Sanal ortamdaki özgürlük, bireylere sınırsız paylaşım imkânı sağlamaktadır. Bu sayede sanal ortamda sonu gelmeyen bilgi birikimi oluşmaktadır fakat sistemdeki bilgilerin herhangi bir kontrol mekanizmasından yoksun olması “bilgi kirliliğini” de beraberinde getirmektedir. Gıda etiketleri tüketicilere ürünlerle ilgili bilgi verdikleri, yanlış bilgilerden korunmalarını ve bilinçli seçimler yapabilmelerini sağladıkları için gıda güvenliğinin önemli parçalarından birini oluşturuyor. Dengeli beslenmek için besinlerin üzerinde yazan etiketleri doğru okumak ve doğru değerlendirmek gerekiyor.
Gıdaların tüketilmesi ile ilgili insanların sürekli duyduğu ancak doğruluğundan emin olamadıkları için veya mantık süzgeçlerinden geçiremedikleri için uygularken hep soru işareti oluşan bazı konular vardır. Özellikle et ve et ürünleri gerek sektörün büyük ekonomik değeri olması gerekse beslenme açısından önemi göz önüne alındığında üzerinde tartışmaların süregeldiği bir gıda grubu olmuştur. Konu ile ilgili sıkça sorulan sorulardan bazılarını ve cevaplarını bilimsel açıdan inceleyelim.
Kırmızı et dolapta ne kadar süre saklanabilir?
Kasaptan aldıktan sonra eti nasıl saklarız, kaç gün dayanır, dondurmalı mıyız, nasıl çözündürmeli, nasıl pişirmeliyiz soruları sıkça karşılaştığım sorular. Taze et yüksek oranda nem içerdiği için ve birçok mikroorganizmanın gelişmesine uygun ortam sağladığından dikkat edilmesi gereken bir gıdadır. Taze etin raf ömrü, basitçe formüle edersek boyutuna ve saklanılan sıcaklığa bağlıdır. Et ne kadar küçük parçalara ayrılırsa buzdolabında saklayabileceğiniz süre de o kadar kısalmaktadır. Et küçük parçalara ayrıldıkça yüzey alanı artar ve etin daha fazla yüzeyine mikroorganizma ve oksijen temas etmiş olur ve bozulma süresi kısalır. Örneğin buzdolabında (+4°C’de) kıymayı ve dolayısıyla köfteyi 1 gün saklayabilirken, parça eti 3 güne kadar saklayabilirsiniz. Kasaplarda karkas halinde tüm etler uygun sıcaklıklarda 15-20 güne kadar saklanabilmektedir. Bunun yanında son yıllarda gördüğümüz modifiye atmosferde paketleme yani MAP uygulaması ile birlikte taze etin raf ömrü perakende satışlarda uzatılmıştır.
Etler ne zaman dondurulmalıdır?
Öncelikle etlerin son tüketim tarihine (STT) dikkat etmek gerekir. Etleri STT’ne kadar dondurmak için vakit vardır. STT’ne kadar mikrobiyel gelişim için et güvenilir demektir ve dondurma işlemi ile mikroorganizmaların gelişimini durdurduğunuz için bir sorun oluşmayacaktır. Ancak burada dikkat etmeniz gereken firmaların etiketleridir. Bazen marketler firma paketlerinin üzerlerine kendi etiketlerini ve STT’i yapıştırırlar. Dolayısıyla etin üretim tarihini ve firmanın STT’ni görme şansınız kalmaz. Benim tavsiyem firma ürünü alıyorsanız üzerinde sadece firmanın etiketi olmasına dikkat etmenizdir.
Dondurulmuş et ne kadar saklanabilir? Nasıl çözündürülmelidir?
Dondurulmuş etlerde (-18°C’de) mikrobiyal gelişim durur ancak bazı kimyasal faaliyetler devam ettiği için hem besin değeri azalır hem de yapı hasar görür. Dondurulmuş etler 12 aya kadar saklanabilir ancak dondurma süresi ne kadar kısa olursa lezzet açısından et o kadar iyi olur. Çözündürme işlemi buzdolabında (+4°C’de) yapılmalıdır. Buzdolabı dışında hızlıca çözündürülmesi ile hem mikrobiyal gelişim hızlanır hem de etin yapısı buz kristalleri nedeniyle zarar görür ve çok fazla su sızar.
Dondurulmuş et çözündürüldükten sonra tekrar dondurulur mu?
Etlerin dondurulduktan sonra bir kere çözündürülmesi ve tekrar dondurulmaması söylenir. Bunun sebebi çözünürken etin yapısından sızan suyun mikroorganizmaların gelişimi için oldukça uygun bir ortam oluşturması ve uzun çözünme sürelerinin de mikroorganizmaların hızla gelişimine olanak sağlamasıdır. Mikrobiyal gelişimin bu denli arttığı eti ikinci defa çözündürdüğünüzde sağlık açısından risk almış olursunuz. Bu durum diğer gıdalar için de geçerlidir.
Kırmızı et kilo artışına sebep olur mu?
Öncelikle kırmızı etin kilo artışına sebep olduğu tamamen yanlıştır. Her besin düzensiz olarak tüketildiğinde, eğer vücut da yatkınsa kilo artışına sebep olur. Ancak kırmızı et içerdiği protein, vitamin ve mineraller bakımından kilo artışına sebep olmak bir yana, düzenli olarak tüketildiğinde kilo vermeye yardımcıdır. Tüm sporcular düzenli olarak kırmızı et tüketmekte ve bu şekilde formlarını korumaktadır. Kilo artışı yenilen besinlere değil, birtakım metabolizma sorunlarına ve hareketsizliğe bağlıdır.
Kırmızı etin sağlığa olan etkileri neler?
Kırmızı etin sağlıksız bir besin olduğu fikri de gerçeği yansıtmamaktadır. Aksine kırmızı et, içerdiği antioksidan maddeler, proteinler ve vitaminler ile vücudumuz için oldukça temel gıdaların başında gelmektedir. Kırmızı etin sağlıksız olduğu durumlar, tüketenlerin sağlık sorunlarıyla ilgilidir. Kalp damar rahatsızlıkları olan, kolesterol ya da şeker hastalığı bulunan insanlar için kırmızı et elbette sağlıksız olacaktır. Ancak bu insanların da ölçülü bir biçimde kırmızı et tüketmesinin hiçbir sorun teşkil etmediği uzmanlar tarafından belirtilmektedir.
Kolesterol ve kalp hastalıklarının sebebinin kırmızı et olduğu da doğru değildir. Kolesterol ve kalp hastalıkları tıpkı birçok hastalık gibi vücudun kendi kendine oluşturduğu sorunlardır. Yeme içme alışkanlıklarının bazı hastalıkları tetiklediği doğrudur ancak bu tür hastalıklar %90 ihtimalle genetik bir geçmişe sahiptir. Kırmızı et bazı zamanlarda mide ve bağırsak rahatsızlıklarını tetikleyebilir ancak kolesterol ve kalp hastalıklarına sebep olmaz.
Beyaz etin kırmızı etten daha faydalı olduğu iddiası da gerçek dışıdır. Kırmızı etin de beyaz etin de kendilerine özgü faydaları bulunmaktadır. İki de çeşidi de birbirinin yerini tutamaz ve birbiri yerine tüketilemez. Bu tür iddialar hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığı gibi birçok insanın et tercihini de olumsuz yönde etkilemektedir.





Yorumlar kapalı.