Akay Cemal

Seçimler ve beklentiler





   Yeni cumhurbaşkanını seçmek üzere Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) vatandaşları dün sandığa giderek oyunu kullandı. Dünkü seçimde aynı zamanda Anayasa değişikliği halkoylaması için de oy kullanıldı. Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girebilmesi için geçerli oyların salt çoğunluğunun ‘evet’ olması gerekiyor. Hayır oylarının fazla çıkması durumunda değişiklikler uygulamaya konulamayacak.

   Yedisi bağımsız, 11 adayın yarıştığı seçimde, seçmenler oy pusulasındaki sıraya göre, Ersin Tatar (UBP), Tufan Erhürman (CTP), Erhan Arıklı (YDP), Fuat Çiner (MDP), Arif Salih Kırdağ (Bağımsız), Ahmet Boran (Bağımsız), Mustafa Ulaş (Bağımsız), Alpan Uz (Bağımsız), Kudret Özersay (Bağımsız), Mustafa Akıncı (Bağımsız) ve Serdar Denktaş (Bağımsız) için oy kullandılar.

   Koronavirüs (Covid-19) salgını gölgesinde yer alan seçimde, seçmenler sandığa girerken maske takarak ve ellerine eldiven geçirerek oylarını kullandılar. Cumhurbaşkanlığı seçimi, Yüksek Mahkeme yargıçlarının sayısını artıran Anayasa değişikliği halkoylamasıyla birlikte yapılmış bulunuyor. 1985 yılından beri yürürlükte olan KKTC Anayasası’nın değiştirilmesi için 2014 yılında yapılan halkoylamasından hayır oyları daha fazla çıkmış ve değişiklikler reddedilmişti.

   Oy verme işlemi dün sabah 08.00’de başladı ve 18.00’de tamamlandı. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için geçerli oyların salt çoğunluğunu almak gerekiyor. Hiçbir aday bu oy oranına ulaşamadı. Seçimin ikinci turu en çok oy alan iki aday; Ersin Tatar (UBP) ve Mustafa Akıncı (Bağımsız) arasında 18 Ekim Pazar günü tekrarlanacak ve ipi göğüsleyecek aday KKTC’nin cumhurbaşkanı olacak.

   Kıbrıs Türk halkı her zaman olduğu gibi, bu seçimde de kendine özgü olgunluğuyla oyunu kullanarak, demokrasi sınavı verdi ve bunu da dünya kamuoyuna göstermiş oldu. Ne mutlu ki, bu halk kendi devletinde, kendi bayrağı altında, kendi yöneticilerini seçmektedir. Halkın iradesi, takdiri her şeyin üstündedir. Bu seçimle dünyaya verilen mesajın anlamı da büyüktür. Adanın kuzeyinde yaşayan Kıbrıslı Türkler, bu adada en az Rumlar kadar hak sahibi olduklarını ve Kıbrıs sorununa da bu gerçekler ışığında bakılması gerektiği görüşündeler. Bu güne kadar böyle davranılmış olsaydı, BM, AB ve ‘söz sahibi’ bazı ülkeler, Kıbrıs’ta çifte ölçü kullanmasaydı, sorun çözülmeden taraflardan biri olan Güney Kıbrıs, AB üyeliği ile ödüllendirilmeseydi, dolayısıyla şımartılmasaydı, bu sorun çözümlenmiş olurdu.

   Bugün seçimden bahsederken, yeniden Kıbrıs sorununa veya siyasete değinmekten kaçınalım diyoruz. Bu halkın her şeyden önce huzura ihtiyacı vardır. Pandemiye rağmen, üretmek ve ürettiğinin de karşılığını almak istemektedir. Tüketici bir toplum damgasından kurtulmak, kendi ayakları üzerinde durabilmek, ekonomik çarkların yeniden dönmesini, geçim ve yaşam şartlarının iyileştirilmesini istemektedir. Doğal olarak beklentilerin gerçekleşebilmesi için de istikrarsızlığın ortadan kalkması, Türkiye’nin de yardım ve katkılarıyla hazırlanan projelerin hayata geçirilmesi beklentisi vardır. Söz konusu projelerin yaşam bulması durumunda geleceğin çok daha parlak olacağı inancı giderek yaygınlaşmaktadır. Bunların gerçekleşebilmesi için de her şeyden önce istikrar ve uyum içinde çalışabilecek kadroya, hükümete ihtiyaç vardır. Her bir ya da bir buçuk yılda hükümet değişikliğine ve seçimlere gitmek istikrarsızlık yaratmakta, devletin sırtına kaldıramayacağı külfetler yüklemektedir.

   Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra artık bu sorunlardan kurtulmak ve boşa zaman harcamaktan vazgeçmek gerek. Çünkü Doğu Akdeniz’deki doğalgaz aramalarıyla birlikte meydana gelen ve gelmekte olan gelişmeler ülkemizin öneminin ne denli arttığının göstergesidir. Bu gerçeği yabancılar görürken, biz niye görmeyelim, niye elimizi taşın altına koymayalım?

                                                                                ***

Ah be Gürsel Kulle; bu erken veda niye?

   Yakından tanırdım Gürsel Kulle’yi. Gönendere’li (Konetra) merhum Mehmet Kulle’nin sevgili oğluydu ve ekmeğini taştan çıkarırdı. Erken vedası ailesini olduğu kadar, kendisini tanıyanları da derinden üzdü. Dün Gönendere’de sonsuzluğa uğurlandı. Köyünü seven, çalışkan bir insandı.

   Sevgili eşi Nejla hanım, evlatları Bilge ve Kemal Kulle, kardeşleri Emine Kulle Baykur-İsmail Baykur, Şafak ve Ahmet Kulle, kayınvalidesi Fikriye Ece, acısını ömür boyu unutamayacakları Gürsel Kulle’nin vefatını tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntüyle duyurdular, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

   Öte yandan 1929 doğumlu bir çınar isim olan, Sezen ailesinin değerli varlığı Havva Sezen dün Lefkoşa’da toprağa verildi. Havva hanım, merhum Salih Sezen’in eşiydi. Kızları Cemile Sezen, Kumru Kiremitçioğlu, damadı Şükrü Kiremitçioğlu, torunları Kezban Tumay, Ali Duvarcı, Salih Tumay, Müsaver Tumay, Özbil ve Özgü Kiremitçioğlu, torun çocuğu Berke Ongan, acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntüyle duyurdular, ışıklar içinde uyumasını temenni ettiler.

   Bu arada Lapta’da sakin, sevilen ve sayılan bir isim olan, Aydındağ ailesinin değerli büyüğü Ahmet Aydındağ da dün seçim günü Lapta’da toprağa verildi. Sevgili eşi Pembe hanım, kızları Damla-Yağmur Aydındağ ve tüm ailesi, derin acı içerisinde olduklarını belirterek, tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntüyle bildirdiler, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını dilediler. Ailenin erkek evladı Sercan Aydındağ daha önce vefat etmişti.

   Diğer yandan Mimarlar Odası, üyeleri Zafer Cafer Volkan’ın babası Aziz Volkan’a Allah’tan rahmet, yaslı ailesi ve yakınlarına başsağlığı dilerken, İnşaat Mühendisleri Odası da, Tülin Aksel’in babası Muhsin Akçaoğlu’na Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı temennisinde bulundu.

Seçimler ve beklentiler
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.