Bir ülkenin kalkınması ve refaha ulaşması için yönetime talip olanların idrak etmesi gereken bazı unsurlar bulunmaktadır. Bunların başında yolsuzluk sorununu çözemeyen ülkelerin sürdürülebilir bir kalkınma yakalamasının nerede ise imkânsız olduğu gelmektedir. Diğer bir önemli unsur ise İskandinav ülkelerinin şampiyonluğunu yaptığı kurumsal yönetişimin tüm ülkede hakim kılınması gerektiğidir.
Herkesin de bildiği gibi; KKTC patronaj sistemine teslim kısır döngüden çıkamaz durumdadır. Yolsuzluk ve kayıt dışı ekonomiyi önlemeye yönelik yapısal reformların gerçekleşmesi ise statüko engeline çarpmaktadır. Dolayısıyla, dünya ileriye giderken biz devamlı kan kaybediyoruz. Bunun en bariz göstergesi geçtiğimiz haftalarda açıklanan Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Raporu’nda net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Son dört yıldır Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International, TI) Yolsuzluk Algı Endeksi (Corruption Perceptions Index, CPI) metodolojisi temel alınarak ülkemizde de Prof. Dr. Ömer Gökçekuş ve Doç. Dr. Sertaç Sonan tarafından yolsuzluk algısı ölçülmektedir. Bu çerçevede, 2021 yılı raporu da kamuoyuna açıklanmış oldu. Bu raporda özellikle yetkililerin dikkate alması gereken birçok bulgu bulunmaktadır. Özellikle Meclis yanında mali denetim kurumları, Maliye Teftiş ve İnceleme Kurulu, Sayıştay ve Başbakanlık Denetleme Kurulunun yolsuzlukla mücadelede en başarısız kurumlar olarak öne çıkması devleti yönetenlerin yüzünü kızartacak ve hesap vermelerini gerektirecek bir olgudur.
Maalesef KIB-TEK ihalelerinde de bariz bir şekilde gözlemlendiği gibi; siyasi irade de dahil tepeden tırnağa pisliğe batmışbir görüntü verilmektedir. Dolayısıyla, yolsuzlukta iyileşme yerine giderek dibe çakılma gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Yolsuzluk algısı ölçümünde kullanılan metodolojiye göre; en yüksek skoru alan ülke en düşük yolsuzluğa, en düşük skoru alan ülke ise en yüksek yolsuzluk algısına sahiptir. Buna göre, 2021 yılı için en yüksek skor olan 88 alan üş ülke Danimarka, Finlandiya ve Yeni Zelanda en az yolsuzluk olan ülkeler olarak yorumlanabilir. Aynı yıl için en düşük skor olan 11’i alan Güney Sudan yolsuzluk algısı en yüksek ülke olarak rapor edilmiştir. Ayrıca, KKTC için önemli referans noktası olan Güney Kıbrıs 53 skor ile 52., Yunanistan 49 skorla 58. ve Türkiye 38 skorla 96. sırada yer almıştır. KKTC ise 28 skor ile maalesef 140. sırada yer almıştır.
KKTC için potansiyel tehlike maalesef giderek kötüleşen yolsuzluk algısının kültürel yozlaşmaya dönüşmesidir. Tablodan da görüldüğü gibi; 2017’de 40 olan yolsuzluk skoru 2021’de 28’e gerilemiştir.
Kültürel yozlaşma genellikle tarihsel süreçte yaşanan toplumsal deneyim sonucu ortaya çıkar. KKTC’deki mevcut yapı ve skandal niteliğindeki deneyimlerimiz ise maalesef kültürel yozlaşmaya zemin hazırlamaktadır. Geçmiş başbakanlardan birisinin yolsuzluk iddiası ile dokunulmazlığının kaldırılması, mevcut başbakan hakkında ‘jet bakan’ şeklinde olumsuz algı yaratan iddialar, KIB-TEK’te siyaset, sermaye çevreleri ve kurum yöneticilerinden oluşan çıkar bağı toplum genelinde fevkalade yaygın bir yolsuzluk ve usulsüzlük algısı yaratmıştır. Ancak, bu yolsuzluk iddiaları karşısında yetersiz denetim ve caydırıcı cezaların verilememesi kültürel yozlaşmanın nüvelerini oluşturmaktadır. Şöyle ki, “yapanın yanında kalır”, “devlet malı deniz yemeyen domuz”, “Allah’ın enayisi ben miyim” ve “Verdiğim hizmete karşı hediye almam hakkımdır” şeklinde rüşveti haklı gösteren argümanlar maalesef toplumda genel kabul görmeye başlamaktadır. Kültürel yozlaşma olarak adlandırılan bu durumda erdem ve ahlaki değerler önemini yitirmekte ve bundan sonra yolsuzluğa karşı alınabilecek önlemlerin pek de etkisi olmamaktadır.
Tarhan ve arkadaşlarının ifade ettiği gibi; yolsuzluk, tekelci yapılar + tek başına karar alma yetkisi+hesap vermeme unsurlarının bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkar.
Bu unsurlar üzerinden alınabilecek önlemler ve İskandinav ülkeleri gibi kurumsal yönetişimin ülkede hakim kılınması sayesinde KKTC’de yolsuzluk algısı refah ülkeleri düzeyine çekilebilir. Ancak ve de ancak, Kıbrıs Türkleri arasında yaygın olarak kullanılan bir deyiş ile “Ananı “öpen” Kadı ise, kimi kime şikâyet edeceksin?”. Dolayısıyla, KKTC’nin yolsuzluk, rüşvet ve usulsüzlük girdabından kurtuluşu ya uluslararası hukuk ile bütünleşme ya da Anavatan Türkiye’nin motivasyonu ile dıştan müdahale sonucu mümkün olabilir.





Yorumlar kapalı.