Bize zarar veren bir insan değil de, küçük bir cihazsa ve ondan vazgeçemiyorsak ne yapabiliriz?
Elimin altındaki canavar
Teknoloji geliştikçe haliyle hayatımızı kolaylaştıran birçok şeyle sarmalanıp duruyoruz. Ve hep daha fazlasını istiyoruz. Tabii madalyonun iki yüzü konusu da gündeme geliyor haliyle. Hayatımıza güzellikler katan şeyler, aynı zamanda bizlerden, sağlığımızdan, doğadan bir şeyler alıp götürüyor. Teknolojinin bize sunduğu güzel nimetlere sırtımızı dönemeyeceğimize göre, bu şartlarda olası zararlardan korunma yöntemlerini öğrenmek ve hayatımıza yerleştirmek elzem oluyor.
Canlı değil, cansız
İnsan kendisine zarar veren bir şeyden ne kadar sürede vazgeçebilir acaba. Eğer can yakan, iç acıtan bir insansa, belki bu sorunun cevabını vermek daha kolay olabilir. Süreç kişiden kişiye göre değişse de, günün sonunda bağlayıcı duygular ve sebepler bitince, bu kişiyi hayatımızdan çıkarabiliriz. Hatta, ortada bir çocuk varsa ve çocuğa zarar verme durumu yaratıyorsa, bu kişiyi hayatımızdan çıkarmamız daha kolay oluyor.
Peki bizlere, çocuklara, gençlere zarar veren bir canlı değil de, bir cihazsa, özellikle de elimizden düşüremediğimiz bir cihazda ne yapıyoruz. Sabah gözümüzü açar açmaz baktığımız, yatak odamızda bile yanımızdan ayırmadığımız, gün boyu yapışık gezdiğimiz cep telefonlarından bahsediyorum. Tabii ki bu tanım tüm insanlar için geçerli değil ama şimdilik.
Bizden neler alıyor
Şu ana kadar okuduklarıma ve gözlemlerime dayanarak diyebilirim ki, bize zarar verse de, özellikle çocuklar ve yetişme çağında olan gençler için çok daha olumsuz etkileri olsa da, artık cep telefonlarını hayatımızdan çıkarmamız imkansız gibi gözüküyor. İnsanlığın teknoloji bağımlılığını ve dünya genelindeki etkisini düşündüğümüzde gidişatımız bu yönde gözüküyor.
Sanki bir uzvumuz gibi ona bağlanmışız. Tabii ki bunun için haklı nedenlerimiz var; istediğimiz, ihtiyaç duyduğumuz birçok şeyi anında bize sunan bir cihaza arkamızı dönmek öyle kolay değil. Peki hayatımıza bu kadar kolaylık ve güzellik veren bu minik ve sevimli alet bizden neler alıyor? Genelde sosyal medya ve burada geçirilen sürenin hayatımız üzerindeki ve sosyal hayatı nasıl etkileyip manipüle üzerinde duruluyor.
Ana kaynak yani telefonun kendisinin verdiği zarar üzerinde pek konu açılmıyor nedense. Geçen günlerde cep telefonları üzerine konuşurken arkadaşım telefon alırken yaydığı radyasyon oranına da dikkat etmek gerek diyerek farkında olmadığım bir konuda gözümü açtı. Bu konuşmanın üzerine merak edip araştırdığımda cep telefonlarının markalara ve modellere göre ne oranda radyasyon yaydıklarını öğrendiğimde içim sıkılmadı desem yalan olur.
Şakası yok
Radyasyon kelimesi denilince ürkütücü bir şekilde aklıma ilk gelen şey Çernobil oluyor nedense. Ukrayna’da yaşanan Çernobil nükleer santrali patlaması üzerinden uzun seneler geçmesine rağmen, halen daha etkilerini gösteren bir olay olduğundan, haliyle unutulması zor oluyor. Özellikle geçen sene yayınlanan Çernobil dizisini de izledikten sonra, radyasyonla şaka yapılmayacağını anladım. İnsan sağlığı üzerine uzun yıllar süren etkileri gerçekten korkutucu.
Peki günlük hayatımızda düzenli ve sürekli olarak aldığımız radyasyon konusunda ne kadar dikkatliyiz, olası zararları konusunda yeterince bilinçli miyiz diye düşündüğümde, kendi adıma evet yanıtını veremiyorum. Günlük hayatımızda işlerimizi kolaylaştıran birçok elektronik aletin düşük de olsa radyasyon yaydığını biliyorum fakat olası etkilerinden korunmak için ne yapmam gerektiğiyle ilgili hayata geçirdiğim bir uygulama yok maalesef. Günün sonunda hayatı kolaylaştıran teknolojilerden vazgeçmek çok zor. Özellikle konu cep telefonu olunca…
Vazgeçemiyorsak, korunmalıyız
Günümüz koşullarında, özellikle pandemi döneminde çocukların ve gençlerin eğitiminde bilgisayar, cep telefonu önemli yere sahipken, onları ve kendimizi nasıl koruyabiliriz diye düşünmeden edemedim. Konu aklıma takıldığından ve çevremdeki birkaç arkadaşım da bu konuda meraklandığından, aklıma bilimsel konularda sürekli paylaşımlarda bulunan arkadaşım Levent’ten bilgi almak geldi. İstanbul Bilişim Platformu Başkanı olan Levent (Karadağ), bu konuda ciddi ciddi düşünmemiz gereken bilgiler verdi. Aşağıda sizlerle detaylı olarak paylaşıyorum verdiği bilgileri.
Teknolojinin bize sağladığı kolaylıklardan, ürünlerden, hizmetlerden vazgeçmek kolay değil. Bu gerçeğin ışığında, bize zarar verme noktasında kendimizi nasıl koruyacağımıza odaklanmamız gerek kanımca. Özellikle çocuklar ve gençleri, yani bu konuda en fazla zararı görecekleri de erken zamanda bilinçlendirmeli ve yaşam stili haline getirmemiz gerek. Günün sonunda elimizin altıdaki bu minik vazgeçilmez canavarın bize neler yapacağını kestirmek zor.
ÖNERİ KÖŞESİ
Cep telefonlarının yaydığı radyasyonların zararları ve korunma yolları
Zararları:
1-2011 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün cep telefonlarının “Kanserojen” madde yaydığını belirtti.
2-Telefonun başınızın yanında uyumanın baş ağrısı, mide bulantısı, uykusuzluk, depresyon ve hatta beyin tümörlerine neden olmaktadır.
3-Doğurganlık ve üreme konusunda olumsuzlukları var.
4-Beyin hücrelerinde azalma, öğrenme, hafıza, dikkat ve tepki verme gibi sonuçlar doğurabiliyor.
5-Aşırı kullanma durumları, beyindeki işitme sinirinde hasarlar oluşturup, işitme kayıplarına yol açmaktadır.
6-Küçük çocuklarda cep telefonlarının zararları daha fazladır. Beyinleri hâlâ gelişiyor olması ve kafalarının ince olması nedeniyle çok daha zararlı olmaktadır.
Öneriler:
1-Telefonların “SAR” değerine dikkat edin.
2-Kulaklık kullanın veya hoparlör ile arama yapınız.
3-Radyasyon önleyici kılıflar kullanın.
4-Çalar saat edinin
5-Cep telefonunu odanızda uyuyacaksanız, radyasyon önleyici dalga kafesleri kullanabilirsiniz. Bunlar radyasyonu %90-99 azaltıyor.
6-Telefonla arama yerine mesajlaşmayı kullanın.
7-Gömlek cebinde, pantolon cebinde taşımayınız.
8-Yanınızda uyuyacaksanız kapatın veya uçak moduna alınız.
9-Çocuklar video izleyeceklerse cep telefonunuza indirin ve uçak modunda izlemelerini sağlayın.
10-Şarj edilirken telefonla konuşmayın çünkü o sırada 10 kat daha radyasyon yaymaktadır.
11-Telefonu düşük pilde ve sinyaller düşük olduğu zaman kullanmamanız önerilir. İki durumda da telefon daha çok radyasyon yaymaktadır.
12-SAR (insan vücudunun telefondan çıkan radyasyonu emme oranı) değerine dikkat ediniz. Ülkemizde Avrupa kriterlerine uygun olan 2 w/kg olarak belirlenmiştir. Bunun üstünde olanlar zararlıdır, özellikle kaçak yolla giren telefonlar bu oranların üzerindedir.





Yorumlar kapalı.