Mine Çağlar

Kanser hastalığında genetik ve çevresel faktörler





Kanser hastalığı tek hücre hastalığıdır. İnsan organizmasındaki herhangi bir organ veya dokudan köken alabilir. Hastalığı oluşturan hücreler temelde vücut hücreleri olmakla birlikte bu hücreleri etkileyen çeşitli etkenler sonucunda hücrelerin ölümsüzleşip (immortal) aşırı üreyerek diğer organ ve dokuları iş göremez hale getirmeleri ile sonuçlanan, kendi vücudumuzun bir anlamda saatli bombası olarak nitelendirilebilecek bir hastalıktır; Kanser hastalığının oluşumunda genetik ve çevresel faktörler önemli rol oynamaktadır. 

Kanser hastalığının görülme sıklığı yaşa, cinsiyete, köken aldığı organa, genetik faktörlere, çevre faktörlerine, beslenme alışkanlıklarına göre farklılıklar göstermektedir.

Kanser hastalığının oluşumuna birçok risk faktörü neden olabilmektedir. Bu sebepten dolayı kanser hastalığına “multifaktöriyel hastalık” da denilebilmektedir. Kanser hastalığının oluşumunda genel olarak “genetik risk faktörleri” ve “çevresel risk faktörleri” rol oynamaktadır. Genetik risk faktörleri, kanser hastalığının oluşumunda kabaca %20 oranında rol oynayan ve değiştirilmesi mümkün olmayan risk faktörleridir. Çevresel risk faktörleri içerisinde yer alan faktörler (tütün mamülleri kullanımı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, güneş ışınları, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, mesleksel maruziyetler, stres faktörleri v.b. gibi …) ise, büyük oranda korunulabilmesi ve değiştirilebilmesi mümkün olabilen faktörlerdir. Özellikle erişkin yaş grubundaki kanser hastalığının oluşumunda rol oynayan bu risk faktörlerinden büyük oranda korunabilmemiz mümkün olabilmektedir. Bilimsel veriler ışığında kanser hastalığının oluşumunda %85-90 oranında etken olan çevresel risk faktörlerinden büyük oranda korunabilmemiz mümkündür. Bu nedenlerden dolayı, kanser hastalığı için büyük oranda önlenebilinir ve erken tanı ile tedavi ve sağlıklı yaşam şansı yeniden kazanılabilinir diyebiliriz.

Kanser hastalığı için bazı dikkat edilmesi gereken önemli belirtiler bulunmaktadır. Bu tür belirtilere dikkatli olmamız gerekmektedir. Vücudumuzun doku ve organlarını oluşturan hücrelerden köken alan kanser hastalığı, hangi doku ve organdan köken almışsa ona göre isimlendirilmekte ve köken aldığı doku ve organa göre hastalık farklı belirti ve bulgularla kendini gösterebilmektedir. Kanser hastalığı erken dönemde herhangi bir belirti ve bulgu vermeyebilir. Bu nedenle, erken tanı hastalıkla mücadelede çok önemlidir. Vücudumuzun herhangi bir yerinde gelişebilecek ve genel olarak dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında; Vücudun herhangi bir yerinde ele gelen kitle, topak, sertlikler, dışkılama veya idrar yapma alışkanlıklarında değişiklik, istemsiz iştah kaybı, kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk, solukluk, sürekli uyuma isteği, nedensiz baş dönmesi, dengesizlik, çift görme, vücuttaki ben yapılarında şekil, renk, boyut değişikliği, anormal vajinal kanamalar (Özellikle menapoz sonrası dönem), nedensiz öksürük, kanlı balgam çıkarma, nefes darlığı, ses kısıklığı ve güçsüzlük gibi şikayetler yer alabilmektedir.

Günümüzde kanser hastalığı, erken tanı ve teşhis ile tedavi edilebilirlik ve sağlıklı yaşam şansı mümkün olabilen bir hastalıktır. Kanser hastalığının başarılı tedavisi ancak hastalığın erken teşhisiyle mümkündür. Erken teşhis edilemeyen hastalığın tedavi süreci ve tedavi seçenekleri daha zorlayıcı ve kısıtlı olabilmektedir. Özetle söylemek gerekirse, hastalığın tedavi edilebilirlik şansının kazandırılmasında ve başarılı tedavisinde, kişilerin sağlıklı yaşam şansının yeniden kazandırılmasında hastalığın “erken tanı”sı yani “erken teşhisi” çok büyük önem arz etmektedir. Kanser hastalığında “hastalıktan değil hastalıkta geç kalmaktan korkalım”… Hayattaki en büyük zenginliğimizin “sağlığımız” olduğunu unutmayalım ve sağlığımızı ihmal etmeyelim!…
Kanser hastalığının oluşumunda birçok faktör rol oynamaktadır. Bu nedenden dolayı, kanser hastalığı ile olan mücadelede başarılı olabilmek için sistematik bir yol izlenmesi gerekmektedir. Çağdaş ve sistematik olamayan tercihler hastanın yaşam sansını azaltmaktadır. Başarı oranını iyi yönde etkileyen bu mücadelenin çağdaş, sistematik ve kaliteli olmasıdır. Kanser hastalığını da diğer hastalıklardan ayıran yönü budur.

Kanser hastalığının kişilere olan yükü gibi tüm topluma da bir yük getirmektedir… Hayat kayıplarının önlenememesi manevi yanın derinliği toplumlarda onarılması güç yaralar açabilmektedir. Temelde kanser hastalığı kişinin hastalığı olmanın yanında toplumların da önemli bir sağlık sorunudur. Bu sebeple sivil toplum örgütleri vücut bulmaktadır. Dayanışma yolları aranmaktadır. Birliktelik yaratılmaktadır…

Devletlere ise daha farklı yönlerden yük getirmektedir kanser hastalığı… Sağlık sistemlerinin kalitesini gösteren kanser hastalığına karşı toplum bireylerinin korunmasına yönelik koruyucu hizmetler ve hastalığın erken teşhisine yönelik hizmetler ve kanserden olan ölüm oranlarının azaltılması, kanser ile mücadelenin çağdaş durumlarda uygulanmasının sağlanması devletlere düşen görevlerdir.

Bu önemli mücadele konusunda, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) önerileri doğrultusunda kanser hastalığı ile başarılı bir mücadelede bütün olarak uygulanması gereken basamaklar, devlet çatısı altında değiştirilmesi mümkün olmayan sistemle “Ulusal Kanser Kontrol Programı” kapsamında, dört (4) ana temelde şekillenmektedir. Bu basamaklar sırasıyla,

1. Kanser Kayıt Sistemi, 2. Toplumsal Farkındalık Çalışmaları, 3. Erken Tanı ve Tarama Hizmetleri ve 4. Mültidisipliner Tedavi ve Palyatif Bakım Hizmetleri’dir.

Bugünkü konumun sonunda bir kez daha vurgulamak istiyorum ki, kanser hastalığı ile mücadelede dört temel basamağı içeren tüm unsurların bir bütün olarak eksiksiz çalışması ile kansere karşı başarılı mücadele yapılandırılmış olacaktır. Bu yapılanmanın başarısı kanser hastalığından korunma ve kurtulma oranlarının artışı ve çağdaş düzeyi yakalaması ile hissedilir. Bu bir hayat kazanmadır.

 

Kanser hastalığında genetik ve çevresel faktörler
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.