Mustafa Haşim Altan

Kıbrıs sorunu 1974’te başlamamıştır-7





Karşı rapor, Kıbrıs Türklerine yapılmış mezalimin belgesidir

 

Türkiye tarafından, Kıbrıs yerel Türk Yönetimi yetkilileriyle istişare ederek; Kıbrıs’ta Rumların, Yunanlıların ve bunlara destek verenlerin 20 Temmuz1974 öncesinde ve sonrasında yaptıkları İnsan hakları ihlallerine ilişkin, belgelere dayalı olarak hazırlanan ve Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna sunulan Karşı-Rapor’da Kıbrıs Türklerine reva görülen haksızlıklar ve insanlık dışı muameleler belgelerle ortaya konmuştur. İnsan Hakları Komisyon üyeleri söz konusu raporu inceledikleri zaman çok şaşırdıklarını söyleyebiliriz. Her şeyden evvel Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlılar, 20 Temmuz 1974 öncesinde ve sonrasında gerçekleştirdikleri terör ağırlıklı eylemleri ile, gerek Kıbrıslı Türklerin ve gerekse Kıbrıslı Rumların huzursuz olmasına, her iki taraftan olmak üzere bir kısmının yerinden yurdundan olup, daha başka güvenli yerlere göç etmek veya sığınmak zorunda kalmalarına yol açmıştır. İnsan hakları ihlallerinin önemli bir göstergesi olan bu durum göz ardı edilmemeli;başlıca sorumluları olan Rumların ve Yunanlıların bu eylemlerinden ötürü dünya kamuoyu önünde kınanmaları gerektiği İnsan Hakları Komisyonunca kabul edilmeliydi. Her nedense, bu hususlara gereken önem verilmemiştir.

Kıbrıs Rum Yönetiminin işbirlikçileriyle sürdürdükleri insan hakları ihlalleri sonucunda Türk ve Rum halkları arasında giderek derinleşen bir Güvensizliğin oluşmasına yol açmıştır. Bu süreçte Kıbrıs Türk Halkı sürekli müdafaada iken Kıbrıs Rumları ise aralıksız taarruz etmekte, yakıp yıkmakta; katillik yapma, Türk öldürme peşinde idiler. Temmuz 1974 ile Eylül 1975 arası yaklaşık iki yıla bir süreçte, Güney Kıbrıs’ın Rum kontrolünde yaşayan, Kıbrıslı Türkler,134 yerleşim yerlerini terk ederek Kuzey Kıbrıs’ın güvenlik bölgesine sığınmak zorunda kalmıştır. Yaklaşık 60.000-65.000 Kıbrıslı Türk, Temmuz 1974’ten itibaren devam eden süreçte Güneyden Kuzeye geçmiştir. Bunlar arasında 9.400’ü o tarihlerde ilk kez Türkiye’ye mülteci olarak sığınmak zorunda bırakılmışlardır. Bu arada İngiliz üslerine sığınmak zorunda kalan Kıbrıslı Türkler, Türkiye üzerinden Kuzeye geçebilmişlerdir. Mültecilerin Güneyden Kuzeye ve Kuzeyden Güneye geçmeleri kararlaştırılan nüfus mübadelesi antlaşmasına uygun olarak yapılmıştır.

Göçmen köy ve göçmen evleri acı bir geçmişin hatıraları ile oluşmuştur…

Yerlerini, evlerini terk eden Kıbrıslı Türkler arasında, daha önce Rumların saldırıları ve katliam hareketleri sonucunda evlerini, yerlerini ve köylerini ikinci,üçüncü hatta dördüncü kez terk etmiş olanların da bulunduğunu hatırlamamız ve hatırlatmamız gerekir.Göçmenlerimizden yeni köyler oluşturulmuştur,Bunlar günümüzde halk arasında Göçmenköy ve Göçmenevleri olarak bilinmekte, ne var ki yeni neslimiz söz konusu ikamet yerlerinin hangi nedenlerle oluşturulduğuna dair yeterli bilgilere sahip olmadıklarını söyleyebiliriz.

Hani bir şairimizin Çanakkale için söylediği: “Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir, Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, bir vatan kalbinin attığı yerdir!” şiiri hemen aklımıza gelmektedir. Genç nesillerimiz, Göçmenlerimizin yaşamlarını sürdürdükleri Göçmenevlerinin hangi nedenlerle inşa edildiğinin temel sebeplerini bilmeleri şarttır. Ey Gençler! Her gün içinden veya yakınından gelip geçtiğiniz bu Göçmen evleri, Kıbrıs Rumlarının barbarca saldırıları ve taarruzları sonucu, atalarımızın köylerini, evlerini, tarlalarını terk etmek mecburiyetinde bırakılmasıyla bu evlerde hayatlarını idame etmek durumunda kalmışlardır. Buralarda abileriniz, ablalarınız dünyaya gelmişler ancak babalarının dedelerinin terk etmek zorunda kaldıkları köylerini, evlerini, tarlalarını göremeden büyümüşler, çoğalmışlar ve buraları, köylerini özleye özleye büyüterek, ikamet yerlerini Göçmenköy’e ve daha da ileriye giderek, Kazalarda adeta bir mahalleye dönüştürmüşlerdir. Bunları hatırlayalım, unutmayalım ve her fırsatta anlatalım ve anımsatalım. Bunları bilmeden gelip geçmeyelim; atalarımızın terk etmek zorunda kaldığı köylerini bire bir unutmayalım. Yitirdiklerimizin bir kısmının yerine kurulmuş olan ve adı Göçmenköy olan bu semtler birer tarih hatırası; Kıbrıslı Rumların Ada’da insan Hakları ihlalleri sonucunun önemli birer göstergesidir.

Nüfus mübadelesi ve güvende olmak, geleceğe umutla bakmak…

1974’te Nüfus Mübadelesi kapsamında, Güneyden Kuzeye geçerek yerleşmiş bulunan Kıbrıslı Türkler, kendilerini güvende hissetmektedir. Kıbrıslı Rumların, Türk halkına eskiden olduğu gibi saldırması mümkün değildir. KKTC, Kıbrıs’ta barışın anahtarı, huzurun simgesi ve güvenin gerekçesidir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1974 Barış Harekatı, Kıbrıslı Rumların ve Yunanlıların her türlü muhtemel saldırılarına karşı koyacak güçtedir. Kıbrıs’ta barışın iki Devletli bir çözüm temelinde sağlanabileceği artık anlaşılmıştır. Federasyona dayalı çözüm formülleri, tam anlamıyla tuzaktan, Rum hilekarlığının ve sinsi emellerinin hortlayacağı birer oluşumdan ibarettir. Kıbrıs Türkleri, kendi devletlerini yaşatmaya azimli ve kararlıdır. Anavatan Türkiye ile eskiden olduğu gibi müşterek kaderi paylaşmayı sürdürecek; beraber gülecek, beraber ağlayacaktır. KKTC, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1974 Hediyesidir. KKTC ayni zamanda Kıbrıs adasının da Barış timsalidir. Federasyon teraneleri, Birleşme öyküleri, tarihe karışmış birer masal misalidir. Kıbrıs Türklerinin sahip olduğu KKTC elbette ebediyete dek Türkiye ile birlikte varlığını devam ettirecektir. Türkiyesiz KKTC olamayacağı gibi; KKTC’siz Kıbrıs hiçbir zaman Barışa ulaşamayacaktır.

 

Kıbrıs sorunu 1974’te başlamamıştır-7
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.