Özellikle Covid-19 pandemisi öncesi farklı bir konjonktürde öncelikleri ve konuları farklı değerlendirebilen Avrupa Birliği (AB), dünyanın önde gelen ekonomik gücü olarak ABD ekonomisi ile rekabeti ön plana almıştı. Şöyle ki, ABD ekonomisi ile rekabet edebilmek için esnek çalışma politikası ve daha güçsüz sendikal yapı ile sözleşme düzenine göz kırpıyordu. Ancak, Covid-19 krizi, Ukrayna savaşı, enerji krize ve AB’de de yüksek seyreden enflasyon AB için yeni bir dönemin başlangıcını oluşturdu. Çünkü medeniyet projesi olarak ortaya çıkan ve insanın refah ve yaşam kalitesini temel amaç edinen AB’nin sınıfta kalmasına ramak kalmıştır.
AB’de de fakirlik hortladı mı?
AB vatandaşlarına ilişkin dillendirilen yaşam hikâyeleri maalesef yürekleri sızlatmaktadır. Örneğin, Joana 42 yaşında, altı yaşında bir oğlu olan bekar bir anne ve Prag’da bir fırında çalışıyor. Tam gün çalışmasına ve devletten nafaka almasına rağmen geliri, küçük dairesinin kirasını karşılamaya, çocuğuna sağlıklı yiyecek sağlamaya veya faturalarını ödemeye yetmiyor. Bu durumun Avrupa’da her yaştan ve her türden farklı geçmişe sahip milyonlarca insanın gerçeği olduğu ifade edilmektedir. Bugün Avrupa Birliği’nde 96,5 milyon insan enerji ve hayat pahalılığı krizinin derinleşmesi ile yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındadır. Özellikle Temmuz 2022’de Euro Bölgesi’nde yıllık %8,9 enflasyonla karşı karşıya kalan asgari ücret çalışanlara yönelik önemli sosyal kaygıların dillendirilmesine neden olmuştur. Şöyle ki, işçilere onurlu ve insana yakışır bir yaşam standardı hakkı garanti edilmeli; herkes ailesini beslemek için sağlıklı gıda satın alabilmeli; her aile, özellikle kış aylarında elektriğe ve ısıtmaya sahip olmalı ve internet erişimi veya sağlık hizmetleri arasında seçim yapmak zorunda kalmamalıdır.
AB’de farklı asgari ücret olgusu
İster kanunla isterse sendikalar aracılığıyla yapılan toplu sözleşmelerle belirlenmiş olsun, asgari ücret Avrupa Birliği içinde ülkeden ülkeye büyük farklılıklar göstermektedir. Temmuz 2022’de Bulgaristan’da asgari ücret ayda sadece 363 € iken, Lüksemburg’da ayda 2.313 €’ya yükseldi. Satın alma gücü söz konusu olduğunda, Lüksemburg asgari ücreti, Bulgar asgari ücretinin neredeyse 3 katıdır. Satın alma gücü, gıda ve diğer malların nasıl fiyatlandırıldığını hesaba kattığınızda süpermarkette gerçekte ne kadar satın alabileceğinizi açıklar.
1 Ocak 2022 itibarıyla 27 AB üye devletinden 21’i ulusal asgari ücrete sahip olup, Danimarka, İtalya, Kıbrıs, Avusturya, Finlandiya ve İsveç istisnadır. Euro cinsinden seviyelerine göre, bu 21 üye devlet üç ana gruba ayrılabilir. Aylık asgari ücretler 13 AB ülkesinde 1.000 Euro’nun altında, 6’da 1.500 Euro’nun üzerindedir. Ocak 2022’de, AB’nin doğusunda ve güneyinde yer alan 13 üye devletin asgari ücreti ayda 1.000 €’nun altındaydı: Bulgaristan (332 €), Letonya (500 €), Romanya (515 €), Macaristan ( 542 €), Hırvatistan (624 €), Slovakya (646 €), Çekya (652 €), Estonya (654 €), Polonya (655 €), Litvanya (730 €), Yunanistan (774 €), Malta (792 € ) ve Portekiz (823 €). Slovenya (1 074 €) ve İspanya’da (1 126 €) asgari ücretler ayda 1.000 €’nun biraz üzerinde değişirken, geri kalan altı üye devlette asgari ücretler ayda 1.500 €’nun üzerindeydi: Fransa (1.603 €), Almanya (1.621 €), Belçika (1.658 €), Hollanda (1.725 €), İrlanda (1.775 €) ve Lüksemburg (2.257 €). Karşılaştırma için, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki federal asgari ücret Ocak 2022’de 1.110 € idi.
AB’de ülkeden ülkeye asgari ücret farklılıkları olması normal karşılanabilir. Ancak yeni asgari ücret düzenlemesi ile amaç edinen AB içerisinde çalışan her asgari ücretlinin temel tüketim, eğitim, kültür eğlence, haberleşme ve diğer açılardan insanca ve onurlu bir yaşam kalitesini temin etmektir.
AB’deki yeni asgari ücret düzenlemesi neler içeriyor?
Avrupalı milletvekillerinin ezici bir çoğunluğu, AB’nin üye ülkelerdeki asgari ücretleri yukarı kaldırmayı ve toplu pazarlığı güçlendirmeyi amaçlayan yeni asgari ücret direktifinin kabul edilmesi lehinde oy kullandı.
Buna paralel, konsey, yeterli asgari ücretle ilgili AB yasasını kabul etti. Asgari ücrete ilişkin yönerge, yasal asgari ücretlerin yeterliliği için prosedürler oluşturmakta, ücret belirleme konusunda toplu pazarlığı teşvik etmekte ve ulusal yasalar uyarınca asgari ücrete hak kazanan işçiler için asgari ücret korumasına etkin erişimini artırmaktadır.
Üye devletlere ulusal hukukta uygulamaları için 2 yıl süre tanınması bekleniyor. Ancak, direktif, altı üye ülke için geçerli olan, asgari ücrete sahip olmayan ülkeleri yasal bir asgari ücret uygulamaya zorlamaz. Yasal bir asgari ücrete sahip olan üye devletler, bunun “yeterli” olmasını sağlamak zorunda kalacaklardır. Örneğin enflasyon nedeniyle koşullar değişirse asgari ücretin yeniden gözden geçirilebilmesi için yeterlilik düzenli olarak test edilmelidir. Asgari ücretlerin yeterliliğini değerlendirmek amacıyla, direktif, üye devletlerin brüt ortalama ücretin %60’ının veya brüt ortalama ücretin %50’sinin referans değerlerini kullanmasını önermektedir. Bu yönerge sayesinde 25 milyon işçinin maaşlarında %20 artış göreceğini ve bunun Avrupa’da kadın ve erkek arasındaki cinsiyetler arasındaki ücret farkının bir kısmını aşındıracağı beklenmektedir. Bununla birlikte, AB’nin üye ülkeleri hemen daha yüksek asgari ücret uygulamasına zorlayamayacağını belirtmek önemlidir. Bunun yerine, yeterli bir asgari ücretin ne olması gerektiğine ilişkin rehber niteliğindedir. Ayrıca, direktif, üye devletlerin, toplu pazarlık kapsamının %80’in altında olması durumunda, işgücündeki toplu pazarlık kapsamını artırmak için ulusal eylem planları hazırlamasını şart koşuyor. Çoğu AB ülkesinde toplu pazarlık %80’den oldukça düşüktür, bu da üye devletlerin çoğunun artık toplu pazarlık kapsamını artırmanın yollarını bulması gerektiği anlamına gelir, bu da sendikaların güçlendirilmesi anlamına gelir. Yönerge ayrıca üye devletleri, işçilerin yasal asgari ücretlere etkin bir şekilde erişebilmelerini sağlamak ve işçilerin toplu pazarlık hakkına sahip olmalarını sağlamak için kontrol mekanizmalarını uygulamaya koymaya zorlamaktadır.
Sonuç olarak; AB kendi çalışanına asgari bir yaşam kalitesini garanti altına almak için asgari ücrette amasız fakatsız lakinsiz net bir duruş sergilerken KKTC’de kendine sol diyen kesimler dahi yetersiz asgari ücret artışı karşısında “Asgari ücret artırılmalıdır ama işverenleri de düşünmeliyiz ” şeklinde her iki tarafa da yaranmaya dönük dalkavukluğu marifet saymaktadırlar.





Yorumlar kapalı.