Biz, başyazıları başınıza ağrıtmak için yazmıyoruz elbette.
Başyazılarımız, KIBRIS gazetesinin toplumsal sorumlulukla, gündemi takip etmesinin ardından söylenmesi gerekenlerin söylenmesidir.
***
Dünyada çok az ülkede, devlet adı bizim kadar çok seslendirilir.
KKTC bir gün tanınırsa, çok büyük olasılıkla şimdiki kadar KKTC vurgusu yapmayacağız.
Milli spor temasımız olmamasına rağmen spor dallarında milli takımlarımız var. Tümü de KKTC milli takımıdır.
Halbuki Türkiye’nin milli takımları Türkiye Cumhuriyet Milli takımı olarak isimlendirilmez.
***
KKTC vurgusunu bu kadar çok kullanıp, adeta dilimizden düşürmezken, KKTC’yi yönetenler, KKTC’nin Kıbrıs Türk Halkının hak ettiği yöneticiler mi?
Seçilmişler, Cumhurbaşkanı en başta yemin ederek görevlerine başlarlar.
Bugün başyazımızı okuyanların tümünü, ettikleri yemini bir kez daha okumaya davet ediyoruz.
Bir de göreve başladıktan sonra, bugüne kadar neler yaptıklarını listelesinler.
***
Çok uzatmayalım, şu soruyu sorsunlar kendi kendilerine…
“ KKTC için ne yaptım?”
Özellikle KKTC’nin tanınması vurgusunu yapanlar, ağızlarından çıkanı kulaklarının duyması için, “KKTC için ne yaptım?” sorusunu, yüksek sesle sorsun.
Keşke seçilmişler, yanlarında bir deftercik bulundurup, tuvalete gitmek hariç, tüm yaptıklarını yazsa. Bir de bilinmesini istemedikleri özel hayatlarını yazmasınlar.
Yazmakla kalmayıp, her ayın sonunda da o defterciklerinin sayfa görüntülerini alıp, halkımızla paylaşsalar.
***
Lafı fazla uzatmaya, dolandırmaya hiç gerek yok.
Bir söz var…
“ AVARACI PAPAZ, DİRİLERİ GÖMER.”
Bizim başımızdakilerinin ciddi çoğunluğu aynen bu durumdadır.
Bildik bir sözdür..
YÜZ KİLOMETRE LAF, BİR SANTİMETRE İŞTEN DAHA DEĞERLİ DEĞİLDİR.
Bizimkiler bunun farkında değiller.
Konuşuyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar…
Sorunlar çözümsüz, ama çare üreten yok.
“Sorunların farkındayız… Sizler için çalıştığımızdan şüpheniz olmasın… Çok kısa bir süre sonra halkımızın ve tüm sektörlerin yüzü gülecek.”
Aslında en sonuncusunda bir itiraf var.
Halkın yüzünün gülmediği biliniyor.
Bildiği için, halkın ve tüm sektörlerin yüzlerinin güleceği söyleniyor.
***
Hükümet oturup bir karar verecek.
Bir ay, konuşmak ve gezmek yok.
Herkes işinin başında olacak… Sabahtan akşama kadar, işe yarayacak işler yapılacak…
Konuşma ve gezme yasağına bir de LAF OLA KABULLERİN OLMAMASI eklenebilir.
Tabii basına da bu süreçte bir görev düşecek. Yasak ihlali yapıp, konuşanların, konuştukları, gezme ihlali yapanların, gezmeleri ve kabullerin, görüntüyle açıklamaları, haber yapılmayacak.
Özellikle basın, bu nöbetini eksiksiz yerine getirirse, devlet üst kademesindeki enerji kaçağının, ne kadar azaldığını hep birlikte göreceğiz.
***
Ziya Paşa, Tanzimat devrinin ünlü devlet ve fikir adamı, gazetecisi ve şairdir.
Ziya Paşa ne güzel demiş..
“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz/ Şahsın, görünür rütbe-i aklı eserinde.”
Yaygın anlaşılır olarak, “İnsanın aynası iştir, lafa bakılmaz. Bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür” dedi.
Başımızdakileri, yaptıkları işlerle sorgulamak isteriz, laflarıyla değil. Her türlü düzeylerini de yaptıkları, işlerden öğrenmek en sağlıklı olandır.





Yorumlar kapalı.