Irmak ÇAVUŞOĞLU KANBUR

Bağ kurmak mı, bağımlı olmak mı?





Hayatlarımız, kurduğumuz ilişkiler üzerinden şekillenir. Sevgilimiz, arkadaşımız, ebeveynimiz ya da çocuğumuz… İnsan ilişkileri bizi besler, büyütür ve zaman zaman da zorlar. Ancak bazen bu ilişkilerde görünmeyen ama çok kuvvetli bir çizgi vardır: Bağ kurmak ile bağımlı olmak arasındaki fark.
Sağlıklı bir bağ, her iki tarafın da kendi bireyselliğini koruduğu, duygusal olarak birbirine ulaştığı ama birbirinden ayrılabilen bir ilişkidir. Bağlılıkta sevgi vardır, saygı vardır, özerklik vardır. Ama bağımlılıkta – adı üzerinde – “olmadan yapamama” hali hâkimdir. Bu fark, ilişkilerin ruhunu ve dinamiğini belirler.
Birine ihtiyaç duymak, insan olmanın doğasında vardır. Sosyal varlıklarız neticede. Ancak bu ihtiyaç, kişinin kendi sınırlarını unutmasına, kendi duygularını ihmal etmesine ve sadece karşısındakinin varlığına tutunmasına evriliyorsa, burada bir alarm çalıyor olabilir. Çünkü bağımlılık, sevginin kılığına girmiş bir korkudur çoğu zaman. Terk edilme korkusu, yalnız kalma kaygısı, değersizlik hissi… Ve kişi, ilişkide kalmak adına kendini kaybetmeye başlar.
Terapi odasında sıkça duyduğum cümlelerden biri şudur: “Onsuz ne yaparım bilmiyorum.” Bu cümle sadece bir aşkın bitme korkusu değil, aynı zamanda kişinin kendi kendine yetemediğine dair inancının da ifadesidir. Oysa psikolojik sağlığın temel taşlarından biri, kişinin kendi iç kaynaklarına güvenmesidir.
İlişkilerde kendi sınırlarımızı korumak neden zor olabilir?

Birçok kişi bağımlı ilişkiler içinde olduğunu fark etmez, çünkü çocukluktan itibaren öğrendiğimiz ilişki kalıpları genellikle farkında olmadan tekrar edilir. Eğer bir birey, sevgiyle birlikte kontrolü, manipülasyonu ya da kaygıyı deneyimlemişse, yetişkinlikte de bu dinamikleri “normal” zannedebilir. Bu yüzden bağımlılık çoğu zaman sevgiyle karıştırılır. Kendi sınırlarını korumakta zorlanan bireyler, ilişkide kendini feda etmeyi sevmenin bir göstergesi sanabilir. Oysa gerçek sevgi, özveriyle kendini yok etmek arasında değil; karşılıklı dengeyle var olmaktadır.
Sağlıklı bağ ve bağımlılık arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz?

Bu noktada kişi kendine şu soruyu sorabilir: “Ben bu ilişkide var oluyorum ama kendi benliğimi de taşıyor muyum?”
Sağlıklı bağlanma, bireyin hem kendi duygusal ihtiyaçlarını tanıdığı hem de karşısındakinin sınırlarına saygı duyduğu bir dengeyi gerektirir. Ancak bağımlı ilişkilerde bu denge bozulur; kişi, karşısındakinin onayıyla var olduğunu hisseder. Bu da zamanla hem ilişkiyi hem de bireyin kendilik algısını yıpratır.
İlişkideki bu içsel bağımlılığı fark etmek, ilk başta sarsıcı olabilir. Ancak farkındalık, değişimin kapısını aralayan en güçlü adımdır. Kendi duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilen, yalnız kaldığında da varlığını sürdürebilen bireyler, bağ kurduklarında daha sağlıklı, daha gerçek ilişkiler inşa eder. Çünkü o zaman sevgi, bir zorunluluk değil, bir seçim olur.
İşte bu yüzden, bir ilişkide “olmadan yapamamak” değil; “olsa da güzel, olmasa da ben varım” diyebilmek psikolojik sağlamlığın işaretidir.

Bağ kurmak mı, bağımlı olmak mı?
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.