Kıbrıs Başyazı

Cumhurbaşkanlığı seçimini, demokrasi şöleni olarak yaşamak…





   Annan Planı Referandumuna çok kısa bir süre kala dönemin Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un, Rumları “HAYIR” yönünde oy kullanmaya davet eden ünlü konuşması belleklerde yerini koruyor.
   Papadopulos’un, planda, Kıbrıs Türk kurucu devletinin varlığının yasal olarak tanındığını, Türk tarafının istediklerini, referandumdan 24 saat sonra elde edeceğini, Rum tarafının ise, 24 saat içinde “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni lağvetmek durumunda kalacağını kaydettikten sonra söylediği şu sözler ise hiç unutulmadı: “Ben Annan planını kabul edemem, bu şekilde imzalayamam. Ben bir devlet teslim aldım, bir toplum teslim etmeyeceğim.”
***
   Kimse aksini iddia edemez.
   Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Türk Federe Devleti ve ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilene kadar, bir devlete sahip olma hissini yaşamadı.
   1960 Kıbrıs Cumhuriyeti, Anayasal Kimliğiyle ancak üç yıl yaşayabilmişti.
   Kıbrıslı Rumların, etkin davranışı, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sahiplenmesine izin vermemişti.
   21 Aralık 1963 sonrası Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Rumların işgal döneminin başlaması, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Kıbrıs Rum Devleti’ne dönüştürmüştü.
   Rumlar o zaman devleti daha güçlü şekilde sahiplenmişti.
   Rumlar, İngiliz sömürge döneminin sonlanmasından üç yıl sonra hayallerindeki, ideallerindeki devlete sahip olmuştu.
   Annan Planı’ndaki iki kurucu devletten biri olmayı, dönemin başkanı Papadopulos, devletten, topluma geri gidiş olarak isimlendirmişti.
***
   Rumlar bize göre çok daha erken toplumdan, devlete geçişi yaşadı.
   Biz gecikmeli yaşamaya başladık.
   KKTC’nin Türkiye dışında tanınmaması, Kıbrıslı Türkler, devletini sahiplenme duygusuna burukluk katmıştır.
   Hâlbuki bir toprak parçası üzerinde, fiilen bir yönetimin parçası olmadan yaşayan toplumların bir hukuku oluşmak zorundadır.
   Oluşan hukuk, adı ne olursa olsun ayrı bir yönetim ya da devlettir.
   KKTC özeline bakarsak, dünya tarafından tanınmamış olsa da varlığı kabul edilen bir devletimiz vardır.
   Sınırları, devletin kurumsal yapıları, vatandaşların cebindeki kimlik ve pasaport bir biçimde kabul edilmektedir.
   KKTC’yi tanımayan devlet ve uluslararası kuruluşlar, KKTC’deki insan hakları, hukuk ve demokrasinin kalitesiyle ilgilenmektedir.
   Bu üç başlık altındaki veriler, bizlere saygıların çıta yüksekliğini belirler.
***
   Seçimler, tek başına demokrasinin göstergesi değildir elbette. Ancak seçimlerin evrensel kriterlere uyumla gerçekleşip, gerçekleşmemesi, dıştan bize bakanlarda bir kanaat oluşmasına neden olur.
   Yüksek Seçim Kurulu’na dün 11 kişi, cumhurbaşkanlığına adaylık başvurusunda bulundu.
   Adaylara itirazı olanlar, bugün ve pazar günü, 09.00-17.00 saatleri arasında YSK’ya başvuru yapabilecek.
   Sonrasında kesinleşen adaylar açıklanacak ve bir anlamda yarış başlayacak.
   Bu seçimleri her bakımdan, ne kadar demokrasi kalitesi yüksek yaşarsak, en başta Kıbrıs Türk Halkı, KKTC ve demokrasimiz kazanacak.
   Cumhurbaşkanlığı seçimini bir demokrasi şöleni olarak yaşamak, ortak arzu olmalıdır.
  

Cumhurbaşkanlığı seçimini, demokrasi şöleni olarak yaşamak…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.