Sanem Koç

Çocuk yaştan bilinçlendirilmeli





Anne özlemiyle geçen çocukluk… Abinin gölgesinde genç kızlığa geçiş… Yaşanan şiddet olaylarıyla kırılan kader çizgisi…
 

Bu yaşanmış hikayemizde çocuk ve genç yaşlarda yaşadığı şiddeti bizlerle paylaşan direnişçi bir kadın var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikayesini bizlerle paylaşan kişiden “Ceren” olarak bahsedeceğiz…
   Babasını küçük yaşta kaybetmesiyle hayatı tamamen değişen Ceren, bir anda tüm ailesini kaybetmiş gibi yaşamaya başladı. Annesinin evin geçimini sağlamak için uzun saatler çalışmaya başlaması, sürekli evde abisiyle yalnız kalması, yaşça kendisinden büyük olan abisinin cinsel tacizlerine maruz kalması ama çocuk aklıyla bunları tanımlayamaması, on altı yaşına girince cinsel şiddete uğraması…
   Çocuk yaşından itibaren şiddetle yaşamaya başlayan Ceren’in yaşadıklarını gelin kendi ağzından dinleyelim:
 

“Babamı kaybedince”
 

Çocukluğum güzel geçti diyemem, klasik aile ortamından çok uzaktım. Babamı ben çok küçükken kaybettik, o yüzden onu hayal meyal hatırlıyorum. Biriktirmiş olduğumuz anılarımız yok, yalnızca fotoğraflardan tanıdığım bir kişi. Babasızlık gerçekten çok zor, onun ölümüyle ailemiz dağıldı. Beni anneannemler yanına aldı, kardeşim daha büyük olduğu için, annemin de çalışması gerektiği için, onlar beraber kalmaya başladılar.
   Aslında bir anda hem annem, hem babam, hem de kardeşim hayatımdan çekip alınmış gibi oldu. Anneannemlerin yanında rahattım, bana iyi bakıyorlardı, bu konuda bir şikayetim yoktu. Ama her çocuk gibi annemi istiyor, onu çok özlüyordum. Hafta sonu annemin gelmesini iple çekiyor, her gidişinde arkasından gözyaşları içinde kalıyordum.
 

Anneme dönüş
 

Abimle aramız iyiyiydi. Biraz yaramaz bir çocuk olduğundan yerinde duramaz, mutlaka başına bir iş açardı. Yaramazlıklarıyla herkesi çıldırttığından, akrabalarımızda dahil, gittiği yerde kabul edilmesi biraz zor olurdu. Haliyle anneannemde onunla baş edemediğinden, okulu tatile girse bile benimle birlikte kalamıyordu.
   Okul çağına kadar zaman bu şekilde; özlemle, hüzünle geçti. Okula gideceğim dönem, annem beni de yanına aldı. O günü hiç unutmayacağım, çok sevinçli hissettiğim nadir anlardandı. Tabii eve ikinci bir çocuk girince, abim biraz kıskanır gibi oldu, tek çocuk olmanın, ilginin hep onda olmasına alışmış olduğundan herhalde, ilk günler bana baya bir sataşıyordu.
   Zamanla o da alıştı benim varlığıma sonuçta o hep annemin gözde çocuğuydu. Annem ona olan ilgisini hiç saklamaz, her zaman ona daha fazla ilgi gösterirdi. Ama buna rağmen annemi çok seviyordum. O kadar uzun süre ayrı kalmıştık ki, yalnızca onun yanında olmak bile beni mutlu ediyor, aksini düşünmek kabus gibi geliyordu.
 

Garip davranışlar
 

Annem geçinebilmemiz için uzun süreler çalışıyor, eve geç geliyordu. Bu durumdan dolayı abim benimle ilgilenmek zorunda kalıyordu. Sürekli dışarıdaydık, hep onun erkek arkadaşlarıyla oynuyordum, oynayabileceğim kız akranım yoktu. Çocukluktan ergenliğe geçiş dönemimde, abimin bana olan davranışlarında ve yaklaşımında bir gariplik hissediyordum. Taciz kelimesinin anlamını bilmediğimden, haliyle durumu ifade edemiyordum.
   Annem sürekli eve geç geldiği için, zamanımı abimle geçirmek zorundaydım. Yaşı benden büyük olduğu için bütün kontrol ondaydı. Ve aynı zamanda güvenmem gereken kişi de oydu. Ne diyeceğimi, davranışlarını nasıl yorumlayacağımı, anneme ne söyleyeceğimi bilemiyordum. İçimde, yaptığının yanlış olduğunu hissediyordum ama ne yapabilirdim, bilmiyordum. Çocuktum en nihayetinde.
 

Yaş on altı olunca
 

Yazları anneannemin yanına gidiyordum, akıllı ve uslu bir çocuk olduğumdan her zaman gelmemi istiyorlar hatta hep yanlarında kalmamı istiyorlardı. Yaz döneminde gitmek zevkli oluyordu, annemler hafta sonu geliyor, beraber güzel vakit geçiriyorduk. Okul zamanı eve geri döneceğimi bildiğimden, kafam da, ruhum da rahattı.

Yıllar bu şekilde geçiyordu.
   İnsan on altı yaşına girdiğinde nasıl hissedebilir? Unutulmaz izler yaratan iki zıt duyguyu bu yaşta yaşadım diyebilirim. Hayatımın dönüm noktalarından biridir bu yaş. Önce güzel duygudan başlayayım. İlk kez erkek arkadaşım oldu bu yaşta, hani ilk aşk denilenden. Evlenmeyi düşünüyorduk daha doğrusu hayal ediyorduk çünkü paramız yoktu ama umudumuz vardı.
 

Yüzüme yansıyan etki
 

Erkek arkadaşımın yaşı benden büyüktü, çalışıyordu ama sürekli bir işi yoktu. Ben de meslek eğitimi alıyordum ve iş hayatına atılmayı planlıyordum. Yani ikimizin de durumu maddi olarak parlak değildi. Ama onunla çok mutluydum ve bu mutluluğum, yüzüme yansıyordu. Abim bendeki değişikliği fark ettiğinden sürekli nedenini sorguluyor, hayatımda biri olup olmadığını merak ediyordu.
   İlk başlarda içgüdüsel olarak erkek arkadaşımın varlığını sakladım ondan ama sonunda öğrendi. Bu süreçten sonra bana karşı tavırları değişmeye, kaba davranmaya, hoş olmayan imalarda bulunmaya başladı. Bu tavrından rahatsızdım, anneme söylemeye çalıştığımda da beni geçiştiriyor, önemli bir şey olmadığını ima ediyordu. Gözde çocuğuna laf kondurtmuyordu.
 

Korkunç gece
 

Annem o dönem yirmi dört saat vardiyalı çalıştığından, her gün evde olamıyordu. Yani biz, abim ve ben, haftanın bazı gecelerinde de evde yalnız kalıyorduk. Abim içki içmeye de başlamıştı ve evde büyük biri olmadığında, içki içiyordu. Annem kendi yanında içilmesine izin vermediğinden bu fırsatı değerlendiriyordu.
   Annemin işte olduğu gecelerden birinde, abim yine bana karşı garip davranmaya başladı. Bakışları bir garipti ve biraz da içkiliydi. Korkmaya başlamıştım ondan, bir şekilde beni ürkütmüştü. O gece erkenden odama çekildim. Onunla aynı ortamda kalmak istemiyordum. O da içerde televizyonun sesini iyice açıp, kendince takılıyordu. Ya da artık ne yapıyorsa.
   Sonra odama geldi, beni cinsel olarak taciz etmeye başladı. Bağırmaya başlayınca da, tokat atıp, cinsel saldırıda bulundu. Tecavüz ettikten sonra, erkek arkadaşımı bırakmam gerektiğini, ikimizin birlikte olacağını, tarihte örnekleri olduğunu söylemeye başladı. Roma imparatorluğundan bile bahsediyordu örnek vermek için. Bu şekilde tecavüzünü normalleştirmeye çalışıyordu aklı sıra ya da hayal dünyasında kaybolmuştu. Bilemiyorum.
 

Evden ayrılma vakti
 

Yaşadığım korkunç olayın ardından, o gece, annem gelene kadar evin önünde, sokakta bekledim. Bir çeşit şok yaşıyordum ve eve girmek istemiyordum. Annem geldiğinde, onunla beraber eve girdim. Olanları ona anlatmak istiyordum, değerli oğlunun bana yaptıklarını görmesini istiyordum. Abim, annem geldikten sonra evden çıktı, işe gitti.
   Annemle evde yalnızdık ve olanları anlatmaya başladım. Sessizce beni dinliyor, hiç yorum yapmıyordu. Sonunda da hiçbir şey söylemedi, kızmadı, üzülmedi, ifadesizlik ve ruhsuzluk yüzüne yerleşmişti. Böyle bir olay sonrasında, sessizlik verilebilecek en kötü cevaplardan biri kanımca. Abimden sonra annem de ruhumu parçalamıştı. Evden ayrılmaktan başka bir yol göremiyordum artık. Eşyalarımı topladım ve teyzemin yanına gittim. Beni her zaman çok sevmiş, kendi kızından ayrı görmemişti. Onun desteğiyle toparlandım ve hayatıma yön vermeye başladım.
 

Eğitim verilmeli
 

Yaşadığım bu olumsuz olay, hayatımda dönüm noktası oldu. Hani kaderimi değiştirdi denir ya, aynen öyle oldu. Şimdi geriye dönüp baktığımda, bu olay olmasaydı, aslında hayatım olumlu yönde çok farklı olabilirdi. Uzun seneler geçse de abimi affedemedim, yaptığı yanına kaldı ve hayatımı mahvetti. Bence çocuk yaştan itibaren, taciz, cinsel taciz gibi şiddet konularıyla ilgili çocuklar bilinçlendirilmeli ve ne yapmaları, kime konuşmaları gerektiği öğretilmeli. Belki böylelikle, küçük olayların, daha korkunç bir şeye dönüşmesi önlenebilir.
 

**************

ÖNERİ KÖŞESİ
 

Polise şikayet edin
 

Çocuklara yönelik cinsel taciz ve şiddet olayı yaşanması durumunda 183 Sosyal Hizmetler yardım hattına veya doğrudan Sosyal Hizmetler Dairesi’ne başvurulmalıdır.

Avukat Cansu Nazlı tecavüz konusuyla ilgili olarak bizlere bilgi veriyor:
    “Böyle bir durumda derhal en yakın polis karakoluna giderek şikayette bulunulmalıdır. Alo 183’ü arayarak yardım istenmesi de Sosyal Hizmetlerin müdahalesiyle polisteki ifade sürecinin daha rahat geçmesine neden olacaktır.
   Polise şikayet yapılması, cezai soruşturma prosedürünü yani ilgili kişiye ceza davası açılması sürecini başlatan önemli bir adımdır.
   Ancak genellikle tecavüz vakalarında, özellikle de bir tanıdık tarafından böyle bir suça maruz kalındığı zaman travmatik bir durumda olunduğundan hemen ilgili makamlara başvurulamamaktadır.
   Olay üzerinden vakit geçtiği zaman ‘Böyle bir şeyi nasıl ispat ederim, bana inanmazlar’ diye düşünerek şikayet etmekten vazgeçilmemelidir.
 

Sağlık raporu
   Şikayetin ardından polisin de yönlendirmesiyle en yakın devlet hastanesine giderek bir doktor raporu temin edilmesi önemlidir.
 

Ceza davası
   Cinsel Tecavüz ağır bir suç olup mahkumiyet halinde ömür boyu hapis cezasına çarptırılabilir. 16 yaşından küçük çocuğa cinsel tecavüz de ayrı bir ağır suçtur ve mahkumiyet halinde ömür boyu hapis cezasına çarptırılabilir”.
 

Çocuk yaştan bilinçlendirilmeli
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.