Mustafa Haşim Altan

Kıbrıs’ta farklı kültürlere mensup Türk ve Rum halklarının ortak devlet çatısı altında istikrarlı gelecek sağlaması mümkün değildir-SON





Enosis, siyasi istismarın bir parçası haline dönüştürülmüştür

 

Kıbrıs Rumları, Enosis talepleri ile Avrupalı Devletler tarafından sürekli olarak kandırılmış, siyasetlerinin odak noktasında bu slogan bir hayal unsuru olarak gözetilmiştir. Hem Yunanistan ve hem de Rumlar, bu konuda aldatılmışlardır. Çifte Enosis, diyerek Avrupa Birliği’ne üye kabul edilen Kıbrıslı Rumların, Enosis çabaları ile,Yunanistan’la bugüne kadar birleşemediklerini açıkça görebilmekteyiz. Başta İngilizler olmak üzere bir çok Hıristiyan devletler, Rumları Enosis vaadi ile kandırmışlar; avutmuşlardır. Yunanistan da, Enosis heyecanı ile maceralara sürüklendirilmiş, ancak kandırıldığını çok geçmeden anlamıştır. Ne var ki Yunanistan, sonuçta Avrupa’nın uydusu, uşağı ve tetikçisi durumuna düşürülmüştür. ABD Üsleri ile baştan başa donatılmış bulunan bugünkü Yunanistan’ın içine düştüğü bu acıklı durumu, tarihte yaptığı yanlışlıkların bedeli olarak bir bir ödeme eşiğine getirilmiştir.

 

İngiliz sömürge idaresi Enosisi Türkler aleyhine kullanmıştır

 

1907 yılında Ada’yı ziyaret eden Sir Winston Churchill, Rumların Enosis taleplerini kesinlikle reddetmiş olmamakla beraber, Rumlara destek olabilmek bakımından Hükümette görevli Türklerin bir çoğunun görevlerine son vermiş; bunların yerine çoğu Kilisenin ön gördüğü Rumların istihdam edilmesini sağlamıştır. Ekonomik zorluklarla boğuşmak durumunda kalan çok sayıda Kıbrıslı Türk, Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır. Kıbrıs’ta demokrafik yapının bozulmasında etken olan bu hukuk dışı eylem ve icraatlar sonrasında özellikle Kıbrıs Türkleri azınlık durumuna düşürülmüştür.

I.Cihan Savaşında Türkiye’nin Almanların safında taraf tutması sonrasında İngiltere yeni bir oldu bitti yaratarak, kendi kendine 5 Kasım 1914’te hukuk dışı bir adım atmış ve Kıbrıs’ı tek taraflı olarak İLHAK ETMİŞTİR. Osmanlı Devleti, İngiltere’yi protesto etti ancak, değişen bir şey olmadı. İngiltere’nin yaptığı bir başka utanç verici teklif, Yunanistan’ın İngiltere safında olması durumunda Enosis’in gerçekleşmesine, yani Kıbrıs’ı Yunanistan’a teslim edebileceğini açık bir şekilde ifade etmiştir. Yunanistan Kralı’nın, Alman İmparatoru’nun kuzeni olması sebebiyle Yunanistan’ın İngiltere’den yana taraf tutmasını kabul etmemiştir. Venizelos’un 1917’de Yunanistan başbakanı olmasından sonra Kıbrıs’ın, Yunanistan’a verilmesi için İngiltere’ye yaptığı teklif kabul görmemiştir.

 

Tarihi gerçekler Rumlarla tek devlet çatısı altında yaşamamızın imkansız olduğunu göstermektedir 

 

Rumlarla, tek devlet çatısı altında veya federatif olarak bir arada yaşamak; bu meyanda her hangi bir antlaşmaya, uzlaşmaya varmak asla mümkün değildir. Rumların, kendi kendilerini muhasebe altına alarak, hatalarını anlamak ve bugüne kadar yaptıkları yanlışlardan bir an önce vazgeçmeleri gerekir. Böyle bir şey yapabilecek kabiliyette oldukları zaten düşünülemez. Bunlar tarihten de yeterince ders çıkarmamışlardır. Kıbrıs bir gün ellerinden gittiği zaman: Dimyat’ta pirinç ararken, evdeki bulgurdan olduk, diyecekler ve pişmanlık duyacaklardır. Kıbrıs’ta var olan İki halk, Türk ve Rum halkı, kuracakları bağımsız kendi devletleri ile Ada’da yan yana iyi ilişkiler içerinde yaşamanın en akılcı siyasî bir sonuç olabileceği artık anlaşılmalıdır ve ona göre siyasî adımlar atılmalıdır. KKTC, bu hayırlı sonucun önemli bir göstergesidir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi artık KKTC’yi tanımak durumundadır. Bu devletle yan yana er veya geç yaşamak mecburiyetindedir. Ada’da barış KKTC’nin tanınmasından geçmektedir. Böyle biline.

Kıbrıs’ta farklı kültürlere mensup Türk ve Rum halklarının ortak devlet çatısı altında istikrarlı gelecek sağlaması mümkün değildir-SON
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.