basın açıklaması yaptı. Bu açıklamada ben sadece enerji üzerinde durmak istiyorum.
Yıllardır sürüncemede kalıp halen daha kurulamayan Enerji Dairesi’nin Amcaoğlu tarafında da hedef olarak dillendirilmesini ilkesel olarak elbette destekliyorum. Zira, AKSA gibi elektrik üretmek üzere yetkilendirilmiş bir kamu şirketi olan KIB-TEK’in enerji yönetiminde de otorite sahibi olması kabul edilemez.
Önceki bakan Sunat Atun’dan devraldığı Enerji Üst Kurulu konusunu aynı şekilde savunan Sayın Amcaoğlu için üzüntü duyuyorum. Bu konuda Amcaoğlu uzmanlar tarafından mutlaka uyarılmalıdır. Mevcut haliyle Enerji Üst Kurulu tasarısı maalesef Başbakanlık Denetleme Kurulu gibi işe yaramaz ucube niteliğinde olacaktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; KKTC egemen eşit çağdaş bir ülke olmak istiyorsa başta AB olmak üzere dünyadaki gelişmelere gözünü kapamaması gerekmektedir. Şöyle ki, KKTC’nin tavsiye nitelikli yaptırım gücü olmayan Enerji Üst Kurulu yerine tam yetkiyle donatılmış bağımsız ve özerk “Enerji Düzenleme ve Denetleme Kurulu”na ihtiyacı vardır.
‘Enerji Üst Kurulu’ yerine neden ‘Enerji Düzenleme ve Denetleme Kurulu’?
Bu konuya daha önceki yazılarımda da yer vermişimdir. Ancak, konunun öneminden dolayı tekrar altını çizmeyi yararlı görüyorum. Başta AB olmak üzere dünyada enerji sektörünün de liberalleşmesi politikası beraberinde KKTC’de olduğu gibi devlet yanında özel sektörün de piyasada yer alması gerçeğini doğurmuştur. Ayrıca, ölçek ekonomisi nedeniyle sektörde tam rekabet koşullarının oluşamaması ve/veya kartelleşme ihtimalleri enerji sektöründe düzenleme ve denetleme yapmak üzere bağımsız ve özerk bir kurumun varlığını zaruri kılmıştır. Örneğin OFGEM ve CERA sırasıyla İngiltere ve Güney Kıbrıs’ta kurulan bağımsız enerji düzenleyicileridirler. Türkiye’de ise T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bu maksat için kurulmuştur.
KKTC’de gücü elinden bırakmak istemeyen siyasi anlayış ne AB müktesebatını ne de dünya gerçeklerini dikkate alarak düzenleme ve denetleme kurulu yerine işe yarmaz bir ucube Enerji Üst Kurulu kurmayı marifet saymıştır. Şöyle ki, 8 Temmuz 2022 tarih ve 151 Sayılı resmi gazetede yayınlanan Enerji Üst Kurulu Yasa Tasarısının (Y.T.No:44/1/2022) genel gerekçesi “KKTC’nin kısa, orta ve uzun vadeli enerji politikalarının oluşturulmasında Bakanlar Kuruluna ve Bakanlığa danışmanlık yapmak, ülkeninim enerji strateji planının hazırlamak ve enerji strateji planı kapsamında ülkede enerji sektöründeki yatırım ve projeler konusunda görüş vermek amacıyla Enerji Üst Kurulu oluşturmak” şeklinde ifade edilmektedir.
Yasa tasarısının 10. maddesi Kurulun görev, yetki ve sorumlulukları başlığını taşımaktadır. Ancak, başlıkta yer alan yetki ifadesinin aksine kurulun hiçbir yetki ve yaptırım gücü yoktur. Kurulun sadece tavsiye nitelikli görevi olup nihai yetkiler aynen Kıb-Tek Yönetim Kurulu gibi Bakanın uhdesindedir. Kurulun gündeme getireceği “Enerji Strateji Planı” taslağı ve diğer önerilerine Bakanın uyma mecburiyeti bulunmamaktadır. Buna ilaveten, oluşturulacak işbu kurul üyelerinin devlette çalışan uzman gibi mesai harcayarak profesyonelce “Enerji Strateji Planı” ve diğer sorumlulukları yerine getirmesi belenmektedir. Zira bakanlıktan atanacak iki üye ile diğer baro ve oda temsilcilerinden oluşacak toplam 9 üye, yürüttükleri görevlerde son derece yoğun olup devlet çalışanının yapacağı görevleri yoğun mesai harcayarak işbu Kurulda hakkı huzur tahsisatı karşılığında yapmalarını beklemek onlara bir nevi hakaret olur. Benzeri şekilde oluşturulan kurulların da işlevsel olmadıkları yakın geçmişten bilinmektedir. Dolaysıyla, böylesi bir kurul kurmak yerine “Enerji Strateji Planı” taslağı hazırlamayı ve diğer görevleri misyonu planlama yapmak olan Devlet Planlama Örgütü ve halen arazi dudumda olan YAGA’daki uzmanlar ve/veya bu kurumlar bünyesinde oluşturulacak özel ihtisas komisyonlarına bırakılması devlet adına en rasyonel ve ekonomik yöntem olarak ortaya çıkmaktadır.
Sonuç olarak; KKTC’nin Enerji Üst Kurulu gibi ucube ve fuzuli yapılara değil enerjide bağımsız ve özerk düzenleme ve denetleme kuruluna ihtiyaç vardır.





Yorumlar kapalı.