Dr.Ziya Öztürkler

Halkı elektrik çarptı





El-Sen’in yapmış olduğu grev sonucunda halkımız zor anlar yaşadı. Bir düşünün 2019 yılında bir güne yakın süre elektriksiz geçen bir zaman dilimi. İnsanların temel, sağlık, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına zarar verecek eylemlerin akla mantığa sığan bir yanı yok.
   Tabii ki demokratik ve halka mağduriyet yaşatmayan eylem ve grevlere saygı göstermesini biliriz. Bugüne kadar da saygı gösterdik. Ama eylem ve grev ile faturasını ödeyen sorumluluklarını yerine getiren vatandaşları mağdur edemezsin; onların sağlığıyla, ekonomik getirisiyle, kaliteli yaşam ve çalışma temposunu elinden alamazsın.
   Ülkemizde nasıl ki siyasetçiler artık kendilerini yenilemeli diye söylemlerde bulunuruz; zannederim sendikaların da artık eylem ve hareket tarzlarını yenilemesinin, gözden geçirmesinin zamanı geldi.
   Halk aramak yüce bir değerdir, aranmalıdır; toplumsal mücadelede sendikaların hep önemli yeri olmuş bugüne kadar ülkemizde. Ama hak arama başkasının hakkını elinden almak değildir. Hak arama mücadelesi haklı olduğun yanları topluma anlatıp toplumu arkana almakla başarılı bir şekilde sonuçlanır.
   Son dönemlerde ortaya konan sendikal mücadele tarzlarına baktığımızda öznesinde mağdur olan halkın olduğunu görüyoruz.
   Halkı yanına almak yerine en basit deyimle halka yaşatılan mağduriyetle hükümeti baskı altına alıp kısa yoldan istediği elde etmek. Bu sendikal anlayışın artık toplum tarafından kabul görmediğini ve tepkinin artık sendikaya yöneldiğini gözlemlemek çok da zor olmuyor.
   Temelinde halka mağduriyet yaşatmak olan eylemler artık ülkemizde kabul görmüyor; bu şekilde yapılan eylemler ilerde sendikal mücadele ve sendikal anlayışa da zarar verecek noktaya geldiğini iyi okuyup buna göre stratejiler üretilmelidir.
   Toplumsal veya zümresel halk arayışı, doğru temeller ve çıkış noktaları özelinde halkla ortak mücadeleye dönüştüğünde olumlu sonuçlanır. Bunun dışındaki mücadelelerin başarıya ulaşma şansı zor derece zayıftır.

 

Felsefe, icraat ve farkındalık söylemimizde vardır…
 

Bazen için içini yer ama yutkunursun, susarsın bir şeyler söyleyemezsin. Bu ruh hali çok da iyi değildir. Tam da o haldeyim. Siyaset değişik bir kulvar, bu kulvarda yer almak çok da kolay değildir. Bazen kişiliğinden bazen de fikirlerinden taviz verirsin. Aslında insan insanlıktan çıkar ya! Öyle gibi bir şey gözlemlediğim kadarıyla. Siyasetin ülkemizdeki en büyük destekçisi halktır. Siyasetçilerimizi yönlendirin de bizleriz. Bizler isteriz onlar yapar. Yapmazsa küser yapanı buluruz.
   Felsefe, icraat ve farkındalık söylemimizde vardır. Kendi istek ve arzularımız varsa bu beklentiler geçerli değildir. Söz ile davranış arasında yaşanan tezatlık, KKTC gerçeğinin kurgusunda ve yönetiminde vardır.
   Kime ne anlatayım? Hırslarımızı, çıkarlarımızı, beklentilerimizi, yanılgılarımızı, kırgınlıklarımızı, yapamadıklarımızı, bir birimizi çekemememizi, kraldan kral olanları, acemileri, itaatkarları…
   Kime kimi anlatayım? Ya da kim bana ne anlatsın?
   Ülkemizde gerçekten sorun çözme, üretme, proje ortaya koyma ve en önemlisi hayata geçirme hususlarında ciddi sıkıntılarımızın olduğu gerçektir. Ülkemize var olan inanç eksikliğinin temelinde de üretme hususundaki yetersizliğimizin başrol oynadığı inancındayım.
   Toplum olarak sorgulayıcı ve zorlayıcı bir görevimizin olduğu benimsenmeli, bu görev anlayışı temelinde çalışma yapılmalıdır.
   Yalnız üretkenlik anlayışımızdaki eksiklerimizi sadece siyasetçiyle bağdaştırmak doğru bir yaklaşım değildir.
   Evde, dairede, okulda, iş yerinde sürekli yaşanan yaklaşımlar…

 

Kaliteli ve üretken olmak lazım…
 

Kaliteli iş alma hakkımız olduğu gibi kaliteli iş üretme sorumluluğumuzun da olduğunun farkında olmalıyız…
   Evde aile, okulda öğretmen, sınıfta öğrenci, hastanede doktor, dairede memur, sokakta vatandaş insani değer, kalite ve üretkenlik anlayışına haiz olmalı; bir bütünün parçalarının düzgün ve sistematik bir uyum, eş güdüm içinde çalışmasıyla başarıya ulaşabileceğimizi aklımızdan çıkarmamalıyız.
   Sadece eleştiren ama kendi sorumluluklarını yerine getirmeyen bir toplum anlayışıyla var olmanın mümkün olmadığının bilincinde hareket edip bu yönde çalışmalar gerçekleştirmeliyiz.

 

Halkı elektrik çarptı
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.