Gözde Ataöv

Yaygın kaygı bozukluğu-2





(Geçtiğimiz haftadan devam)

Yaygın kaygı bozukluğu gelişimine neden olan psikososyal etkenler hakkında başlıca iki düşünce ekolü var.
1. Bilişsel-davranışçı okul
2. Psikoanalitik okul

Bilişsel –davranışçı okul

-Yaygın kaygı bozukluğu olan hastalar algılanan tehlikelere yanlış ve kusurlu olarak tepki verirler.
-Kusur, çevredeki olumsuz ayrıntılara seçici dikkatle, bilgi işlenme sürecindeki çarpıtmalarla ve kişinin başa çıkma becerisini fazlasıyla olumsuz görmesiyle ortaya çıkmaktadır.
Psikoanalitik okul:
-Kaygının çözümlenmemiş bilinçdışı çatışmaların bir belirtisi olduğu varsayımını ileri sürer.

Çevresel etmenler


   -Travma ve sevilen birinin kaybı
-Boşanma
-İş, okul değiştirmek gibi stresli yaşam olaylarının yaygın kaygı bozukluğunun sebepleri arasında olabileceği düşünülmektedir.
Yaygın kaygı bozukluğu belirtileri

-Belirgin bir nedeni olmayan korku ve endişe,
-Endişeyi çoğaltabilecek durumlardan kaçınmak, endişe yaratacak durumları ertelemek,
-Sorun çözmede ve konsantrasyonda güçlük,
-Bedensel bir hastalık varmışçasına kendisini gösteren aşırı uyarılma belirtileri, örneğin: yorgunluk, halsizlik, baş ağrıları…
Yaygın kaygı bozukluğu, endişenin odağı olan olay ya da durumun etkisiyle orantısız sık, ısrarlı endişe ve kaygı örüntüsü ile karakterizedir. Yaygın kaygı bozukluğu ile normal kaygı arasındaki ayrım; ölçütler arası ‘aşırı’ sözcüğünün kullanımı ile ve belirtilerin belirgin bozulmaya ya da sıkıntıya neden olduğunun belirlenmesi ile vurgulanır.
En az altı aylık bir sürenin çoğu gününde bir takım olaylar ya da etkinliklerle ilgili olarak, aşırı bir kaygı ve kuruntu vardır. Kişi, endişelerini denetim altına almakta güçlük çeker. Bu kaygı ve endişeye aşağıdaki altı belirtiden üçü eşlik eder:
1. Dinginleşememe (huzursuzluk) ya da gergin ya da sürekli diken üzerinde olma
2. Kolay yorulma
3. Odaklanmada güçlük çekme ya da zihin boşalması
4. Kolay kızma
5. Kas gerginliği
6. Uyku bozukluğu (uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük çekme ya da dinlendirmeyen,  doyurucu olmayan bir uyku uyuma).
Kaygı, kuruntu ya da bedensel belirtiler, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da
toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte
düşmeye neden olur. Bu bozukluk, bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir madde
bir ilaç) ya da başka bir sağlık durumunun fizyoloji ile ilgili etkilerine bağlanamaz. Bu bozukluk başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz.
Klinik özellikler


   Temel özellikleri motor gerginlik veya huzursuzluğun eşlik ettiği sürekli, aşırı kaygı ve endişedir. Kaygı aşırıdır ve kişinin yaşamının diğer alanlarına da müdahale eder.Motor gerginlik en sık titreme, huzursuzluk ve baş ağrıları gözlenir. Genellikle bedensel bir belirti ile prastisyen hekime ya da dahiliye uzmanına başvururlar. Bazı hastalar yaygın kaygı bozukluğu tanısını ve uygun tedaviyi kabul ederken, bazısı ek tıbbi danışman bulmaya çalışır.

Gidiş ve sonlanış

Hastalar, doktora genellikle 20’li yaşlarda başvururlar. Yaygın kaygı bozukluğu olan hastaların sadece 1/3’ü psikiyatrik tedavi arayışı içindedirler. Hastalığın bedensel belirtileri için tedavi arayışında olan çoğu hasta genel pratisyenlere, iç hastalıkları uzmanlarına, kardiyologlara, göğüs hastalıkları uzmanlarına veya gastroenterologlara başvururlar. Bazı veriler yaşam olaylarının yaygın kaygı bozukluğunun başlangıcıyla ilişkili olduğunu gösterir.Bazı olumsuz yaşam olaylarının olması, bozukluğun gelişme olasılığını büyük oranda artırır.Yaygın kaygı bozukluğu tüm yaşam boyunca sürebilen kronik bir durumdur.
Yaygın kaygı bozukluğunun en etkin tedavisi muhtemelen psikoterapi, ilaç tedavisi ve destekleyici yaklaşımların birleşimiyle sağlanır. İlaç tedavisi bazen 6-12 aya kadar sürdürülse de, bazı kanıtlar tedavinin uzun süre, belki de yaşam boyu devam ettirilmesi gerektiğini ileri sürer.

Yaygın kaygı bozukluğu-2
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.