Toplum elektrik şokunu atlatmış değildir. Daha önceleri de yazdık ve dedik ki, su gibi elektrik de stratejiktir. Örneğin başta İngiltere olmak üzere; dünyanın en gelişmiş ülkelerinde elektriği sağlayan özel şirketlerdir. Ancak devlet ‘son söz sahibidir.’ Olağanüstü hallerde düğmeye basan devlettir. Sözleşmeler ona göre yapılmaktadır.
Yıllar boyu Rum tarafından elektrik aldık. Ancak Rum Elektrik Kurumu, dilediğinde şalteri indirdi, dilediğinde kaldırdı. Kedi fareyle oynarcasına! İllallah dedirtircesine! Bu halk yıllar boyu zifiri karanlıkta kaldı, gene de direndi, sabretti. “Elbet bir gün bu sorunu aşacağız” diyerek yoluna devam etti. 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtıyla yeni bir dönem başladı. Dedik ki, yeni bir sayfa açıldığına göre, başta elektrik sorunu olmak üzere, Allah’ın izniyle önümüzdeki tüm problemleri halledeceğiz. Ama bir rehavete büründük. Hazıra konmayı marifet edindik.
Yıllar yılları kovalarken, zamanında yapılan uyarıları dikkate almadık, kulak arkası yaptık. 21 Aralık 1963’ten 20 Temmuz 1974’e kadar geçen süreçte gösterdiğimiz özveri ve dayanışmayı tam olarak gösteremedik. Fire vermeye başladık ve toplumsal çıkarı göz ardı ederek, kişisel çıkarlar peşinde koştuk. ‘Devlet malı deniz, yemeyen domuz’ dercesine!
Barış Harekâtı’ndan bu yana 48 yıl geçti. Öyle de yarım asırlık bu süreçte istedikten sonra elektrik sorununu çözemez miydik? Başka ülkelerden örnek alarak adım atamaz mıydık? Ülkede şu kadar elektrik mühendisimiz vardır. Onlarla müşterek çalışmalar yaparak, onların fikirlerinden yararlanarak sistem iyileştirilemez miydi? Geçen gün de yazdım ve dedim ki, tarih 14 Kasım 1983. Ertesi gün 15 Kasım 1983 ve devlet ilan edilecek. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın başkanlığında Sarayda yapılan toplantıda son retuşlar yapılıyor, metinler gözden geçiriliyor. Her şey tamam gibi görünürken, başka söz almak isteyen var mı? Sorusu üzerine Toplum Lideri Dr. Fazıl Küçük, şu soruyu soruyor: Elektrik işi ne oldu, hallettiniz mi? İşte o an tıs yok. Başlar öne eğildi, herkes birbirinin yüzüne baktı. Demek oluyor ki, en önemli sorun halledilmemişti.
O günlerden bu yana yine yıllar geçti. Demode olmuş sistem yalpalayarak bu güne geldi. Bundan sonrası artık uçurum… Karar vereceksiniz, tamam mı, devam mı? Çünkü Elektrik Kurumu’nu gelen vurdu, giden vurdu. Dünkü başyazıda da ifade edildiği gibi, Kıb-Tek’in bütününde personel, maaş politikası da yük getirici. Kıb-Tek’te gelirlerin, giderleri karşılamasına özen gösterilmedi. Bakım ve onarım zamanında yapılmadı. İhmalkârlık aldı yürüdü. Bizim bu adada ne altın madenimiz var, ne de petrolümüz. Petrol olsaydı zaten bu sıkıntılar çekilmezdi. Gel gör ki, hiçbiri de yok! Gidişat böyle devam ederse, turizm ve yüksek öğrenimde de umutlar suya düşebilir.
Naci Doğandemir isimli vatandaş, “Burada sistemin rayında gittiği bir dönem göremedim ben” derken, Osman Yorucu, kaçak işçilerin toplanması gerektiğini söylüyor. Tanınmış iş insanımız Bülent Çıraklı ise, “Elektrik olmazsa, bizim işimiz de olmaz. Bu sorunlardan kurtulabilmek için Türkiye’den elektrik getirilmesi gerekiyor. Teknecik eski sistemde kuruldu” şeklinde görüş belirtiyor.
Velhasıl elektrik, su ile birlikte hayatın vazgeçilmezidir. Ne sudan vazgeçilebilir, ne de elektrikten! Bu nedenle aklımızı başımıza alarak, bu konuda ne yapılması gerektiğini idrak ederek, acil adım atılmalı, gerekirse Ankara’ya bu durum aktarılmalıdır. Gerçi Ankara da biliyor da… Sonuçta ‘suyu getiren Türkiye, elektriği mi halledemeyecek?’ sorusunu sorarken, kendi kendimize soracağımız öyle sorular vardır ki, bu soruların içinde çıkmak kolay değildir. Anlaşılan o ki, kendi kendimize yeterli olabilmenin, kendi ayaklarımız üzerinde durabilmenin yolu elektrikten geçmektedir. Öyleyse hep birlikte elimizi taşın altına koyalım ve bu sorunu kökten çözelim. Var mısınız?
***
Avukat Ata Dayanç bugün son yolculuğunda…
Özçetiner, Akyel ve Kumbaracı’yı da kaybettik
Lefkoşa’nın tanınmış simalarından, hukuk camiasının iyi bilinen isimlerinden, merhume Işıl Dayanç’ın eşi Avukat Ata Dayanç’ın bugün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlanacağı tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Kızları ve damatları Ebru-Kemal Köprülü, Esra-Zafer Elbaş, torunları Mertkan Türemen, Ege Elbaş, kardeşleri Servet Yağcı, Muhtar Dayanç (merhum) ve Ziya Dayanç,”Bizleri sonsuz acılar içerisinde bırakarak aramızdan ayrılan, canımızdan çok sevdiğimiz kıymetli babamız, canımız dedemiz, kardeşimiz, iyi insan Av. Ata Dayanç’ı kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içerisindeyiz. Acımız büyüktür. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler.
Bu arada Gaziveren’in sevilen isimlerinden, iyi insan Ayşe Özçetiner dün Gaziveren Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı. Vefatı tüm akraba, dost ve sevenleri arasında derin üzüntü yarattı. Anne ve babası Cemaliye-Zihni Özçetiner, evlatları Gökçe ve Birce Sinanoğlu, kardeşleri Çetin-Hanım Özçetiner, Mehmet-Gündoğdu Özçetiner, Ülfet-Abdullah Sarcan, Ülker-Necat Polili, Sonuç-Sezgin Özçetiner, Nadir-Ahmet Denizer, Ülkü-Murat Balıktutan, Abdullah-Hatice Özçetiner ve kardeşi çocukları, canlarından çok sevdikleri Ayşe Özçetiner’i ömür boyu unutamayacaklarını belirttiler. Ayrıca acılarının büyük olduğunu ifadeyle, nur içinde yatması, mekânının cennet olmasını dilediler.
Öte yandan aslen Peristeronalı olup, Lefkoşa’nın Köşklüçiftlik semtinde ikamet eden, Akyel ailesinin kıymetli büyüğü önceki gün ebedi mekânı cennete uğurlandı. Tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Evlatları Serin Akyel (merhume), Sibel Akyel Tozakı, Selcan Akyel, damadı Mustafa Tozakı, gelini Gülin Öztürk Akyel, torunları Dize ve Diyar Tozakı, Sude Akyel, manevi kızı Adalat Rozyeva, “Acımız büyüktür. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.
Diğer yandan Londra’da çevresinde sevilen bir kişi olarak bilinen iyi insan Sacide Kumbaracı yarın Palmers Green Mezarlığı’nda kılınacak cenaze namazının ardından 13.00’te Trent Park Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlanacak. Sevgili eşi Hasan Kumbaracı, evlatları Selma-Mehmet Büyükadam, Emir-Nuray Kumbaracı, Fatma ve Engin Kumbaracı, Serap-Paul James, Nilgün-Vargın Varer, torunları Mine, Hasan, Serap, Kerim, Narin, Ceylan, Dalya, Melis, Alara, torun çocukları Mehmet, Melin, Ada, Efe, Eray ve Anıl, “Bizleri tarifi imkânsız acılar içerisinde bırakarak ayrılan sevgili eşim, hayat arkadaşım, can yoldaşım, kıymetli annemiz, biricik nenemizin vefatı nedeniyle derin üzüntü içerisindeyiz. Tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyurulurken, yattığı yer nur, mekânın cennet olsun” ifadelerini kullandılar.
Bu arada Limasol Bankası ve Yönetim Kurulu ve Tüm Banka Çalışanları adına yayınlanan taziye mesajında, banka personelinden Zehra Acehan’ın kıymetli eşi Tengiz Acehan’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dileğinde bulunuldu. Enformasyon Dairesi Çalışma Arkadaşları adına yayınlanan mesajda da, çalışma arkadaşları Esra Başay’ın kıymetli annesi Ümmü Başay’a Tanrı’dan rahmet, acılı ailesine başsağlığı ve sabırlar temenni edildi.





Yorumlar kapalı.